Harp Akademileri''nde yapılan sempozyumda, denizcilikte ticâri gücümüzün acı gerçekleri bir bir ortaya çıktı.
Meğer; denizcilik gücümüz gün geçtikçe zayıflıyor, buna karşılık Yunanistan''ın durumu daha da düzeliyormuş.
Üzülmemek ve endişeye düşmemek elde değil.
Her ne kadar; denizcilikte askerî gücümüz, iftihar edilecek ölçüde muazzam ise de, ticaret filomuzun yetersizliği ve denizciliğe bigane kalınmasının faturası çok büyük oluyor.
Deniz ticaret filomuz, biraz da krizin tesiriyle 9.7 milyon DWT''ye düşerken, Yunanistan''ın kapasitesini yüzde 4.2 artırarak 140 milyon DWT ile dünya ticaret filosunun yüzde 16''sını kontrol ettiğini belirtirsek, durumumuz kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Ne yazık ki, Yunanistan okyanuslardaki hakimiyetini devam ettirirken, Türkiye eriyip gidiyor.
BELKİ DE EN ACISI
En acı gerçek ise; Türkiye''nin tankersizlikten Yunanistan''a muhtaç olacak duruma düşmesi gösteriliyor.
Sayıları üç olan tankerlerimizin 10 ay kadar sonra bire düşeceği ifade edilirken, herhangi bir savaş halinde Yunanistan''a muhtaç olabileceğimiz bile dile getiriliyor.
Türk mallarının yüzde 70''inin, çoğu Yunan olmak üzere yabancı bandıralı gemiler tarafından taşındığının altı çizilirken, bu yüzden 2 milyar dolarımızın hebâ olduğu öne sürülüyor.
Önlem alınmadığı takdirde; birkaç yıl içinde, kaybımızın 8 milyar dolara çıkacağına dikkat çekilirken, denizciliğimizin SOS verdiği net bir şekilde anlaşılıyor.
Denizciliğimizin sorunları ve çözüm yolları enine boyuna tartışılmış olmasına rağmen, olayın çeşitli boyutları ve özellikle yeniden bir devlet politikasının oluşması, hükümetin işe koyulması gerekiyor.
Uzun ve kalıcı tedbirlerin yanı sıra hemen alınması elzem olan kararlara ihtiyaç duyuluyor.
Sempozyumda konuşan armatör Eşref Cerrahoğlu''nun dediği gibi; "Devletin özel bir kanun çıkarması ve konunun Milli Güvenlik Kurulu''nda savunulması, gerekiyor..."
Harp Akademileri''ndeki sempozyumda, alınacak o kadar ders var ki!

