Bilindiği gibi devletin başlıca amacı ulusun mutluluğunu sağlamaktır. Bu yüzdendir ki, bütün devlet işlerinin endekslendiği nokta kamuya hizmettir.
Eğitim düzeyi yeterince gelişmemiş ya da bazı ideolojik saplantıların etkili olduğu ülkelerde bu ana prensibin uygulanmasını görmek oldukça zordur. Söz konusu toplumlarda daha ziyade benimsenen görüşlerin ortaya çıkardığı hareket tarzları devlet idaresine hakim olur. Bu yüzden de sonunda ideolojik diyebileceğimiz davranış biçimleri ülkeye yarar yerine zarar verir.
Bu bahsettiğimiz ana düşünceler çerçevesinde son kırk yıl içinde devlet hizmetinde kamu yararını ön plânda tutan, fakat siyaset hayatının başlangıcında kamuoyunda ideolojik yönü ağır basar gibi görülen Sn. Ecevit''in gerçek devlet adamı kişiliğini yansıtan iki olayı nakletmek istiyoruz.
Sayın Ecevit''in 1974''te ilk Başbakanlığı sırasında biz Plânlama Müsteşarıydık. O zaman Cumhuriyet Halk Partisi ve Milli Selâmet Partisi''nin oluşturduğu bir koalisyon hükümeti iktidardaydı.
Bir gün Hava Kuvvetleri''nde uçak sanayii ile ilgili bir brifing verildi. Sayın Ecevit bize de bu brinfingde bulunmamız için talimat vermişti. Bu talimat sırasında bizden ön bilgi alırken "Türk Uçak Sanayii ile ilgili kanunda niçin yabancı sermayeye yer verilmediği" sualini sordu. Kendisi 1972''lerde biz Maliye Müsteşarı iken Hava Kuvvetleri eski Kurmay Başkanlarından merhum Orgeneral İhsan Göksaran''la bu kanunun hazırlanışına katkıda bulunduğumuzu biliyordu.
Gerçek şu ki, merhum paşayla tasarı hazırlanırken biz yabancı sermayeyi öngörmüş, fakat Halk Partisi kanadının bu konudaki olumsuz tutumu dolayısıyla bu hususun tasarıda yer almasının yerinde olmayacağını düşünmüştük. Bilhassa Sayın Ecevit''in kanun tasarısı TBMM''de görüşülürken yabancı sermayeye yer verilmesine itiraz edeceğine mutlak gözüyle bakıyorduk. Sayın Ecevit''in bu suali üzerine çok şaşırmış ve ne kadar yanıldığımızı anlamıştık.
Bir başka olay da şu: 1975 mali yılı bütçe çalışmaları Maliye Bakanlığı''nda başladığı zaman 90 milyara varması muhtemel bütçenin denkliği için 10 milyar liralık bir gelir kaynağına daha ihtiyaç olduğu görüldü. Bunun üzerine çözüm bulunsun diye Sayın Ecevit bizi Başbakanlık konutunda tertiplediği toplantıya davet etti. Günlerden cumartesi idi. O sırada Müsteşarı bulunduğum Plânlama Teşkilâtı''nda Finansman Müdürü olan Yılmaz Karakoyunlu''yu da yanımıza alıp, toplantıya gittik. Toplantıda 10 milyarlık açığın giderilmesi için çare aranırken, Sayın Ecevit bize KİT''lerden bazılarının özel sektöre devri suretiyle bir kaynak bulunup bulunamayacağını sordu.
O zamanki şartlarda devletçilik sempatizanı olarak bilinen, özel kesime sıcak bakmadığı kanaati yaygın bulunan Sayın Ecevit''in bu suali bizi oldukça şaşırttı. Bu şaşkınlık içerisinde biz de öngörülen satış işlemlerinin uzun zaman alacağını ve bütçeye hemen kaynak bulunmasının güç olacağını söyledik. Dolayısıyla 1975 bütçesi için çare arayan Sayın Ecevit''in bu düşüncesi uygulamaya konulamadı ve kısa bir süre sonra da hükümet istifa etmek mecburiyetinde kaldı.
Bu olaylar gösteriyor ki, eğer 1972''de TUSAŞ kanunu hazırlanırken Sayın Ecevit Başbakan olsaydı, uçak sanayiinin kuruluşunda yabancı sermaye yer alacaktı, 1974''te koalisoyn yerine CHP tek başına iktidarı elinde bulundursaydı özelleştirmeye o zaman başlanacaktı.
Bütün bunları son siyasi olaylar dolayısıyla geçmişteki sağ-sol ideolojik çekişmesini kamuoyu gündemine getirip siyasette istikrara yönelik olumlu gelişmeleri gölgelemek isteyenlere karşı gerçekleri ortaya koymak için yazdığımızı belirterek yazımıza son veriyoruz.

