Kaydet
|

Türkiye’de kanser hastalığındaki artış korkutucu boyutlara ulaştı. Geç kalındığında ise amansız hastalığın pençesinden kurtulmak neredeyse imkânsız. Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen operasyonla üreticiden mutfağa gelirken hile yapan ve çiftçinin ürettiği sebze ve meyveyi yedi veya sekiz kat fazlasıyla bize ulaştıran 41 dağıtım şirketi deşifre olmuştu. Düzenledikleri uydurma müstahsil makbuzları, ölmüş kişiler üzerinden kurulmuş şirketler, yıllarca depolarda sakladıkları ürünleri fahiş fiyatla piyasaya sürmeleri işledikleri suçlardan yalnızca birkaçıydı. Diyeceksiniz bunun kanser hastalığıyla ne alakası var? Ama maalesef durum sizin tahmin ettiğiniz gibi değil. Mutfağınızın ayarıyla oynayan bu şirketlerden büyük bir çoğunluğunun stokladıkları malların raf ömrünü uzatmak ve ürünü fiziksel olarak çekici hâle getirmek için yüksek miktarda pestisit ve aflatoksin kullandıkları ileri sürülüyor. Üreticiye zorla ve baskı altında kullandırılan bu tarım ilaçları kanser hastalığının en önemli nedenleri arasında gösteriliyor. Yurt dışına ihraç edilen ve sınır kapılarından dönen binlerce ton üründe bu firmaların izine rastlamak ise mümkün.

Önce mutfağı sonra sağlığımızı vurdular

Limonu, domatesi, sebze ve meyveyi sekiz dokuz kat pahalıya mutfağımıza getiren dağıtım firmalarına düzenlenen operasyonda aralarında iş yeri sahiplerinin de bulunduğu 41 kişi gözaltına alınmış çıkarıldıkları mahkeme tarafından sahtecilik, fahiş fiyat uygulaması ve haksız rekabet suçlarından 40’ı tutuklanmıştı. İş sadece bununla kalmamış. 1.029 çiftçi ile görüşen Tarım ve Orman Bakanlığı müfettişleri üreticiden sofraya gelene kadar yapılan fiyat oyunlarını gün yüzüne çıkarmıştı. Ama maalesef iş bununla da sınırlı değilmiş. Bazı vicdansız şirket yöneticilerinin üretici üzerinde kurdukları baskı ve yıldırma politikaları ile kanser yapıcı tarım ilaçlarını 3 veya 4 katı fazla oranda kullandırarak halkın sağlığıyla oynadıkları belirtiliyor. Çiftçinin çeşitli yollarla zorlanarak mecbur bırakıldığı süreç içerisinde insafsızca bir oyun oynanıyor.

Raf ömrünü uzatma ve fiziki güzellik

İhracatta dünya standartlarının üç veya dört katı pestisit ve aflatoksin bulunan ve bu yüzden sınırlarımızdan geri döndürülen sebze, meyve ve kuruyemiş ile tahıl ürünlerinin bu firmalar tarafından işlendiği belirtiliyor. Peki bu kadar yüksek oranda tarım ilacı kullanarak insanları kanser hastası yapan bazı vicdansız dağıtım şirketi sahipleri neyi amaçlıyor? Her şeyden önce daha fazla kâr yapmak yani para hırsı geliyor. Çünkü depolarda stoklanarak daha sonra fahiş fiyatla piyasaya sürülen ürünlerin kısa sürede bozulmaması ve raf ömrünün uzaması amaçlanıyor. Bunun yolu da pestisit isimli tarım ilacının kullanımıyla mümkün oluyor. Aflatoksin ise meyve, sebze ile bazı kuru gıdalarda parlaklık, canlılık ve ürün güzelliğini ön plana çıkarıyor.

Erdoğan: Önemli adımlar atıyoruz

2025 ile 2026 yılları arasında Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye 105 ayrı üründe pestisit uyarısı yapıldı. Bunlardan 51’i ise yüksek oranda olduğu gerekçesi ile sınırlardan geri çevrilerek iade edildi. 2026 yılının ilk yarısında ise bu rakam 48 sınır reddi ile ilk sıralara oturdu. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Dünya Gıda Forumuna videolu konferansla katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da gündeminde güvenli gıda vardı. Ülke olarak önemli adımların atıldığını belirten Erdoğan “Güvenli gıdaya erişimi sadece bir arz meselesi olarak değil, millî güvenliğimizin temel unsuru olarak görüyor ve bu yönde önemli adımlar atıyoruz.” dedi. Çıkması beklenen yeni hal yasası ile birlikte gıdada fiyat karmaşası çözülürken, sağlık alanında da kalıcı ve etkili tedbirler alınacağı belirtiliyor. Yani sizin anlayacağınız halkın sağlığıyla oynayanların artık yanlarına kâr kalmayacak.

Kubilay Gülbek'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.