Eylül sonunda IMF, Dünya Bankası ve filyallarının yıllık toplantıları dolayısıyla IMF ile olan ilişkilerimiz kamuoyunu daha fazla işgal eder hale gelecektir. Bilhassa deprem felaketinden sonra bizim için daha fazla önem kazanan bu ilişkilerden IMF ile olanı üzerinde durmak istiyoruz. İkinci Dünya Harbi''nden sonra yapılan Biretton-WOODS toplantılarından sonra kurulması öngörülen IMF''nin esas amacı, o sıralarda harp sebebiyle iyice daralan dünya ticaretinin genişletilmesine yardımcı olmaktır. Amacına ulaşmak için IMF, üyesi olan ülkelere çeşitli finansman kolaylıkları tanımaktadır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz:
1. Stand-by kolaylığı
Her ülke için kotalarının % 25''lik dilimlerine eşit oranlarında kullanılır. Kullanma nisbeti yükseldikçe mali, parasal sınırlamalar, kur-faiz, enflasyon ve rezerv seviyesi taahhütleri artar.
2. Telafi edici finansman kolaylığı
Ödemeler dengesi gelirlerinin beklenmedik düşüşlerinde kullanılır. Tek veya birkaç maddenin dünya ticaretinde ortaya çıkacak geçici fiyat düşüşlerinde etkilenen üye ülkelere sağlanan bir kolaylıktır.
3. Genişletilmiş fon kolaylığı
Önemli mali tedbirlerin uygulama başarısını sağlamak üzere başvurulan bir kolaylıktır.
4. Acil yardım fonu
Tabii afetlerden etkilenen ve makro dengelerin bozulmasına sebep olan durumlarda kullanılır. (Türkiye ikinci kullanan devlet olacak.)
5. Teknik yardım
6. Özel çekme hakları
Bu arada hemen hatırlatalım. İkinci ve dördüncü sırada yazılı krediler dışında kalanların verilmesinde IMF, müracaatçı ülkeyi birçok ekonomik taahhütlerde bulunmaya zorlayabilir. Bu yüzden de IMF bizim kamuoyumuzda baskıcı bir kuruluş olarak tanımlanır ve antipatik görünüşe sahiptir. Halbuki 1954''lerden beri bu kuruluş ülkemize çok büyük yararlar sağlamıştır. IMF''nin verdiği krediler aslında sınırlıdır ve orta vadelidir. Fakat bu teşekkülün bir ülkeye felaket halleri dışında kredi vermesi onun ekonomik alanda iyi yolda bulunduğunun işareti sayılır. Bu yüzden de o ülke, diğer devlet ve mali kuruluşlarda rahatlıkla kredi bulur.
Mesela 1961''de kurulan Türkiye yardım konsorsiyumu her yıl IMF''nin yıllık toplantılarında yapacağı yardımı fiilen belirlerdi. Fakat şeklen yardımlar Paris''teki konsorsiyum toplantılarında kesinleşirdi.
IMF ile ilişkilerin başarı sağlaması için, bu teşekkülle olan diyaloğun çok iyi yürütülmesi gerekir. Kuruluşun sorumlu kişileriyle olan ilişkiler o kadar önemlidir ki, bunların sıcak ve candan olması ülkeye büyük ek yararlar sağlar. Bu vesileyle bir anımızı nakledelim:
Ticaret Bakanı iken, o sırada IMF''ye olan taahhütlerimizin bazılarının ülkemize zararı olduğunu görmüştük. Bu sebeple biz ülkemize gelen IMF heyetinin başkanını özel olarak Bakanlığa çağırdık. Kendisini Hazine Genel Sekreterliğimiz sırasında tanıdığımız için sorduk: "Şu konularda bize yüklediğiniz taahhütler yanlış" dedik ve sebebini anlattık. Onun cevabı "Bize görüşmelerde sizin anlattığınız gibi söylenmemişti" olmuştu.
Bütün temennimiz IMF ile olan mevcut diyaloğumuzun ülkeye gerekli ölçüde yarar sağlayacak şekilde sonuçlanmasıdır.

