Kaydet
a- | +A

Devlet İstatistik Enstitüsü''nün verilerine göre Nisan ayı itibariyle fiyat artışları şu şekilde belirlendi:

Nisan''da toptan eşya fiyatları % 2,3 tüketici fiyatları ise % 2,4 oranında arttı. % 2,4''lük tüketici endeksindeki artışın 0,2''si Devlet, 2,2''si de özel sektörden kaynaklandı. Dört aylık enflasyon rakamları ise toptan eşya fiyatlarında % 16,2, tüketici fiyatlarında ise % 14,5 oldu. Nisan ayı itibariyle 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon toptan eşyada % 58,7 tüketici fiyatlarında % 66 olarak belirlendi. Geçen yıl aynı ay itibariyle toptan eşya fiyatlarında enflasyon oranı % 50,0 Tüketici fiyatlarında ise % 63,90 idi.

Nisan ayında gerçekleşen % 2,4''lük toptan eşya fiyat artışı bu aydaki son sekiz yılın en düşük oranı oldu. Nitekim 1992''de toptan fiyat artışı Nisan''da % 2,2 olmuştur. Geçen yıl Nisan''da toptan eşyada % 5,3, tüketici fiyatlarında ise % 4,9 artış gerçekleşti.

Bu fiyatların ilânını müteakip Hazine Müsteşarlığı''ndan yapılan açıklamada "Nisan''da özellikle imalat sanayii fiyat artış oranlarındaki % 1,9''luk gerilemenin olumlu olduğu belirtilerek, Nisan ayında enflasyonun daha düşük oranda gerçekleşmiş olması enflasyonla mücadele programı çerçevesinde alınan tedbirlerin sonuçlarının görülmeye başlandığının göstergesidir" denildi. Açıklamada ekonomik politikaların tavizsiz sürdürülmesi ve yapısal reformların hayata geçirilmesine bağlı olarak fiyatların artan şekilde düşüş eğilimi göstermesinin beklendiği bildirildi.

Bu arada fiyatlarla ilgili olarak ekonomik alanda bilimsel görüşlerine çok değer verdiğimiz Prof. Erdoğan Alkin''in yaptığı açıklamada "Toptan eşya ve tüketici fiyatlarının rakamları olağanüstü olumlu. Bu kadarını beklemiyorduk. Bu arada dikkati çekmek istediğim konu, tüketicide önemli bir düşüşün olması. Bunda, belli mallardaki kâr paylarının etkili olduğunu düşünüyorum. Açıklanan rakamlar enflasyonun belinin kırıldığına dair inancımı arttırdı" demiştir.

TÜSİAD''ın görüşünü yansıtan saygıdeğer dostumuz Korkmaz İlkorur da bir gazeteye yaptığı açıklamada, "Açıklanan rakamlar enflasyonun beklentiler doğrultusunda gerçekleştiğini gösteriyor. Az da olsa program, amacına uygun bir şekilde ilerliyor. Tüketici enflasyonu önümüzdeki dönemde mevsimlik etkiler nedeniyle daha da düşecektir. Uygulanan politikalarda gayret ve iyi niyet görüyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Biz, enflasyonla mücadele konusunda hükümetin aldığı kararların doğruluğunu, bunların hedeflenen sonuçları vereceğini, ta başından beri savunmuş bulunmaktayız. Bu yazımızda da aynı şeyleri tekrarlamamak için hem programın sahiplerinden Hazine Müsteşarlığı''nın hem de değerli bilim adamları ve yazarların görüşlerini yazımıza dahil ettik.

Ancak, enflasyonla mücadelede alınan kararların olumlu olması için bize göre fiyat artışlarının ana sebebi olan kamu gelir-gider dengesizliğinin giderilmesi şarttır. Ülkemizde hem fiyat artışlarının normale dönmesi hem de kalkınma hızının gereken oranda olması için kamu gelirlerini artıracak giderleri disiplin altına alacak düzenlemeler şarttır. Bu da Maliye Bakanlığı''nca yapılmaktadır. Gelir arttırma bilindiği gibi bütün vergi doğuran olayların kontrol altına alınmasıyla olur. Ancak, bunun ne kadar güç olduğu da konu ile ilgili herkesçe bilinir. Bu mevzuda Maliye Bakanlığı elinden geldiğince ve gücü yettiğince gerekenleri yapmaktadır. Fakat, işin esası yapılan her giderin vesikalandırılmasına dayandığı için, bu konuda başarı için geniş bir kontrol ağının kurulması gerekmektedir. Kontrol ağının esasını fiili kontroller yanında bilgisayara dayalı mekanizmalar teşkil etmektedir. Bu ise uzun zamana bağlı bir durumdur. Bu sebeple fiyat hareketlerindeki olumlu ve kalıcı sonuçlar ancak Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı''nın tam uyumlu çalışmasıyla sağlanır.

Şimdiki müşahedemiz böyle bir uyumun mevcudiyetini gösteriyor. Bunun devamı ise, başladığına inandığımız siyasi istikrar ortamının devamına bağlı görünüyor.

Temennimiz, ülkemizde siyasi istikrarın zamanla daha güçlenmesi ve alınan kararların dikkat ve sabırla devam ettirilmesidir.