Kaydet
a- | +A

Gündemin doluluğundan ve çok kısa sürdüğü için olacak, Cumhurbaşkanı Demirel''in Mısır ziyaretinin, medyada gereği kadar değerlendirilemediğini sanıyoruz.

Oysa; birkaç saat sürse de, İskenderiye''de bölge barışı adına büyük mesafeler alındığını, bu arada iki ülke arasında mutabakatlar sağlandığını gayet yakından biliyoruz.

En azından, Mısır ile ekonomi, ticaret, enerji, tarım ve sağlık alanlarında tam 12 anlaşma ve protokolün imzalanmasına tanıklık ettik.

Ne var ki; Afrika''nın kapısı, Arap âleminin kilit ülkesi Mısır ile siyasi ilişkilerimizin daha da iyileştirilmesinin yanı sıra bir "serbest ticaret" anlaşması imzalamamız gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Demirel''in belirttiği gibi, Romanya, Ukrayna, Macaristan, Bulgaristan, Moldova ve İsrail''i de kapsayan "serbest ticaret" kuşağının önemli halkalarından biri şüphesiz ki Mısır oluyor.

YİNE DE MISIR''A DİKKAT

Ancak, Ortadoğu''da çok güçlü konumda olan Mısır''a azami dikkati de göstermemiz gerekiyor.

Her şeyden önce, Mısır''ın Arap ülkeleri nezdindeki yerini, sonra da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek''in etkinliğini unutmamak gerekiyor.

Gerçekten de, çoğu vakit dış politikamıza ters düşen, özellikle Kıbrıs konusunda tamamen Yunanistan tarafında gözüken Mısır''ın siyasi ilişkilerde kolay kolay yola gelmeyeceği anlaşılıyor.

Buna rağmen, Türkiye''nin bitip tükenmeyen barışçı politikası ve Cumhurbaşkanı Demirel''in sabrının yanı sıra ticaret alanında alınacak mesafe siyasi atmosferi etkileyebilir.

Ayrıca, Kahire''de Aykut Çetirge gibi başarılı bir Büyükelçimizin bulunması da bir fırsat olarak değerlendirilmeli.

Bu "kayd-ı ihtiyatla", Mısır''a yapılan ve istikbaldeki ziyaretlerin önemine inanıyor ve gereği kadar değerlendirilmesini bekliyoruz.

Unutulmamalı ki; Arap âlemi, dünya politik ve ekonomik konjonktüründe büyük yer alıyor. Nitekim, Kral Hüseyin ve Kral II. Hasan''ın cenaze törenine gösterilen uluslararası ihtimam ve lider seviyesindeki katılım bunu kanıtlamıyor mu?