Doğrusunu söylemek gerekirse; Milli Futbol Takımı''mızın "tarihi zaferi" Ankara''daki "çetrefilli" gündemi gerilerde bırakıverdi. Şimdi Türkiye "zafere kilitlenmiş" gibi. Herkes futbolu konuşuyor. Gerçi; dünkü yazımızda -ki maçtan saatlerce önce yazılmıştı- her ne sonuç olursa olsun, sindirmek mecburiyetinden bahsetmiştik. Yine de aynı görüşteyiz ama; böylesine bir zaferin tadına da doyulmaz. Özellikle yurt dışında bulunan gurbetçilerimizin zaferi doya doya kutlamaları ve Türk''ün asıl vizyonunun, böylesine zaferle dolu olduğunu sergilemeleri kaçınılmaz oluyor. Diyeceğimiz şudur ki; sakın Mustafa Denizli ve millilerimizi "galibiyet" için şartlamayalım.. Zaten, futbolumuz bir zafer süreci içinde.. Bazen istenmeyen kazalar da olabilir. Bunlara alışmalıyız. Tekrar ediyoruz; lütfen "ayranımız kabarmasın" kendimizi dev aynasında görmeyelim. Böylesi büyüklük kompleksi, çok küçüklükler doğurabilir..
Hedef yarı final 24 Haziran''da Portekiz''i de büyük bir ihtimalle devirebiliriz. Daha doğrusu, Milli Takımımızın yarı finale yükselmemesi için hiçbir neden yok. Ancak, "mutlaka bu böyle olacak veya olmalı" gibi önyargılar, ahkâm kesmeler zafer sürecini yaşayan futbolumuza büyük zararlar getirir. Tabii ki, ömür boyu mutluluk, hiç bitmeyen sevinç çok güzel duygular. Bunları istemek ve elde etmek de çok güzel...
Ne var ki; kesintiler veya aksaklıklar hüsrana sebep olmamalı. Mutlaka dikkat etmişsinizdir; ülkemizde şu sıralarda futbol, politikanın yerini almış durumda. Geniş halk tabakaları, hiçbir siyasi açık oturum veya bir liderin konuşmasını bu kadar heyecanla izlemez. Bir maçın reytingine ulaşmak çok zor olsa gerek. Çünkü, politikada sergilenen çirkinlikleri, futbol hem örtüyor hem de büyük moral veriyor.
Politika yerine futbol Günlük hatta seçimden seçime ortaya atılan daha doğrusu yaşanan politika, neredeyse vatandaşı canından bezdirmiş durumda. Oysa futbol üstelik yabancı ülke takımları ile yapılan maçlarda alınan başarılı neticeler, vatandaşı deşarj ediyor. Televizyonun başında, aile efradı ile birlikte bol bol "cak cak"lı ve vaadli sözler işiteceğine, futbolcularımızın çabalarını izlemeye alışan bir toplumun varlığını hiç kimse inkâr edemez. Yıllar yılı, tezgahlanan çirkin politik oyunlardan bıkan kamuoyunun, futbola dört elle sarılmasının sebeplerini hiç de araştırmaya gerek yoktur sanırız. Şimdi, Türkiye''nin yakaladığı ve çok geniş grupların iştigal ettiği futbolun da yozlaşmaması için, elimizden geleni yapmalıyız. "Cak cak" ve bol vaadin futbolda hiç yeri yok ve de olmamalı...

