Gerçekten de, sıra icraata geldi. Hem de, daha fazla vakit kaybetmeden, hükûmetin, kolları sıvayıp, süratli bir şekilde harekete geçmesi gerekiyor.
"Daha fazla vakit kaybetmeden" diyoruz, çünkü; ta 56''ncı hükûmetin kuruluş aşamasından beri, üst üste biriken işler, karar verilmesi gereken meseleler ve mutlaka çıkarılması lüzumlu yasalar mevcut.
Türkiye''nin içinde bulunduğu krizlerden çıkılmasının tam zamanını yaşıyoruz. Siyasi sahada alınan mesafenin, derhal ekonomik, daha sonra da sosyal alanlara kaydırılması lâzım. 57''nci hükümetin çok güçlü bir yapıya sahip olduğu dünkü güvenoylamasında ilk defa kanıtlanırken, alamayacağı karar, çıkaramayacağı yasa olmadığı da kesin bir şekilde anlaşıldı.
HÜKÜMETİN İŞİ ZOR Ne var ki, hükûmetin işinin çok zor olduğu da unutulmamalı. "Mali Milât" ile başlayan yanlış uygulamalar yüzünden, kilitlenen bir ekonominin öncelikle açılması ve Ecevit hükûmetinin, piyasaya hem imkân hem güven vermesi kaçınılmaz bir durum arzediyor.
Tabii ki öncelikli kararların alınması ve yasaların çıkarılması yeterli olmayabilir. Palyatif tedbirlerin yanı sıra kalıcı reçeteler üretilmeli, gündeme getirilmeli. Ülkemizin acil ve uzun vadeli sorunlarını, teker teker saymak istemiyoruz. Zaten, bugünkü gazetemizde de yer alıyor.
Biz asıl; Türk insanının dayanma gücünün bitmek üzere ve piyasaların da allak bullak olduğunun üzerinde durmak istiyoruz. Daha fazla beklemenin, krizi bir kaosa dönüştürmesinden korkuyoruz. Dahası; hükümetin bütün gücüne ve samimiyetine rağmen şu veya bu sebepten ekonominin bir daha rayına oturtulamayacağından da ürküyoruz.
Daha ilk günlerde, ahenk içinde olduğu intibaını veren bakanların, gecelerini gündüzlerine katarak çalışmaları, gezi ve söz üretmekten ziyade, icraat yapmaları en büyük beklentimiz ve dileğimiz.
Bütün dünyanın gözü Türkiye üzerinde iken, ekonomik krizden bir an önce kurtulmamız, geleceğimiz bakımından da önemli bir "çıkış" olacaktır sanırız.

