Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti''nin medar-ı iftiharı Doğu Akdeniz Üniversitesi''nde dün verdiğimiz konferansta, en çok reyting ve tiraj konusu ilgi uyandırdı.
DAÜ''nün İletişim Fakültesi öğrencilerinin gerçekten de, medya dünyasını büyüteç altına alan sorularına cevap verirken, mesleğimizi kemiren reytingi dile getirmeye çalıştık.
İşte belirttiklerimizden birkaç paragraf:
Bazı televizyonlarımızın, olayları "defaatle" ekrana getirip, "reyting" uğruna tansiyonu yükselttikleri çok açık. Özellikle bu tür sansasyona kaçan olayların haber saatlerinde tekrar tekrar ekrana getirilmesi, habercilik amacını aşıyor. Ne yazık ki, politik veya doktrinel bir yapı sergileniyor sanki...
Televizyonculukta "reyting" gazetecilikte ise "tiraj" çok önemli. Fakat hiçbir zaman tiraj ve reyting gazeteciliğin tümü değildir ve de olmamalı.
Oysa, ülkemizde ne yazık ki, televizyonculuk reytinge, gazetecilik ise tiraja kilitlenmiş gibi.
Çoğu televizyonlarımız, yanlış-doğru bir olayı yakaladılar mı, reyting uğruna posasını çıkarmadan bırakmıyorlar. Bazı gazetelerimiz ise, günlerce manşetten indirmeyerek, sayfalar ayırarak "habbe"yi "kubbe" yapma hünerini gösteriyor.
Aslında, reyting ve tiraj savaşında, mesleki çatışma, başa güreşme gibi etkenler büyük rol oynuyorsa da, siyasi iktidarları yıpratma eğilimi de mevcut. Hatta bu "eğilim" bazen ihtirasa kadar dönüşebilmekte, olaylar, takılan "siyasi" gözlükten bakılarak değerlendirilmekte.
Evire çevire medya malzemesi haline getirilen insanlar, bazen haksız yere itham edilmiyor mu? "Sorgusuz infaz"lar bahis konusu değil mi?
Bu arada, bazı televizyonlarda, birçok ihlâller işleniyor, çeşitli iddialar ortaya atılıyor, konularında yetkili olmayanlardan "icazet" alınıyor, ehli olmayanlar konuşturuluyor, görüşler çarpıtılıyor. Böylece, bir sis perdesi, bir endişe beliriveriyor.
İster istemez "acabalar" çoğalıyor ve arka arkaya sıralanıyor.
Arada, değer yargılarımız zedeleniyor. İnsan hakları ayaklar altına alınıyor. Yasalar zorlanıyor.
Tabii ki, gerçekler bir bir yazılmalı, ekrana yansıtılmalı, yorumlanmalı, hatta deşilmeli... Fakat yalnız gerçekler... Senaryolar, teoriler, zanlar, temelsiz iddialar veya tahminler değil...
Ne var ki;
Görüşlerimizi; medyanın dışındakiler de sakın yanlış anlayıp, yorumlamasın.
Gerçek şu ki,
Bu ülkenin hür bir medyası mevcut. Halkı bilgilendirme, gerçekleri bir bir haykırma en önemli görevi. Yapılan her türlü haksızlığa, işlenen her türlü suça veya suiistimale, her türlü ihmalkârlığa karşı mücadele etmesi de "doğal"...
Yasalar ve meslek ilkeleri çerçevesinde yapılan her türlü yayını desteklememek elde değil.

