Kaydet
a- | +A

Anlaşılan odur ki; uğruna canımızı yitirdiğimiz, kanımızı akıttığımız ve varlığımızı harcadığımız Kuzey Kıbrıs''ta yeni bir kazan kaynatılmak isteniyor. Kuzey Kıbrıs''ın efsanevi lideri Rauf Denktaş''ın yeniden Cumhurbaşkanlığına seçiminden itibaren, yavru vatan bir türlü durulmuyor. Başbakan Derviş Eroğlu''nun feragati üzerine, ikinci tura gitmeden seçilen Denktaş''ın büyük sıkıntıları olduğunu artık kimse saklamıyor. Zaman zaman Başbakan Derviş Eroğlu ile bile ters düşen Denktaş''ın sıkıntıları aşmakta güçlük çektiği de belirtiliyor. Özellikle genç ve çoğu solcu bir kuşağın da baskıları altında bulunan Denktaş''ın zor günler geçirdiği belirtiliyor. Bir yandan Başbakan Eroğlu''nun örtülü hatta zaman zaman aleni muhalefeti, diğer yandan "Avrupa" grubunun baskıları ve eylemleri Kuzey Kıbrıs''ı karıştırıyor. Daha doğrusu "istikrar" bozuluyor. Oysa KKTC''nin istikrara ihtiyacı olduğu en kritik günler yaşanıyor. Avrupa Birliği''nin desteğini arkalarında bulan Rumların, KKTC''yi yıkmak için hamle yaptığı bir dönemde böylesi iç çekişmeler olmamalıydı. Üstelik, Denktaş gibi bir lideri yıpratma eylemlerinin, temelsizliği ve haksızlığı ortadayken, bu tür girişimler neyin nesi. Kısa veya uzun vadede kime yarar getirir?

Havariliğe gerek yok Hâlâ, "ateşkes" ortamının resmen varlığından söz edilen Kuzey Kıbrıs''ta yıllardan beri, Güvenlik Kuvvetlerinin emrinde bulunan polis teşkilatının, sivilleştirilmesini istiyen grubun daha da ateşlediği KKTC, gerçekten de fokur fokur kaynıyor. Sonunun nereye varacağı hesaplanmadan ve özel maksatlarla bu isteği seslendirme hatasını işleyenlerin aynı zamanda "barış" ve "demokrasi" havariliği yaptıkları öne sürülüyor. Bu arada, bu isteklerini yaparlarken Güvenlik Kuvvetleri Komutanına saldırı salvosunda bulunanların destekçilerinin yakında Kuzey Kıbrıs''ı karıştıracakları da sanılıyor. Nitekim önümüzdeki salı akşamı çoğu sol tandanslı 30 kadar örgütün müştereken düzenlediği "protesto mitinginde" olay çıkma ihtimalinden bahsediliyor. "Bu memleket bizim" adı altında Kuzey Kıbrıs halkını, özgürlük mücadesine çağırmanın anlamı ne ola ki! Sanki KKTC "işgal" altındaymış gibi bir görüntüyü dünya kamuoyuna sunmaya çalışan zihniyetin, Kıbrıs davasına zararını bir düşünün. Gerçekten de, sağduyulu çoğu Kıbrıslıların desteklememesine rağmen, böylesine bir düşünce tarzının ve beraberinde getirdiği eylemlerin hiçbir şekilde onaylanmaması gerekiyor. Hele, Türkiye''den bazı kalemşörlerin Kuzey Kıbrıs''ın bu nazik durumu üzerine, hariçten veya uzaktan gazel okumalarını yadırgamamak elde mi? KKTC''yi bir askeri garnizona veya Türkiye''nin bir eyaletine benzetmek yakışıyor mu!..

Uluorta hücum... Türk milletinin gözbebeği olan Türk Silahlı Kuvvetleri''nin üst rütbeli bir askerine uluorta hücum ederek onu itham etmek en azından ayıp değil mi? Hangi vicdana ve iz''ana sığar. Klimalı odalarda ahkâm kesmek yerine, bizzat Kuzey Kıbrıs''a gelip, oynanmak istenen oyunu gördükten sonra; gerçekleri yazmak daha iyi ve arzulanan gazetecilik olmaz mıydı? Lütfen, sapla samanı karıştırmayalım. Yaşanan Kıbrıs gerçeğinde sözde barış veya demokrasi adına Rumların yanında olmak, onların hezeyanlarına ortak olmanın izah edilir hiçbir tarafı yok. Dileriz ki, uğruna şehitler verdiğimiz yavru vatanda da istikrar sağlanır ve sağduyu galip gelir.