Üç yıllık ekonomik paketin, başarıya ulaşmasından başka çıkar yol görünmüyor. Gerçekten de, Türkiye neredeyse geleceğini, bu ekonmik pakete ipotek etmiş durumda. Her ne kadar, şu sıralarda ülkemizin gündemini ağırlıklı bir şekilde siyasi olaylar, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Sezer''in "iade" atağı işgal ediyorsa da, ekonomik durumumuz hiçbir zaman gözardı edilmemeli. Devlet Bakanı Recep Önal''ın ayrıntılı, doyurucu hatta ikna edici açıklamalarına rağmen, görünen odur ki, hükûmet, ekonomik paketin uygulamasında sıkıntı çekiyor. Enfasyon rakamlarının beklentinin üzerinde seyretmesinin görünürde, paniğe sebep olmamasına rağmen, ekonomik çevrelerde tedirginlik doğurduğu gözleniyor.
Revizyona revizyon Piyasalarda başgösteren karamsarlığa rağmen, hükümetin, ekonomik pakette, herhangi bir revizyona gitmeyeceği dün resmilik kazanınca, enflasyonla mücadele iplerinin daha sıkı tutulacağı anlaşılıyor. "Bizim hedefimiz, gelecek aydan itibaren enflasyonun sıfırdan devam etmesidir. Revizyon yapma gereğinde değiliz. Program üç yıllıktır ve bu üç yıl içinde enflasyonu tek haneli rakamlara indirmeyi amaçlıyoruz" şeklinde hükümetin kararlılığını bir kez daha dile getiren Devlet Bakanı Önal''ın görüşlerine katılmamak elde mi? Ancak, enflasyonun istenilen düzeye inmediği gerçeği karşısında da, ekonomik hayat bocalıyor. Bu arada, enflasyon tutkunlarının, seslerini yükselttiklerini de kabul eden Önal''ın, zam yapma alışkanlığını da şiddetle eleştirdiği dikkatlerden kaçmıyor.
Geniş halk tabakası Ne var ki, alınan önlemlerden, en çok dar gelirli geniş halk tabakasının etkilendiği gerçeğini de yaşıyoruz. Nerdeyse, ekonomik paketin başarısı, yoksulların omzuna dayandırılıyor. Aslında, ötedenberi, fedakârlık hep Türkiye''nin büyük çoğunluğundan beklenmiyor mu? Fakat, dar gelirlinin hele yoksulun dayanacağı noktanın zorlandığı belirtiliyor. Eğer, kalkınma dar gelirli veya yoksulun omuzlarında ise bunun doğuracağı tahribata katlanmanın imkansızlığı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Hükümet, üç yıllık ekonomik pakette, herhangi bir düzeltme veya iyileştirme yapmayabilir ancak enflasyon belasının, dar gelirlinin yakasını bırakmasının yollarını mutlaka arayıp bulmalı. Yoksa, "Dimyat''a pirince giderken evdeki bulgurdan olma" durumuna düşüveririz. Şimdi, yediden yetmişe üstümüze düşen en büyük görev, enflasyonun düşürülmesi için, azami özveride bulunmak olmalı. Ama, bu fedakarlığı sadece dar gelirliden bekleme hatasına da düşmemeliyiz.

