Ülkemizin enflasyonist baskı altındaki ekonomisinin diğer sorunu da kalkınmadır. Buna bir de son deprem felaketi nedeniyle iktisadi rehabilitasyon eklendi. Bu itibarla seçim sırasında yeni iktidarı bekleyen son yılların kemikleşmiş sorunları kamuoyunda tartışılırken şimdi de bunlara eşdeğer ehemmiyete yenisi eklendi. Bu itibarla Türkiye''yi yönetenlerin işi çok daha zorlaştı. Türkiye''yi yönetenlerin işi daha zorlaştı derken gayet tabiidir ki sorunların çözümünü bulacaklar kimler sorusu akla geliyor. O zaman da bunun cevabı olarak hemen diyoruz ki kim olacak, siyasetçisiyle bürokratıyla Devlet kadrosu. İşte bu iki insan grubu görevlerini gereği gibi yaparlarsa Türkiyemizin sorunları zaman içinde mutlaka azalır, aksi olursa içinden çıkılmaz zorluklarla karşılaşırız. Şu anda ekonomik hayatımızla ilgili en önemli konu bizce bu iki grubun fonksiyonlarını gereken şekilde yapıp yapmayacaklarıdır. Kabul etmek lazımdır ki iç siyaset alemimiz 1970''lerden sonra arzu edileni yapar olmaktan çıkmaya başladı. Bunun sonucu olarak bu alemin etkisiyle şekillenen bürokrasi dünyamız da görevini gerektiği gibi yapamamaya başladı, neticede bugünkü hale gelindi. Mevcut koalisyon hükümeti istediği kadar gayret sarfetsin, eli ayağı olan devlet teşkilatı arzu edilen performansı gösteremedikçe ekonomik sıkıntılarımızın azalması bize göre çok zor görünmektedir. Bu satırları yazarken biz bir müddetten beri kamuoyuna yerleşen devleti yeniden yapılandırma düşüncesinin mevcudiyetinden haberdarız. Ama bu alanda Hükümetin acilen ele alması gereken (Bunun fiilen gerçekleşmesine yönelik somut bir gayretini) göremiyoruz. Bize göre bugünkü durumda mevcutları yetişmiyorcasına şimdi de zelzele felaketi dolayısıyla ayrıca büyük sorunlarla bunalan hükümeti bu mevzuda ağır davranıyor demeye dilimiz varmıyor. Ama biz aslında bu konunun ülkemizin dertten kurtulması için önceliği olduğuna inanıyoruz.
Devlet teşkilatının siyasi nedenlerle erozyona uğraması sonunda Devlet o kadar değerli elemanlarını kaybetti ki bugün bunlar Devlet Teşkilatına yeniden çekilse ve bürokratik bünye, partilerin olumsuz etkisinden kurtarılabilirse yeniden yapılanmanın gerçekleştirilmesine kadarki zamanda oldukça iyi işler yapılabilir. Bize bu satırları yazdıran Devlet Teşkilatından kopmuş eski Hazine Genel Müdürlerinden Cengiz Alper''in Nisan ayında hazırladığı rapor diyebileceğimiz yazılı bir çalışması oldu. Bunun ekonomik bölümünün bir kısmında şunlar yazılı: "Şimdi asıl sorun resesyona girmeden istikrarın nasıl sağlanacağıdır. Ekonomide iç talep düşmüş, üretim de negatif etkilenmiştir. Turizm gelirlerinin düşük gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. İhracatta bir artış değil aksi beklenmektedir. Dünya ekonomisindeki durgunluktan etkilenmememiz mümkün değildir. Başta tarım, inşaat, tekstil, otomotiv ve demirçelik olmak üzere piyasada genel bir durgunluk hüküm sürmektedir. Bu tablonun iç açıcı olmadığı aşikardır. Bu aşamada istikrar ilkesini tamamen terk etmeden sınırlı olan bütün imkanlarımızı üretim ve ihracat yönünde kullanarak hat safhadaki işsizliğin daha vahim boyutlara ulaşmasını önlememiz büyük önem arzetmektedir. Başka bir ifadeyle yapılacak bütün ekonomik düzenlemelerde üretimin artması asıl amaç olmalıdır. Kamu hizmet ve mallarına zam yapılması kaçınılmazdır. Yeni ayarlamaların birikmiş zararları telafi ve yıl sonuna kadar yeni bir zam yapılmaması esasına göre gerçekleştirilmesi yararlı olabilir."
Bizim de içeriğine yürekten katıldığımız söz konusu nottan bahsetmemizin sebebi Cengiz gibi daha bir çok eski bürokrattan istifade edilmesi hususunu hükümete hatırlatmaktır.
Temennimiz Devletten ayrılan çok değerli bürokratları tekrar kamuda çalıştırmanın yollarının aranıp bulunması ve yeniden yapılanmanın gerçekleşmesine kadar bürokratik bünyenin güçlenmesinin sağlanmasıdır.

