Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevinde yaptığı savunmasında kendisini başarılı müteahhit, dürüst belediye başkanı ve halkın yanında bir lider olarak tanımlıyor. İddianamelerde geçen ve aralarında para ilişkisi bulunan iş adamlarını ise yalancılıkla ve çıkar çevreleriyle ortak hareket etmekle suçluyor. Yalnız bir şeyi unutuyor. ‘Beni arkadan vurmaya çalışıyorlar’ dediği birçok iş adamıyla geçmişte organik bağlar kurmuş, hatta gizlilik niteliği taşıyan birçok konu aralarında sır olarak saklanmış. Nedense bu kişiler hep bölgenin hatırı sayılır müteahhitleri olmuş.
480 milyonluk villayı 48 milyona aldı
Müteahhitlik yaptığı dönemde şaheserlere imza attığı iddiasında bulunan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nde 55 bin metrekare inşaat hakkı olan araziye 17 bin metrekarelik yatay mimari inşa ettiğini, arazi sahibini 3’te 1’ine ikna ettiğini söylüyor. 10 kat imarı bulunan bir araziye 60 villa yaptığını söyleyen ve bununla büyük bir müteahhitlik örneği sergilediğini belirten İmamoğlu, arazinin kime ait olduğuna ve sahibiyle yapılan pazarlığın detaylarına girmiyor. Neden bu örneğin üzerinde duruyorum? Çünkü aynı bölgede lüks konutlar inşa eden iki büyük şirketin yönetim kurulu başkanları, İmamoğlu’nun belediye başkanlığı döneminde büyük rüşvet ağlarını yönettiğini ve kendileriyle zaman zaman rüşvet pazarlığı içerisinde olduğunu öne sürüyor. İstanbul’da megaprojeleriyle gündeme gelen Nuhoğlu İnşaatın sahibi Ali Nuhoğlu, Ekrem İmamoğlu’na Sarıyer’de değeri 480 milyon lira olan iki adet villayı 48 milyon liraya devrettiğini bunun karşılığında da büyük projelere izin aldığını söyledi.
Tam burada şunu belirtmek istiyorum; İmamoğlu ve suç örgütü bana göre sistemli bir rüşvet ağı organizasyonu yürütüyor. İddianameyi baştan sona okuduğunuzda bunun farkına varıyorsunuz, çünkü iş adamlarıyla yapılan pazarlıklar ve alındığı söylenen gayrimenkuller ile nakit para pazarlıklarının arkasında hep bir şekilde ticari alacak veya ortaklık sözleşmeleri çıkıyor. Yani daha basit bir yolla anlatmam gerekirse, Nuhoğlu İnşaatın sahibinden alınan iki adet villanın eski yapı olduğu, bunun karşılığında başka taşınmazların verildiği belirtilerek savunma yapılıyor. Ama villanın yeri ve emlak değeri ise belirtilmiyor. Baktığınızda 48 milyon liraya satılan villanın arazi değeri kat kat fazlasıyla ölçülüyor. Ali Nuhoğlu ise ifadesinde “Ekonomik açmazda veya büyük bir krizde işinizi çözmek için mecburen o tarz ilişkilere giriyorsunuz; ilişkiyi iyi tutma adına” diyor. İşte bu cümle İmamoğlu ve suç örgütünün gerçek yüzünü göstermeye yetiyor. Nuhoğlu İnşaat da aslında İmamoğlu ile birlikte zirveye çıkmış. 2018 yılında konkordato ilan eden iş adamı Ali Nuhoğlu, İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesi üzerine daha doğrusu “İlişkiyi iyi tutma” yolunda önemli adımlar atıyor. Batmakta olan şirketin bu ani yükselişi, belediyenin altyapı projelerinde alınan ihaleler megaprojeler ile sınırları zorluyor.
Megamüteahhitten iki büyük iddia
Beylikdüzü’ne yaptığı inşaat projeleriyle adını duyuran Kameroğlu İnşaatın sahibi Adem Kameroğlu da İmamoğlu’na rüşvet verdiğini ileri sürdüğü iş adamlarından birisi. Pelikan Hill projesinden villa ile çeşitli projelerden 4 adet daire verdiği iddiasında bulunan Kameroğlu ayrıca 35 milyon dolar değerindeki 40 dönümlük arazisinin belediye kaynaklarına hibe edilmeye zorlandığını ileri sürüyor. Yukarıda bahsettiğim delil karartma olayı savunmada yine tekrar ediliyor. İmamoğlu İnşaat’ın o dönemki genel müdürü Tuncay Yılmaz villanın ticari bir alışveriş olduğu iddiasında bulunuyor. Delil olarak da hazırlanan daha doğrusu sonradan kendilerini garanti altına almak için hazırladıkları ileri sürülen senetleri gösteriyor. Aslına bakarsanız milyar dolarlık projelere hileli imar izni vereceksiniz, maliyetine aldığınızı söylediğiniz villa ile ilgili senetler imzalayıp olayı ticari satış gibi göstereceksiniz.
Balıkçı Kenan da mı yalan söylüyor?
Dikkatimi çeken üçüncü konu ise Beylikdüzü’nün esnafı Balıkçı Kenan, yani Kenan Balcı. Balcı da İmamoğlu ile ilgili önemli iddialarda bulunuyor. Kendisinden baskı karşılığında 2 bin metrekare arazi istendiği iddiasında bulunan Kenan Balcı, Beylikdüzü’ndeki 5 kat imarlı arsasına İmamoğlu’nun talip olduğunu ve imara aykırı olarak 8 kat yapma teklifinde bulunduğu iddiasını ortaya attı. Balcı bununla da kalmıyor ve İmamoğlu’na arsalarını veren bina sahiplerinin evlerinin 8 kat yapıldığını, vermeyenlerin ise 5 katla sınırlı kaldığını ileri sürüyor. Teklifi kabul etmeyen Balcı’nın ise başına gelmeyen kalmamış. İş yerinin önündeki otopark İmamoğlu’nun İBB başkanı olması ile birlikte istimlak edilmiş ve ardından canlı balık satışına belediye tarafından yasak getirilmiş.
İmamoğlu’nun, önce bunlara ikna edici bir cevap vermesi gerekiyor.

