Kaydet
|

Fransa’da liselilerin başlattığı eylemler ülkenin tamamını yangın yerine çevirmekle kalmadı tüm Avrupa’ya yayıldı. Olaylardan kendilerini sorumlu tutan bazı siyasiler çareyi istifa etmekte bulurken bu durum bana Saraçhane’deki olayları hatırlattı. Bizde ise bu süreç tam tersi olarak işlemişti. İstanbul genelinde tüm gösteri tarzı hareketler yasaklanırken, bazı siyasiler öğrencileri protesto gösterileri düzenlemek için alanlara davet etmişti. Araya giren örgüt sempatizanlarının kışkırtmalarıyla da olaylar çığırından çıkmıştı.

Bu süreçte mahkeme kürsüsüne çıkan Ekrem İmamoğlu’nun da gündeminde cezaevindeki üniversite öğrencisi gençler vardı.

Yaş ortalaması 17 ila 19 arasında olan öğrencilerin sınavlara giremediğini ve okullarından atılma riski ile karşı karşıya kaldıklarını söyleyen İmamoğlu, gençlerin hayatlarının siyasi rant uğruna nasıl karartıldığını bir kenara bırakıp topu hükûmete atmakta buldu. Şimdi burada İmamoğlu’nun eksik bıraktığı konuyu tamamlamak istiyorum. Evet o çocuklar sadece cezaevine girmekle kalmadı. Korsan gösteri düzenlemek suçundan devletin arşiv kayıtlarına da girdi. Birçoğunun üniversitelerden aldıkları burslar iptal edildi. Artık eğitimlerini tamamlasalar bile karıştıkları olaylar hayatlarının her safhasında karşılarına çıkmaya devam edecek. Aileleri onları okutabilmek için binbir mücadelenin içerisine girerken, siyasilerin oyunlarına kurban edilen bu gençler, pişmanlık yaşasalar bile terör örgütlerinin kucağına nasıl itildiklerini yıllar sonra anlayacak...

Peki İmamoğlu Saraçhane mitingleri sırasında üniversite gençliğini meydanlara çağırırken yaşanacakları bilmiyor muydu? Her türlü gösterinin yasaklandığı İstanbul’da toplanan bu gençlerin örgüt sempatizanları tarafından kışkırtılarak güvenlik güçlerinin üzerine sürüleceğini tahmin de mi edemedi? Kendi çocuklarını miting alanından annelerinin VIP aracıyla güvenli bölgeye taşıyan İmamoğlu, kendisine destek için gelenleri ise polisle karşı karşıya neden bıraktı?!.

6,5 yılda ne yaptın?

İmamoğlu, çapraz sorgusu sırasında kendisine yönlendirilen soruları “Görmedim, duymadım, bilmiyorum, orada değildim, kurgu yaptılar, suçun delili yok, yalan ve iftira” gibi kelimeler zinciriyle savuşturmaya çalıştı. Rüşvet belgeleri için ise sık sık “rızası vardı” cümlesini tekrarladı. Tutuklu bulunduğu süre içerisinde bazı kişilere gönderdiği tehdit notları ile ilgili ise “Horon dik oynanan oyundur” gibi anlamsız cümleler sarf etti. Mahkeme kürsüsünü siyasi propaganda arenasına çevirdi. Gündeminde 9 cana mal olan sel felaketi ve deprem de vardı. Ancak sanki hiç İstanbul’u yönetmemiş gibi konuşuyordu.

Sel faciası hakkında konuşan İmamoğlu “Bugün yaşananların sorunu dündedir, bugünde değildir” diyerek yapmaya çalıştıkları bir dizi çalışmalardan bahsetti. İstanbul’un sorununun çarpık kentleşme ve nüfus artışı olduğunu söyledi. 160 noktada kronik su baskını sorununu çözdükleri iddiasını dile getirdi. Ardından 14.500 km atık su şebeke hattı döşendiklerini, 220 kilometre yeni yağmur suyu toplama kanalı ve hattını devreye soktuklarını belirtti.

Muhtemel İstanbul depremiyle ilgili yaptığı açıklamalarda düşündürücü geldi bana. Yine geçmiş dönemi suçlayan İmamoğlu binalarda ücretsiz risk taraması yaptıklarını ve karot örneği aldıklarını İstanbul yenileniyor adı altında dijital platform kurduklarını belirtti. “Kenti afetlere karşı korumaya çalışan kadrolar mahkeme salonlarında tutsak” ifadesini kullandı. 19 aydan bu yana tutuklu olan İmamoğlu 6.5 yıl gibi uzun bir mesai sürecini ise bir çırpıda çöpe attı. Bu süreç sorunları çözmek için hiç de azımsanacak bir süre değil.

Kubilay Gülbek'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.