Kaydet
|

Fransa’da başlayan, ardından Avrupa’nın yedi ayrı ülkesine yayılan gençlik hareketleri özgürlük işareti mi, yoksa genç yaşta bilinmeyen bir batağın içerisine sürüklenip, ideallerin son bulduğu yasa dışı bir yolun başlangıcı mıdır bilinmez. Şimdi size gençlerin nasıl adım adım zehirlendiklerini delilleriyle mekân ve isim kullanarak anlatmaya çalışacağım. Salgın gibi yayılan gençlik hareketlerini eleştiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli öğrencilere ve yasa dışı gösterilere atıfta bulunarak “Fransa’ya özenmeyin. Batı emperyalizmine kapılmayın” uyarısında bulundu. Haksız da değildi. Öğrenciler ve ebeveynler şimdi dikkatinizi bana verin. Çünkü okuyacaklarınız geleceğinizi veya çocuğunuzun hayatını bir nebze de olsa kurtarabilir.

Masum eylemden sabıkalı öğrenciye

Hibrit savaşın en önemli kurallarından birisi, hedef ülkeyi savaşmadan etkisiz hâle getirmektir. Bunun için de o ülkede yaşayan çift kimlikli kişiler aracılığıyla mevcut sisteme karşı sokak hareketleri düzenlenerek dünya kamuoyunun dikkati çekilmek istenir. Benim sözüm hayatlarının baharında olan üniversite öğrencilerine. Hangi görüşten olursa olsun sizi meydanlara çekmek isteyen, yasa dışı hareketlerin içerisinde görmek isteyen, özgürlük adı altında sözde barış meşalesi sunan yöneticilere asla inanmayın. Çünkü onlar emellerine kavuştuktan sonra sizi yalnız bırakıp olay yerinden ayrılacaklar, yasa dışı gösteriyle işimiz yok diyerek sizi güvenlik güçleriyle karşı karşıya bırakacaktır. Kitle hareketlerinin neye mal olacağını düşünmeden ve bir iki provokatörün yasa dışı kışkırtmasıyla bir anda gözaltına alınıp ilk sabıka kaydınızı Güvenlik Şube Müdürlüğünde yaşamanız yani fişlenmeniz işten bile değil. Zaten ondan sonraki süreçte devlet kayıtlarında sabıkalı bir kişiliğe bürünmüş olursunuz.

Saraçhane olayları ve kararan hayatlar

Şimdi size vereceğim ilk örneği dikkatlice okuyun. Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diploması iptal edilince sokak hareketleri bekleyen İstanbul Valiliği her türlü eylem ve miting gibi aktiviteleri yasakladı. Harekete geçen CHP Genel Başkanı Özgür Özel büyük çoğunluğunun üniversite öğrencilerinden oluşan gençleri İBB’nin Fatih Saraçhane’deki binasının önünde toplanmaya davet etti. Bunun bir miting olmadığının altını çizen Özel, eylem yapmak ve sonuç almak için toplandıklarını belirtti. Ama durum hiç de öyle olmadı. Aralarında provokatörlerin de bulunduğu üniversite gençliği Saraçhane’de polisle karşı karşıya geldi. Özgür Özel mikrofonu eline alıp sakince dağılma çağrısında bulunsa da durum istediği gibi olmadı. Çünkü provokatörler gençliği etki altına almış, çıkan olaylar sonucu terör örgütlerine kadar uzanan bir yolculuğun ilk adımı atılmıştı. Polisin müdahalesiyle 300’den fazla öğrenci gözaltına alındı. Olaylar 6 gün boyunca devam etti. Olayların büyüyeceğini fark eden Özel ve ekibi tansiyonu düşürmek için mitingleri başka alanlara çekmek istedi. Ama bu işten zararlı çıkan tek kişi üniversite gençliği oldu. Genç yaşta soğuk nezarethaneler ve cezaevi koridorları ile tanışan çok sayıda öğrencinin okullarındaki kayıtları donduruldu, bazıları uzaklaştırıldı, bazılarının ise ilişiği kesildi. Bundan da önemlisi artık fişlenmişlerdi. Tüm hayatları boyunca bunun acısını çekeceklerdi. İş başvurularında devlet memurluğunda artık hep bununla yaşayıp anılacaklardı. Hatta bu çocukların içerisinde olaylara karıştığı gerekçesiyle bursları iptal edilen anne ve babaları adliye koridorlarında gözyaşlarına boğulan kişileri görmek mümkündü.

Terör örgütleri devrede

Şimdi ikinci örneğe geçelim. İçine düştüğünüz bataklık sadece bununla da sınırlı değil. Eylemlere katılmakla terör örgütlerine militan temin etmek için öğrenci görünümlü olan kişilerin radarına takılmış bulunuyorsunuz. Kafelerde ve dernek çatısı altında kurulan terör yuvalarında örgüt propagandası yapan bu kişiler, her fırsatta sizinle irtibat kurarak adım adım terör örgütüne katılımınızı sağlar. Nereden mi biliyorum?

Emniyete intihar eylemi

Tarihler 1 Nisan 2015’i gösterdiğinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan yerleşkesine gelen silahlı kadın terörist çevreye ateş ederek terör eylemi gerçekleştirdi. Ölü olarak ele geçirilen teröristin 26 yaşındaki DHKP-C militanı Elif Sultan Kalsen olduğu ortaya çıktı. Genç kızın terör örgütüne nasıl katıldığını araştırdığınızda korkunç gerçeklerle yüzleşiyorsunuz. Örgüt tarafından baskı ve şantaj sonucu eylemi kabul etmek zorunda kalan genç kız aslında hayatının baharında bir üniversite öğrencisiydi. Yoksa hangi akıl iki silah ve el bombasıyla binlerce polisin bulunduğu emniyet müdürlüğüne baskın düzenlerdi. Neyse konuyu fazla dağıtmadan Elif Sultan’ın hayat hikâyesini sizinle paylaşayım. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğündeki arşiv kayıtlarına göre Elif Sultan Kalsen ilk kez öğrenci olayları sırasında gözaltına alınmış. Devletin arşiv kayıtlarına girdikten sonra örgütle tanışan Kalsen sokak eylemleri, basın açıklamaları ile birçok kez polis nezaretinde sabahlamış. Gençlik Kampı adı altında kurulan örgüt karargâhlarında zaman geçiren Kalsen silahlı eğitim adı altında sınır ötesine götürülmüş ve ardından eylem yaptırılmak için İstanbul’a getirilmişti. Gençlik yıllarını karanlık odaklar tarafından yönetilen terör örgütünün içerisinde geçiren Kalsen’in son durağı ise bir intihar eylemi oldu. İşte bu yüzden iş işten geçmeden uyanın ve sizi sokaklara çağıran odaklara karşı “Biraz da siz bedel ödeyin” demeyi sakın ihmal etmeyin.

Kubilay Gülbek'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.