Kaydet
a- | +A

Zaten, Başbakan Bülent Ecevit''in "nükleer santral yapımından vazgeçildi" açıklamasında; karanlığın, soğuğun, velhasıl "acz" içinde kalmanın sinyalleri veriliyordu. Ne var ki, bu vahim hata veya ihmal, görmezlikten gelinerek, bu günlere ulaşıldı. Ne demek, "vitrin lambalarının söndürülmesi veya kısılması", ne demek "gece futbol maçlarının iptali", ne demek "öğlen tatilinin kaldırılması."

Ne demek; üretimin sekteye uğraması!

Hiç yakışıyor mu? Böylesi önlemler almak hiç milenyumu yaşayan bir dünyada Türkiye''ye yakışıyor mu? Bir yanda karanlık, öbür yanda soğuk tehdidi altında 21''inci yüzyıla girmenin ayıbını kimler yüklenebilir? Gerçekten de, bu ayıbı ortadan kaldırmalıyız. Tabii ki, barajlarda su seviyesinin azaldığını, enerjinin pahalandığını biliyoruz.

Doların yükselmesi Fakat sadece hidroelektrik projelerine yönelmenin, eninde sonunda bu ağır faturayı önümüze koyacağından -her kim ise- sorumluların hiç mi, hiç haberleri yoktu. Üstüne üstlük, doların değer kazanmasıyla, ithal ettiğimiz elektrik ve doğalgaza yükleyeceği payı da düşünecek olursak, içine düşülen durumun hassasiyeti kendiliğinden anlaşılıyor. Bir yandan dolar, diğer yandan petrol fiyatları yükselirken, Türkiye''nin içine düştüğü enerji sıkıntısının, krizlere ve sonradan kaoslara dönüşmesinden korkuyoruz. Gerçekten de, bu trajik duruma düşmemeliydik. Tek çıkar yolun, bir saniye vakit kaybetmeden nükleer projeleri yeniden gündeme getirmekte olduğunu öne sürmek için, uzman olmaya hiç de gerek yoktur sanırız. Bütün dünyada, enerjide çözümün, nükleer santrallerle sağlandığını bilmeyen var mı?

Tek çıkar yol Gerçi, Çernobil faciası ve çevrecilerin yaygarası insanı bir an için durdurabiliyorsa da, çağdaş yöntemlerle elde edilecek nükleer enerjinin tek çıkar yol olduğu asla unutulmamalı. En az 5 yıldan beri "geliyorum" diye sinyaller veren bir enerji krizinin, alınacak palyatif önlemlerle aşılması beklenmemeli.

Seferberlik şart Kısa vadede belki rahatlamalar olabilir. Daha doğrusu, kısıtlamalarla, günler, aylar ve yıl aşılabilir. Ancak Türkiye''nin orta ve uzun vadeli bir enerji yatırımına ihtiyacı olduğu gözönüne alınırsa, bu mantalite ile bu işin üstesinden gelinemeyeceği de anlaşılıyor. Tekrarlıyoruz, ilkel önlemler bizi hiçbir yere götüremez. Rüzgâr enerjisi dahil olmak üzere bütün imkanların seferber edilmesi ve nükleer projelerin raflardan indirilmesi gerekiyor.