Mısır''ın tanınmış yerleşim yörelerinden Şarm El-Şeyh, belki de yakın tarihte eşine ender rastlanacak bir zirveye ev sahipliği yaptı.
İsrail ile Filistin arasında yapılmak istenen barış ne yazık ki yazılı bir anlaşmayla sağlanamadı.
Barış, adetâ "sözde" kalıverdi.
Uzun ömürlü olmaz...
Her ne kadar, Mısır Devlet Başkanı Mübarek ve ABD Başkanı Clinton varılan mutabakatı tek tek açıklamaya gayret etseler bile yazılı bir metin elde edilemedi. Çünkü, galiba taraflardan hiçbiri bu mutabakata imza atmak istemiyordu.
Oysa, özellikle Ortadoğu''da metinli, imzalı anlaşmaların bile zamanla hatta kısa sürede rafa kaldırıldığı biliniyor.
Birleşmiş Milletler''in Filistin konusunda aldığı kararlar, daha önce İsrail''le varılan anlaşmalar bile uygulanmıyor. Zaten, kalıcı bir barışın sağlanması için pek de mesai yapılmış değil. Sadece, son olaylardan meydana gelen husumeti ortadan kaldıracak veya buna benzer yeni eylemlerin yapılmasını engellemek üzere bir mutabakatın sağlandığı anlaşılıyor. Diyeceğimiz odur ki; şimdiye kadar, imzalı anlaşmalar bile uygulanmıyor ve çoğu zaman İsrail tarafından ihlal ediliyordu. Şarm El-Şeyh''deki sözlü anlaşmanın ömrünün çok az olmaya mahkûm olduğunu sanıyoruz.
Yeni çatışmalar Sağlanan anlaşmaya rağmen, Filistin''de yeni yeni çatışmaların çıkacağını şimdiden öne sürmek için kahin olmaya gerek yok. Üstelik, bölgede kendisini iyice hissettiren, yeni oluşumlar varken sözlü anlaşmalarla sonuca gitmenin zorluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bize kalırsa Şarm El-Şeyh zirvesinde, İsrail bir adım daha ilerliyerek kalıcı barışı geciktirecek zamanı kazanmış bulunuyor. Çünkü artık şimdi, Filistin devletinin kuruluşu gündemden düşmese bile uzaklaşmış oluyor. Sadece meydana gelen olayların sebepleri bölgenin güvenliği tartışılıyor ve çözüm aranıyor.
Arafat''ın işi zor Varılan mutabakata imza atmamasına rağmen, Arafat''ın işinin zorlaştığı da anlaşılıyor. Herşeyden önce, Hamas örgütünü ve onların radikal liderlerini teskin etmek çok güç görünüyor.
Kaldı ki; diğer Arap ülkelerindeki tepki, nefret ve öc alma duygularını da söndürmek Arafat''a çok pahalıya mâlolacak.
Aslında, Arafat''ın işi taa başından beri çok güç ve çetrefilli. Bir yandan Filistin''in savunmasını yaparken diğer yandan da karşısındaki zorlu, inançlı ve inatçı İsrail''i ikna etme durumunda kaldı. Her seferinde de, bu ikilem onu yordukça yordu, yıprattıkça yıprattı.
Gerçi, her seferinde o "defne dalı"nı uzatıyor fakat bir türlü sonuca varamıyor.
50 yıllık mücadele Böylece, Sami ırkından gelme iki halk arasından 50 yıldan beri bitip tükenmeyen bir inatlaşma, bir mücadele, bir çatışma sürüp gidiyor.
Yarım asırlık bu serüven iki halk arasında zamanla ekilen kin ve intikam tohumlarını yeşertiyor.
Dün de belirtmiştik; imzalı da olsa imzasız da olsa anlaşmalar, Kudüs''ün paylaşılması gerçekleşinceye kadar lafta kalmaya mahkûm.

