Nihayet; haftalar sonrası, politikadan, ekonomiden daha doğrusu manşetlik olaylardan arınmış bir yazı ile huzurunuza çıkma fırsatını yakaladık. Aslında, her pazar böylesi hafif konulara değinmek istiyoruz. Yeter ki, olayların gidişatı el versin. Kısmetse bugün öğleyin ailece Kıbrıs''ta olacağız.
Bu sıcakta Kıbrıs''ta ne işiniz var, diye düşünebilirsiniz. Gerçekten de, çok önemli bir sebebi olmasaydı, üstelik şu sıralarda, Denktaş''ın da bulunmadığı bir Kıbrıs''ta ne işimiz gücümüz olurdu. Kaldı ki; hanımın "uçak korkusu"da dillere destan.
Benzetmek gibi olmasın ama, rahmetli Kemal Sunal''ın sorunu gibi... Ve tam 6 yıldır uçakla seyahat etmiyor. Gerçi kalp rahatsızlığı filan yok. Yine de, yüce Allah korusun. Ne var ki, oğlumuz Burak''ın üniversiteyi bitirme, daha doğrusu diploma alma töreninde hazır bulunup, mutluluğunu paylaşmak üzere Gazimagusa''ya gitme mecburiyetiyle karşı karşıya kaldık.
Verilmiş bir söz Türkan hanım korkusunu yenmek üzere kendi kendine ve oğlumuz Burak''a verdiği sözü, her ne pahasına olursa olsun yerine getirme sınavından inşallah kazasız belâsız geçer de rahat bir soluk alırız. Bu ilgi çekici ve aktüel sorunu sütunumuza taşımamızın asıl sebebi ise, aynı psikolojik rahatsızlığa binlerce kişinin duçar olmasıyla özetlenebilir. Özellikle, kapalı yerlerde kalamama kusurundan kaynaklanan, uçağa binememe korkusunu yenmek için, herhalde çok kararlı olmak gerekiyor.
Dışardan telkinin hiçbir yarar getirmediğini yıllar yılı yaşayarak gördük. Uzun süren bir bilinçlenme sürecinden sonra da, seyahatten birkaç gün önce başlayan, uzman bir doktorun nezaretinde yapılan ilaç müdahalesi de önemli yer kapsıyor. Her türlü önlemi alarak ve tevekkül içinde seyahati gerçekleştirebilirsek, bir haftalık tatil yapmayı bile düşünüyoruz. Her şey kısmet, her şey nasip.
Tatil yapmak şart Bu arada "Tatil" deyip geçmemeli, geçilmemeli. Bırakın ağır işlerde çalışanları, her ne meslekte olunursa olunsun, yılın belirli günlerinde tatil yapmak gereksiz, hatta lüks sayılmıyor. Üstelik, sürekli ve sağlıklı randıman için, tatil artık bir şart gibi görünüyor. Zaten tatili bir eğlence veya rahavet dönemi gibi değerlendirmek de yanlış olur sanırız. Önemli olan, hem dinlenerek hem de yeni projeler düşünerek, tatili iyi değerlendirmek... Hafta sonunun yanısıra, sezonluk ve yıllık tatillerin verimliliği arttırdığı kanıtlandığından değil midir ki, bazı kurumlar, başarılı elemanlarına büyük imkânlar tanıyorlar. Dünyada en büyük ve en renkli hareketliliğin, turizm alanında olmasının sebebi "tatil" değil mi? Sizlere de, ilk fırsatta iyi tatiller dileğiyle...

