Çankaya''yı terketmeye hazırlanan 9''uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bu makamda geçirdiği 7 yılı kitaplaştırdı. Demirel''in özenle hazırlattığı eserler masamızı doldururken, koca bir dönemin her safhası gözler önüne seriliyor. Birbirinden değerli tam 22 eser. Oysa, Demirel''in 7 yılı ciltlere sığmaz sanırız. Cumhurbaşkanı Demirel''i çeşitli dönemlerde tam 38 yıl sürekli izleyen bir gazeteci değerlendirmesiyle, her şeyden önce "Baba"nın bir icraat adamı olduğu ortaya çıkıyor. Demirel''in hazırladığı eserlerin satır aralarında, fotoğraflarında bizlerin de izleri mevcut. Çoğu gazeteciler gibi, acı ve tatlı günlerimizi Demirel''le paylaştık. Pek çok yurt içi ve dışı gezilerde beraber olduk. Özellikle son 7 yılda, Cumhurbaşkanı olarak sarfettiği efora, sergilediği vizyona tanık olduk. O''na yetişmeye çalıştık. Allah''tan 8''inci Cumhurbaşkanı Özal zamanından deneyim kazanmıştık. Yoksa "Baba"ya yetişmek gerçekten de güç olacaktı.
Dobra dobra tavırlar Başka kesimi pek bilmeyiz ama Demirel gazetecilere "dobra dobra" tavır sergilerdi. Mesela en son gittiğimiz bir yurt içi gezisinde, Kahramanmaraş''ta uçaktan iner inmez "Çocuklar, aç kalan, yaya kalan bizden değildir" diyerek herhangi bir organizasyon bozukluğundan şikayet etmemizi peşinen önleyivermişti. Dönüş yolunda da, uçakta yanına oturmaya çağırırken "Duayen sayılırsın, kimse bir şey demez, gel bakalım" demişti. Ve şimdi açıklıyoruz, çünkü yazılmamasını istemişti... "Ne olacak, herhangi bir ikbal peşinde değilim. 16 Mayıs''ta Güniz Sokağa giderim. Fakat, hizmet etmemi istiyorlar, hayır diyemem. Allah hayırlısını versin." Ne var ki, Demirel birkaç gün sonra uçağına aldığı başka gazetecilere aynı kelimeleri söylemiş fakat herhalde bir yayın ambargosu koymamıştı. Bu arada olan, indimizde mahfuz bulunan bilgilere oldu. Fakat hiçbir zaman, kendilerine karşı en ufak bir burukluk bile hissetmedik. Çünkü, o her seferinde telafi etmesini çok iyi biliyordu. Tabii ki, Demirel ile geçen 38 yılı birkaç satırla özetleyecek değiliz. Yüce Allah kısmet ederse, bizim bu dönemle ilgili de yazacaklarımız olacak. Tıpkı, Celal Bayar, Turgut Özal ve diğer ünlülerle geçirdiğimiz yılları objektif bir şekilde aktarmaya, değerlendirmeye çalışacağımız gibi... Evet, Çankaya''da geçen yıllar gerçekten de ciltlere sığmaz. Önemli olan, geçmişi unutmamak ve daima yad etmek değil mi?

