Fırtınalı geçen 30 yıldan sonra, dün defnedilen Esad, belki de ülkesi için tarihi bir fırsatın doğmasına neden oluyordu. Komşumuz fakat bir türlü dostumuz olamayan Suriye''nin böylesine bir fırsatı değerlendirmesi gerekiyor. Çünkü, Suriye''de misli görülmemiş bir ekonomik ve moral çöküntüsü mevcut. Yıllar yılı komşularıyla düşmanlık politikası güderek; Suriyeliler''i, akıllı bir şekilde meşgul eden Esad''ın taktiklerinin sonu gelmiş ve halk yoksulluk içinde ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Baas Partisi ileri gelenleri, bazı diplomat ve politikacılar ve ordunun en üst rütbeli subaylarının dışında, kalan büyük kitlenin yokluk içinde kıvrandığı Suriye, tam bir dönüm noktası yaşıyor. Artık Suriye''nin mutlak hakimi olacağı gözüyle bakılan genç Esad''ın, işinin çok zor olduğu da kesin. Her şeyden önce, babasının "terör"le ilgili görüntü ve izleri, Suriye''yi terörist ülkeler listesinden silmesi bekleniyor. Sonra da, Orta Doğu''da kalıcı barışın sağlanması için, bazı fedakârlıklarda bulunması kaçınılmaz bir durum arzediyor.
Genç Esad''dan beklenen Beşar''ın rahat soluk alabilmesi ise, Türkiye''nin dostluğunu kazanmasıyla mümkün olacaktır sanırız. Şimdiye kadar yapılan Türkiye düşmanlığı her ne kadar halkın milliyetçilik damarları istismar edilmek istenmişse de, Suriyeliler''in gerçek Türk dostu olduğunu biliyoruz. Yapılacak bir politika değişikliğinin her ülke vatandaşlarının menfaatlerine olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Genç Esad, Türkiye''nin jestini çok iyi kavrayıp değerlendirmeli ve uzatılan ağabey elini bağrına basma yollarını aramalı. Bu arada, Suriye''nin sınır ötesi suları bahane ederek Arap ülkelerini, Türkiye''nin aleyhine kışkırtma manevralarından da vazgeçmesi, ivedilik kazanıyor. Tabii ki, Suriye yeni bir döneme geçecekse, yani Beşar bu yolu tercih edecekse, babasının geleneksel politikasından yavaş yavaş uzaklaşması, vazgeçilmez "şart" halini alıyor.
Tek çıkar yol Şimdi başta ABD, İsrail ve Türkiye olmak üzere bütün dünya, Beşar yönetimindeki Suriye''nin iç, özellikle dış politikasını ne zaman değiştirebileceğinin hesabı içinde olmalılar. Çünkü, dünyanın Suriye''den çektiği ortada. Tek çıkar yolun, beyaz sayfa açıp, bütün jestlere olumlu cevaplar vererek ve geleneksel Baasçı politikadan uzaklaşarak, hür dünyanın yanında olmak olduğunu zaten çoğu Suriyeliler de bilir. Bir zamanların meşhur, "Orta Doğu''da, Mısır''sız, savaş Suriye''siz barış olmaz" veya bazen de tersi kullanılan sözü hatırlatmak istiyoruz. Artık Suriye, bırakın Arap, Suriye milliyetçiliğini bile yumuşatarak kullanma yollarını bulmalı. Globalleşen dünya içinde yer alabilmek için, katı gelenek, tutum ve tavırlardan taviz vermenin zamanı yaşanıyor.

