Açlık ve sefaletle kesin mücadele için 2000 yılının başlangıç olması artık kaçınılmaz bir tarih olarak görünüyor. Gerçekten de, hem bu tür manzaralara insanlığın tahammülü kalmadı, hem de eğer globalleşmeden bahsedilmek isteniyorsa, bu sorunun mutlaka çözülmesi gerekmiyor mu?
Mademki bütün dünya 2000 yılının başlangıcına "milenyum" dedi, biz de buna uyalım ve yeni yılın bu ilk gününe, bütün tedirginliklerden, bütün umutsuzluklardan arınarak girelim. Merhaba "milenyum" Koskocaman bin hatta ikibinyılın olaylarını tarihin kalın cildlerine bıraksak bile, 1999''u unutmaya imkan var mı? Hangi faciayı hatırlatalım, hangi dramdan bahsedelim? 17 Ağustos depremi bile 1999''un ne acılara sebep olduğunu göstermeye yeter de artar bile. Şükürler olsun ki, 1999''dan kurtulduk. Yüce Allah''tan, 1999''da başımıza gelenleri bir kere daha yaşamamayı dileyelim.
KÖTÜ MİRAS Ne var ki, 1999''un daha doğrusu ikibin yılın, üçüncü bin yıla devrettiği kötü mirası da hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım. Her ne kadar dünyada huzur ve refah için emin adımlar atılmaya çalışılıyorsa da, hâlâ sefaletin hatta açlığın sürdüğünü kimse inkâr edemez. Açlık ve sefaletle kesin mücadele için 2000 yılının başlangıç olması artık kaçınılmaz bir tarih olarak görünüyor. Gerçekten de, hem bu tür manzaralara insanlığın tahammülü kalmadı, hem de eğer globalleşmeden bahsedilmek isteniyorsa, bu sorunun mutlaka çözülmesi gerekmiyor mu? Görülüyor ki, "milenyum" diye diye caka yapan insanoğlunun daha çözmek mecburiyetinde olduğu birçok sorunu mevcut. Afrika''nın şu veya bu kabilesinde, açlıktan ölen bebeler varken hür dünyanın özgürlüğü neye yarar ki? Projektörü ülkemizin üstüne çevirirsek, Türkiye''nin de artık başarmak mecburiyetinde olduğu olaylarla karşılaşırız. Bu yüzden 2000, bütün dünya için yeni bir başlangıç tarihi olmalı.

