Kaydet
a- | +A

Ülkemizin bir bölümünü etkileyen zelzele felâketi büyük acılara ve üzüntülere sebep oldu. Ama birçok senelerin Ağustos ayları ülkemiz açısından hem askerî, hem de ekonomik alanda çok önemli günleri bünyesinde barındırır. Nitekim en son Anayasamızda yapılan değişikliklerle yabancı sermaye girişinin artmasını kolaylaştıracak dolayısıyla ülke ekonomisine büyük yararlar sağlayacak kanun hükümleri, vergi kanunlarının uygulanmasında getirilen piyasayı ferahlatıcı yeni düzenlemeler de bu Ağustos ayında yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. İşte ekonomik bakımdan bu tür yararlı kararların alındığı günlerden biri de 10 Ağustos 1970''tir.

O gün ilan edilen devalüasyon ve uygulamaya konulan istikrar programı ekonomik hayatımızda çok önemli bir dönüm noktasıdır. Devlet idaresi açısından çok ders alınacak yönleri bulunduğu için yaklaşık 30 sene önceki bu günden bahsetmeyi uygun bulduk.

10 Ağustos 1970 devalüasyonuna tekaddüm eden devrede ülkemiz istikrar içerisinde kalkınmanın örneğini vermiş ve gelişen Türkiye''nin ihtiyacı bulunan dış finansmanın sağlanması zarureti, söz konusu devalüasyonu zaruri kılmıştı.

Ancak bunun ülke yararına faydalı sonuçlar vermesi için aynı zamanda bir istikrar programı da gerekli idi. İşte bu yüzdendir ki, sadece 10 Ağustos günü 31 adet Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete''de yer almış, tebliğler, tamimler ve sonraki günlerde çıkan kararlarla birlikte adeta büyük bir kitap hacminde tedbirler paketi meydana gelmişti. 7 Ağustos Cuma günü gündemsiz olarak yapılan hükümet toplantısında bakanların kararları imzalama işlemi bittiği zaman gece saat 1''i geçiyordu. O gün hukuken alınmış olan kararların tamamı ekonomik hayatımızda büyük bir sıçramanın sebebi olmuştu.

Yapılan devalüasyon sonunda evvelce 1 Dolar=9 Lira olan resmi kur, 1 Dolar=15 Liraya çıkartılmış, pamuk kuru üzüm, tütün, incir, zeytinyağı, küspe, fındık için kur, 1 Dolar=12 Lira olarak belirlenmişti. Bu malların ihracı sonunda 15 TL ile 12 TL arasındaki 3 liranın oluşturduğu bir fon oluşmuştu.

Bütün kararlar dizisini bir arada mütalaa ettiğimiz zaman bunların hazırlanmasının, uygulanmaya konulmasının ne kadar zor bir iş olduğu anlaşılır. Ayrıca bunlar yapılırken olayın belli sorumlular dışında kimse tarafından bilinmemesi de kayda değer diğer bir husustur. Bu kararların hazırlanması sırasında Devlet Plânlama Müsteşarlığı, Maliye ve Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarıyla Merkez Bankası''nın sıkı işbirliği, iyi devlet idaresine örnek teşkil edecek bir görünümdeydi.

Sanıyoruz ki, 1970 devalüasyonu ile ilgili çalışmalar, bilimsel olarak incelense bundan devlet idaresi açısından çok önemli dersler ortaya çıkar ve bunlardan da ülke büyük yarar görür. Bilhassa sorumlu devlet kuruluşları arasında yukarda bahsettiğimiz işbirliği Türk bürokrasi tarihine geçecek nitelikteydi. Bu hususu vurgulamamızın sebebi şudur: İnanıyoruz ki, gerek siyasi gerek bürokratik hayatta tam manasıyla bir anlayış birliği, kamu yararını ön planda tutma ilkesi benimsense ülkemizdeki bütün ekonomik sıkıntılar süratle azalmaya yüz tutar ve toplum zaman içerisinde ferahlamaya başlar. Bu tutum iç politika ortamında da benimsenirse, ülkemizin çehresi süratle değişir. Nitekim TBMM''nin 2 aydan beri yaptığı çalışmalar toplumun büyük bir kısmında devlete karşı güveni artırdı ve istenildiği takdirde ülke yararına iş yapılabileceği hususunda yeni bir inancın doğmasına sebep oldu.

İnanıyoruz ki, şimdiki iç siyaset alanında oluşan istikrar vadeden ortam eğer gelişirse, deprem felaketinin maddi yaraları da süratle iyileşecek ve yakında piyasadaki durgunluk canlanmaya dönüşerek, ekonomik bünyemizde sevindirici gelişmeler olacaktır. Türk özel sektörünün dinamizmi iç siyasi çekişmelerle kösteklenmez, aksine devletçe desteklenirse bütün toplumun ekonomik sıkıntılardan kurtulma dileği süratle gerçekleşmeye yüz tutacaktır.