Kaydet
a- | +A

Ülkemiz; enflasyon, gelir dağılımındaki aşırı dengesizlik, işsizlik, toplumun büyük bir kesiminde gelir azlığı gibi sorunlarla iç içe yaşamaktadır. Şimdiki hükümet, yukarıda belirttiğimiz sorunların en başında gelen aşırı fiyat artışları ile savaşı birinci derecede önemli bularak bunun için tutarlı ve ciddi birtakım kararlar almaya başladı. Tabii bu kararlar alınırken de bunların başarısı için IMF ve Dünya Bankası''ndan krediler sağlandı ve sağlanmakta. Ayrıca diğer dış kaynaklardan da faydalanmak için her türlü çaba gösterilmektedir. Bu noktaya kadar nereden bakarsanız bakınız, ekonomik bakımdan gereken kararların bir kısmı alındı ama hedefe varılması için daha pekçoklarının da uygulamaya konulması kaçınılmazdır. Ancak, toplumun bu rahatsız edici ekonomik şartlardan kurtulması için daha o kadar yürünecek yol var ki burda ilerlerken milletçe hayli zorluklarla karılaşmamız mukadderdir. Bu belirttiğimiz tespitler ne kadar objektif ise bunun yanında, içinde bulunduğumuz şartların subjektif yönlerinin ortaya çıkarttığı engeller de o nisbette vardır ve bunlar alınan ve alınacak tedbirlere adeta düşmandır. Düşüncelerimizi biraz açalım:

Ekonomimizin düzelmesi için alınması gereken tedbirler ve kararlar hakikaten şart gibi görünüyor ama acaba toplumumuzun büyük bir kesimi bunların acıtıcılığına hatta ıstırap vericiliğine karşı dayanacak güçte midir? Suali de akla hemen geliyor. İşte bize göre bu nokta çok iyi bir şekilde değerlendirilmeli ve irdelenmelidir. Veya bu hususun varlığı kabul edilerek ekonomik alanda alınacak tedbirler konusu da bu mevzu bir sorun olarak gündeme alınmalıdır.

Bilindiği gibi ekonomik hayatın yönlendirilmesinin iki cephesi vardır. Bunlardan biri, idare edenlerin gördükleri, diğeri de yönetilenlerin, başka deyimle toplumun hissettikleridir. İdare edenlerin gördükleri cephede ekonomik hayattaki hastalıklar ve bunların giderilmesi için gerekli tedbirler başka bir deyimle ilaçlar yer alır. İdare edilenlerin cephesinde ise, bu ilaçlara dayanıp dayanmayacakları hususu görülür. Tıpta verilen ilaçların hasta bünyesine göre olması şarttır. Siz doktor olarak karaciğeri de hasta olana diğer hastalığı için ona zarar verecek bir ilacı yazdığınız taktirde nasıl yanlış yapmış olursanız, ekonomide de bu durum aynen sözkonusudur. Durum böyle olduğu için, bize göre hükümetin alınan ekonomik kararların halkı tedirgin edici taraflarını da iyi değerlendirmesi ve bu hususa da önem vermesi gerekmektedir. Unutmamalı ki hükümetlerin görevi milletini memnun ve mutlu etmektir. Bu vesile ile bir anımızı nakletmek istiyoruz:

"1956 Haziran ayında merhum Esat Işık başkanlığındaki bir heyete dahil olarak 4 hafta kadar Yugoslavya''da bulunduk. Maliye Bakanı da merhum Nedim Ökmen idi. Ankara''ya dönerken kendisine, Yugoslavya''yı hatırlatacak bir hediye almak istedik. Satıcıya kendimizi tanıttıktan sonra Bakan''a uygun bir hediye tavsiye etmesini rica ettik. Satıcı bize derhal duvarda asılı bir flüt verdi. İşte Bakan için güzel bir hediye dedi ve ilave etti: Bakanlar halkı memnun etmek için çalgı çalarlar, millet de zevkten ve mutluluktan oynar."

İşte, mizahi de olsa hükümetlerden halkın neyi beklediğini bu anımız çok güzel anlatmaktadır.

Bu gerçekten hareketle biz hükümetin ekonomiyi düzeltmek amacıyla sarfettiği gayretlerin başarısı için toplumun isteklerine kulak vermesinde ve bu mevzuda halkı aydınlatmasında yarar görüyor ayrıca ferahlatıcı bazı yeni tedbirlerin gerektiğine de inanıyoruz. Ekonomi bürokrasisinin bunların ne olduğunu bildiğine de eminiz.