Hükümet 29 Haziran''da TBMM''ce kabul edilen yetki kanunu ile bazı kamu çalışanlarının personel hakları konusunda yeni düzenlemeler yapabilecektir. Başka bir deyimle kamu çalışanlarının aylıklarında yeni iyileştirmeler gerçekleşebilecektir.
Bu yetki kanunu, bizi çok eski yıllara götürdü. 1970''te yürürlüğe giren personel kanunundan evvel kamu çalışanlarının aylıkları Barem kanunuyla düzenlenmişti. Kamuda göreve başladığımız 1946''dan itibaren Barem kanununun kamu çalışanları için ne kadar antipatik olduğunu çok iyi hatırlıyoruz. Demokrat Parti''nin 1950''de iktidara gelişiyle bu kanunun değişmesi için birçok çalışmalar yapılmaya başlandı ve bunun sonucu da ancak 20 sene sonra 1970''te alındı. İlginç olduğu için bu çalışmalardan bir tanesini nakletmek istiyoruz.
1964''te Maliye Müfettişi olarak Belçika Maliye Bakanlığı''nda staj yaparken bir gün karşımızda Maliye Müsteşar Yardımcısı merhum, Muhsin Özbay''ı görüverdik. Kendisi, kamuda çalışan teknik personelin aylık düzeninin ne olması hususunda vazifelendirildiğini bu konu için Belçika''ya gönderildiğini anlattıktan sonra bize Belçikalılar''ın kendisine söylediklerini nakletti. Merhum Özbay''ın anlattığına göre; Belçikalılar, bu konu basit bir konu. Teknik personel özel kesimde ne kadar ücret alıyorsa kamuda da o kadar verilir. Bunun için inceleme yapmaya ne lüzum var" demişlerdi. Bu olayı anlatmamızın sebebi kamuda çalışanların personel haklarını düzenlemenin aslında zor bir iş olmadığını fakat konunun ülkemizdeki gelir düzeyi ve bütçe imkanları dolayısıyla karışık bir hale döndüğünü ifade etmek içindir.
2. Dünya Harbi''nden sonra Kamu çalışanlarının aylık durumları o kadar dengesiz ve mantıksız hale gelmişti ki Sn. Demirel''in Başbakanlığı zamanında 1969''da nihayet bir kanun tasarısı TBMM''ye sunulabildi. Ancak Meclis''te görüşülürken tasarı şekil değiştire değiştire sevkedildiği zamandaki görünüşüne nazaran adeta tanınmaz hale geldi. Hatta, müzakereler sırasında Maliye Bakanı Mesut Erez, yapılmak istenen tadiller dolayısıyla tasarıyı çekmeyi bile düşündü. Ancak tasarı kanunlaştığı zaman BAREM kanununun doğurduğu olumsuz haller, ortamı istenilen şekilde düzeltemedi ve çeşitli düzeltmelere rağmen varlığını koruyan aksaklıklar, şimdiki hükümeti bu alanda konuyu yeniden ele almaya sevketti.
Aslında personel kanunu ilk uygulamaya konulduğu zaman birçok hükümleri anormal sonuçlar doğurmuş, mesela, bir şoför emrine verildiği müdür kadar ve birçok hizmetli de memurlardan fazla aylık alır olmuşlardı. Bunların sebebi, hazırlanan tasarıda çeşitli grupların baskılarıyla TBMM''de yapılan değişikliklerdi.
Şimdi de yeni yürürlüğe giren Yetki Kanunu dolayısıyla duyduğumuz bir endişeden bahsetmek istiyoruz. Bu kanundan sonra Kamuoyunda aylıklarda, yapılan zamlar dışında yeni artışlar beklentisi ortaya çıkabilir. Ancak, hükümetin uyguladığı enflasyonla mücadele programının mevcudiyeti karşısında kamu çalışanlarının aylıklarında yeni bir artış çok yanlış olur. Çünkü biz, kamuda bu yıl aylıklara yapılan zam oranını en az ücretin enflasyonla eksilen miktarına eşit olması gerektiğine inandığımız için, benimsememiştik ama, bundan sonra da yeni zamlar yapmak programı başarısızlığa götürür. Bu da ülkemiz için ekonomik felaket olur.
Temennimiz, bu yetki kanunu dolayısıyla ortaya çıkacak aylıkların artırılması istikametindeki baskılara ülkenin yüksek menfaatleri bakımından hükümetin direnmesi karşısında toplumda oluşabilecek yeni huzursuzluk ortamının siyasi bir krize yol açmamasıdır.

