Şarjlı otomobiller başta olmak üzere günlük hayatınızda kullandığınız robotlar, akıllı ev aletleri, elektronik cihazlar; uzaktan kumanda ile patlamaya hazır bir bombaya dönüştürülebilir! TUSAŞ Motor Sanayii Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit yaptığı açıklamayla yüksek teknoloji ile birlikte hayatımıza giren tehlikelere dikkat çekti. Kullandığınız elektrikli otomobiller uzaktan kumanda ile kontrol altına alınıp, size bir anda canlı bomba eylemi yaptırabilir! Araç üzerindeki sensör ve kameralar gizli bir üssün haritasını çıkarabilir hatta kimlikleri gizli tutulan bazı personeli görüntüleriyle birlikte ifşa edebilir...
İşte bu yüzden ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI gibi stratejik öneme sahip tesislere yerli araçların dışında elektrikli otomobiller ile giriş yapmak yasaklanmış durumda. Yerli elektrikli araçların girmesinin nedeni ise yazılımlarının millî olması...
Şimdi sizlere İsrail tarafından geliştirilen ve günlük hayatımızda kullanılan ve bataryası olan her türlü cihazı bir bombaya çeviren Stuxnet virüsünden bahsedeceğim...
İran’ın nükleer tesisini patlattılar
Nükleer silah üretiminin kısıtlanma kararı üzerine ABD ve İsrail ile bir dizi anlaşma imzalayan İran, kendi ürettiği santrifüjler ile Natanz Nükleer Tesisi’nde gizli olarak uranyum zenginleştirmeye başladı. Bu gizli operasyondan kısa süre içerisinde haberdar olan MOSSAD ajanları, laboratuvarlarda yeni geliştirilen ve internet üzerinden sisteme giriş yapan Stuxnet virüsünü devreye soktu. Sırada solucan olarak tabir edilen bu virüsü ana bilgisayara gizlice sokmak kalmıştı. Dışarıdan gelebilecek her türlü müdahaleye kapalı olan Natanz ve internet bağlantısından uzak tutulan nükleer tesis Air Gapped (hava boşluklu) bir sistemle korunuyordu. İçeriden bir mühendis aracılığıyla solucanı taşınabilir bellek aracılığıyla sisteme sokan İsrail, santrifüjlerin çekirdeklerini beklenenden daha hızlı çalıştırmaya başlayınca ısınan cihazlarda art arda patlamalar yaşandı. Bilgisayar başındaki kontrol memurları yaşananlara hiçbir anlam veremiyordu, çünkü virüs ana ekranlarda yaşananları gizliyor, tüm verilerin sağlıklı olduğu yanılgısını yaşatıyordu. İran patlamalar sonucu nükleer silah için uranyum zenginleştirmesi yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Size bu anlattıklarım 2010 yılında yaşanmıştı; tam 16 yıl önce... Gelişen teknolojiyle birlikte tehlikenin boyutlarını artık sizin hayal dünyanıza bırakıyorum...
Hizbullah’ın çağrı cihazlarını patlattılar
2014 yılında İsrail’in hedefi hâline gelen Hizbullah, benzer sistematik patlamalarla sarsıldı. MOSSAD’ın elektronik takibinden korunmak için çağrı cihazları ve kısa mesafeli telsizlere yönelen yöneticiler, Tayvanlı Gold Apollo ve Japon Icom şirketi ile gizli bir anlaşma imzaladı. Üç bin adet çağrı cihazı ile dört bin civarında telsiz satın alınarak örgüt kadrolarına dağıtıldı. Ama anlaşma imzaladıkları kişiler aslında MOSSAD ajanlarından başkası değildi. Örgütün hareket tarzı hem de yapılan görüşmeler ajanlar tarafından anlık takip edilmeye başlandı. Sırada ise tüm dünyanın yakından takip ettiği bir gösteriye imza atmak kalmıştı. Bir gecede tüm elektronik cihazlara gönderilen geliştirilmiş virüs, bataryaları hızlı çalıştırarak 7 bini aşkın cihaz üzerinde patlamalar yaşanmasına sebep oldu. 39 örgüt mensubunun hayatını yitirdiği olaylarda yaklaşık 3 bin kişi yaralandı. Patlamaların İsrail sermayeli teknoloji şirketlerini zora sokacağı varsayımı üzerinde duran İsrail bir başka yalana sarıldı. Cihazların Budapeşte merkezli paravan bir şirkette içerisine c4 plastik patlayıcı yerleştirildikten sonra örgüte verildiğini ileri sürdü. Böylelikle hem teknolojik suikastlar açık edilmemiş olacak hem de gelişen teknoloji korunmuş olacaktı. Böyle de oldu tüm dünya uydurulan yalana inandı. Patlayıcıların çağrı cihazlarına ve telsizlere yerleştirilen plastik c4 ile yapıldığı algısı oluşturuldu.
Türkiye’nin gözünden kaçmadı
Tüm bu yaşanan gelişmeler Türkiye’nin ise yakın takibindeydi. İsrail’in oynadığı oyunları ve son gelişmeleri not alan istihbarat birimleri bir dizi tedbirler aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması'nda yaptığı bir konuşmada, gelişen yapay zekâ ve teknoloji dünyasındaki güç odaklarına karşı millî ve manevi değerlerini koruyan, teknolojiyi insan merkezli geliştiren bir gençlik yetiştirileceğini vurguladı. Cumhurbaşkanının kurduğu cümlelere yukarıdaki satırlarda yazdığım olaylar doğrultusunda baktığınızda ne kadar önem taşıdığını fark edersiniz sanırım.

