Son yıllarda çeşitli plâtformlarda suiistimal iddia ve dedikoduları yoğunlaşmış, dolayısıyla denetim fonksiyonunun önemi daha da çok artmış bulunmaktadır. Bugün, toplumdaki genel kanaat ülkemizin ahlaki ölçülerinin eskiye nazaran oldukça değiştiği, birçok kutsal ve manevi değerlerin azaldığı tarzındadır. Biz bunu, toplumun ahlâki bünyesinde beliren bir zafiyet diye ifade edebiliriz. Bize göre; var olduğu iddia edilen suiistimallerin birinci sebebi; ahlâki sarsıntı, ikincisi de denetim fonksiyonuna verilen önemin bilhassa 1983''ten sonra oldukça azalmasıdır. Bu itibarla biz, denetim fonksiyonu üzerinde durmak istiyoruz.
Bilindiği üzere insanlarda olduğu gibi toplumların hukuki bünyesi olan devlet teşkilâtında da çeşitli organlar vardır. Devlet, birer çark görevi gören organlarının birbrini tamamlayan müşterek çalışmaları sayesinde yaşamını devam ettirir. Devletin ana gayesi, hizmetinde bulunduğu ulusun bireylerinin ihtiyaçlarını karşılama, onları her geçen gün daha mutlu kılmaya gayret etmektir. Bu gayrete biz Devlet icraatı deriz. Bu kavramın içindeki ana unsuru topluma yarar sağlamak gayesini gerçekleştirmeye yönelik faaliyetler teşkil eder. Bu faaliyetlerin bir bölümünü iş görmek, öbür kısmını da bunun amacına uygunluğunu araştırmak oluşturur. Bunlardan ilkine idari veya icraî işler, diğerine de denetim faaliyetleri denilir. Görülüyor ki, bir insanın yürümesi için nasıl ki ayağa ihtiyacı varsa devlet bünyesinin hareketi için de sözkonusu görevleri ifa eden iki organın varlığı gerekir. Ama ikisinin birbiriyle ahenkli bir şekilde çalışması da şarttır.
Devlet bünyesi içindeki iş yapanlar da denetim elemanları da Kamu hizmetinin görülmesi için mevcutturlar ve amaçları aynıdır. Bu itibarla, idarenin denetimi adı altında toplanan faaliyetler kanaatimizce icrai işler kadar önemlidir. Bunun gereği gibi yapılmaması birçok bakımdan zararlı sonuçlar doğurur. Devlet hizmetinde ilk olarak bulunduğumuz Maliye Müfettişliğine başladığımız sırada bizlere ilk öğretilen teftiş edenle, edilenin görev amaçlarının birbirinden farksız, başka bir deyimle Kamuya hizmet olmasıdır. Bu kural denetim faaliyetlerinin esas unsurunu teşkil eder. Buna uygun davranış ve tutumlar ülkeye yarar sağlar, aksi ise zarar verir.
Uzun süre kamu görevi yaptığımız sırada edindiğimiz genel intiba, denetim ile yürütme arasında ülke yararına mevcut olması gereken ahengin tam manası ile sağlanamadığı tarzındadır. Bu duruma, Yürütme Organlarının; bazen siyasi güç dengelerinden yararlanarak denetimden kaçmaya çalışması kadar, siyasi ve ideolojik nedenler dahil, birçok beşeri sebeplerle objektiflikten uzaklaşması da sebep olmaktadır. Ayrıca, bu ahenk bozukluğuna, kamu görevlilerinin, ülkeye yararlı hizmet amacıyla bazen suç teşkil etmeyecek şekilde hukuk kurallarını zorlamalarını, denetim organlarının bize göre yanlış yorumluyarak savcılıklara suç duyurusunda bulunmalarını da ilave etmek gerekir. Bu bahsettiğimiz son durumu esas mesleği Maliye Müfettişi olan merhum büyüğümüz eski Tarım Bakanlarından Nedim Ökmen şu sözleriyle en iyi şekilde ifade etmiştir:
"İdari hayatla müfettişlik sanki ayrı iki alem, bu sebeple ben eski Maliye Müfettişi Nedim Ökmen, Tarım Bakanı Nedim Ökmen''i, şimdiye kadar elli maddeden mahkemeye verirdim" ama bu sözleri söylediği zamanlarda merhum "Türk çitfçisine ne kazandırırsam o kârdır" düşüncesiyle gecesini gündüzüne katıyordu.
Yolsuzluklarla savaşta ahlaki değerler konusunda yeni atılımlar gerekli olmakla beraber denetim konusunda dileğimiz, yurda hizmet aşkıyla dirseklerini çürütenlerin, başka bir deyimle "acı yemedim ki karnım ağrısın" diyenlerin cesaretini kırmayacak fakat devletin tek kuruşunun ziyanını önleyecek bir denetim anlayış ve düzeninin meydana getirilmesidir.

