Yaklaşık 20 yıl önce 6.8.1980 tarihli Tercüman''da ekonomik ve iç siyaset durumumuzu ve bu konudaki görüşümüzü yansıtan bir yazımız çıkmıştı. Bu yazı aynen şöyle idi:
"Herkesin ülkesinde ekonominin idaresinden bekledikleri insanca yaşamaktır.
İnsanca yaşamanın tarifi de bize göre "karnını tok tutabilmek, barınacak yere sahip bulunmak ve hayatta olmanın hazzını tadabilmektir." Bu üç önemli unsurdan herhangi biri eksikse toplum huzursuzdur, şikayetçidir, bunları bekleyip bulamadığından dolayı tedirgindir.
Yukarıda belirttiğimiz insanca yaşamanın her üç unsuru da bir yandan kalkınma bir yandan da enflasyonla ilgilidir.
Özetlersek, toplum, ekonomik alanda hükümetlerden kalkınmayı ve enflasyon içinde bulunmamayı bekler.
Bu belirttiğimiz hususlar karşısında ülkemizin gösterdiği tablo şöyledir:
¥ Halen ekonomik bakımdan gelişme halindeyiz.
¥ Fiyat artışları enflasyona canavar dedirtecek hale gelmiştir.
Bu durumda toplumumuzun her kesiminde kalkınmanın gerçekleşmesi ve enflasyondan kurtuluş, en büyük arzu ve bekleyiş şeklinde görülmekte ve ekonomik alanda hükümetler bu açıdan tek sorumlu olarak telakki edilmektedir.
Halkımızın büyük bölümü söz konusu alanlarda kendisinden anlayış ve fedakârlık beklendiğinden bahsedildiği zaman sıkıntılarını arttıracak her türlü düzenlemeden kesinlikle hoşlanmamakta, buna tepki göstermektedir. Oysa ki gerek kalkınma, gerek enflasyondan kurtulmanın bir bedeli vardır. Bu da herhalde zevk verici veya hoşgörüntülü değildir aksine yük getirici ve sıkıntı vericidir.
İşte ekonominin idaresinde en önemli husus halkımızın hoşlanmadığı tedbir ve düzenlemelerin ileride ülkeye yarar sağlayacağına inandırılması ve bu konuda ümitlendirilmesidir. Bu sebeple hükümetler bir yandan Türk ekonomisinin düzeltilmesi ve geliştirilmesi için çalışırlarken bir yandan da halka güven vermeli ve onu inandırmalıdırlar.
Bu görüşün ışığı altında yurt ekonomisinin idaresi bakımından hükümet bugünkü şartlarda oldukça güç durumdadır. Nitekim içinde bulunduğumuz politika ortamında halk hükümetin devamlılığından emin değildir. Hükümet de adeta vadeleri belli olmayan taksitlerle verilen sürelerde görev yapma durumundadır.
"Olmak ya da olmamak durumunda bulunan" ekonomimizin bir an evvel sağlıklı hale gelebilmesi için sanırız ki bütün siyasi partilere ve sorumlu kuruluşlara büyük görev düşmektedir."
Bu yazımızda belirtilenlerden de anlaşılacağı gibi yaklaşık 20 sene evvelki durumla ülkemizin şimdiki hali arasında hiç fark olmadığı açıkça görülmektedir. Bu demektir ki enflasyon da iç siyasetteki istikrarsızlık da ülkemizi kemiren hastalık olarak mevcudiyetini korumaktadır. Başka bir deyimle siyaset ve ekonomik durum konusunda yaklaşık yirmi yılda ortaya çıkan tablo, "az gittik uz gittik dere tepe düz gittik sonunda bir arpa boyu yol aldık" sözünü hatırlatmaktadır.
Dileğimiz bu alanda yerinde saymak durumundan kurtulmanın yollarını bulmaktır. Belki bu bulunacak yol başkanlık sistemi olacaktır.

