Kaydet
a- | +A

Aslında en güzel haber "Tansiyon düşüyor" değil mi? Dileriz ki; TÜRKİYE''nin manşeti Türkiye''nin yaşantısı olur. Bakınız, demokratik bir eylemin açtığı tahribata. Bir bardak suda koparılan fırtınaya değdi mi? Herkes, SEKA dosyasından ötürü Mesut Yılmaz''ın Yüce Divan''a sevkinin Meclis''ten çok zor geçeceğini bildiği halde, sebepsiz yere karşılıklı yıpratma savaşı sergilendi. Siyasi gerilemeyi uzlaşma beklentisi içinde, bir yana bırakırsak Türkiye''de güzel gelişmeler de oluyor. Gerçekten de; ekonomik durum gün geçtikçe rayına oturuyor, enflasyon ve faiz rakamları düşüyor. Gerçi, enflasyonun düşüşünde beklenen seviyeye ulaşılmıyor ve faizlerde son günler içinde yükselmeler görülüyorsa da, geçtiğimiz yılları gözönüne alırsak, sağlıklı seyir kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Bekleyebilmek bile... Bir zamanlar meçhule doğru giden ekonomimizde, şimdi bir bekleme dönemi yaşanıyor. Yani, enflasyon ve faizin düşüşüne karşılık üretimin, ihracatın, yabancı sermayenin artımı hesaplanıyor. Bir ekonomiden, "olumlu" seyir bekleyebilmek bile çok önemlidir sanırız. Yabancı Sermaye Genel Müdürü Mehmet Şahin Onaner''in "20 yıldan bu yana ilk kez bu yıl, doğrudan yabancı sermaye girişinin 1.5 milyar dolar seviyesinde olmasını bekliyoruz" demesi hiç yabana atılabilir mi? Üstelik, bu yılın ilk üç ayında, yabancı sermaye için verilen izin oranının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24 düzeyinde artış göstermesi de gerçek olduğuna göre, buna sevinmemek elde mi? Bu arada, ihracatın geçen yıla oranla yüzde 10 dolaylarında artış göstermesi güzel haber değil mi? Bunları görmek için, pembe gözlük takmaya gerek yok. Zaten, pembe gözlük takmadan, iyi ve güzel gelişmeleri görüp değerlendirmemiz gerekiyor.

Sportif olaylar Yıllar yılı, her alanda çeşitli hezimetlerle karşılaşan Türkiye''nin sportif alanda aldığı güzel sonuçların bile, piyasayı etkilediğine muhakkak gözüyle bakılıyor. Galatasaray''ın UEFA Kupası''nı alması, CNN televizyonunda dünya birincisi seçilmesi, Milli Futbol Takımı''mızdan zafer beklenmesi, ister istemez yaşantımızı etkiliyor. Moral bulan insanlar, daha büyük hedeflere doğru yol alıyor, ülkenin vizyonu kendiliğinden gelişiyor. Kesin bir barometre olmamakla beraber, Borsa''nın seyri, Türk insanının olaylardan ne denli etkilendiğinin en güzel örneği. Sonuç olarak denilebilir ki; bu siyasi krizi daha büyümeden aşabilirsek Türkiye''nin önüne kimse geçemez.