Türkiye’nin konuştuğu fon soruşturmasında hile dolu çarkın içerisinde bulunan ve servet basamaklarını koşar adımlarla çıkanlardan sadece birinin hikâyesini anlatmak istiyorum. Olayın kahramanı devlet memuriyetinde 6 yılını geçiren ve ardından milyar dolarlık fonlara hükmeden bir isim. Hileyi ve hilecileri o kadar iyi tanıyor ki, Pusula Holding’de oturduğu koltukta hukuki sorumluluğu ve imza yetkisi bulunmuyor. Kirli sermayenin yurt dışına çıkarılması, hisse senetlerinde manipülasyon dâhil pek çok kararı uygulama emri verme yetkisi olmasına rağmen tek bir işlemde bile imzası bulunmuyor. Hukuki sorumluluğu olmadığı için gözaltına alındığı fon soruşturmasında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, aynı şirkette imza yetkisi olan kardeşi onun talimatlarını uyguladığı için tutuklanıyor.
Memurluktan fon yöneticiliğine
Bu kişinin adı İ.E... Vergi dairesinde 6 yıllık memuriyeti sırasında yolu Taksim’de yıldızı bol olan bir otele düşüyor. Rutin denetimlerin ardından otel sahibi ile tanışarak kısa süre sonra aynı otelde genel müdürlük koltuğuna oturuyor. İ.E. otelde konaklayan bürokratlarla da yakından ilgilenirken dönemin SPK Başkanı ve başkan yardımcısıyla tanışarak çalıştığı otelin hisselerini halka nasıl açılabileceğini ve bu konuda ne gibi yardımlar alabileceğini öğreniyor. Kısa sürede samimi olduğu başkan ve başkan yardımcısının adını kullanarak hisseler üzerinde manipülasyon yapıp otel sahibinin bazı ticari sırlarını rakipleri ile paylaşınca sözleşmesi feshedilerek işinden kovuluyor. Borsa, kripto para ve finans şirketlerine olan merakı İ.E’nin Pusula Portföy’le yolunun kesişmesini sağlıyor. Kendisine hukuki sorumluluğu ve imza yetkisi bulunmayan bir makam seçerken kardeşini de aynı şirkette sorumlulukların ağır olduğu bir makama yerleştiriyor.
İki katlı villadaki sağır oda
Pusula Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ile yakın ilişkiler içerisine giren İ.E., Tera Yatırım, Hedef Holding ve Bulls Yatırım gibi şirketler ile hesap yönetimi yapmaya başlıyor. Yapay piyasa oluşturma, hisselerde gerçek dışı fiyatlandırma, iş adamlarına ait kirli paranın yurt dışına çıkarılması, paranın aklanarak yurda getirilmesi operasyonlarının çoğunda akıl hocalığı yapıyor. Vaktinin büyük kısmını Levent’te satın alınan iki katlı villada geçirmeye başlıyor. Villa, finans şirketi yöneticileri ve 131 fon havuzunun temsilcilerinin uğrak yeri hâline geliyor. Düzenlenen toplantılarda paranın trafiği ve yapılacak manipülasyonlar yuvarlak masa etrafında en çok konuşulan konular arasında yer alıyor. Dünya bankacılık sistemindeki açıklar, kripto paranın iz bırakmadan dolaşımı ve dolandırıcılığın binbir şekli burada alınan kararlar doğrultusunda uygulamaya sokuluyor. İki katlı villanın ise kuralları vardır. Birinci kural dikkat çekmemek için lüks araçların evin önüne çekilmemesi, ikinci kural ise tüm bu konuların telefonların doğal yoldan çekmediği alt katta bulunan ve sağır oda olarak tabir edilen yerde yapılması. Böylelikle hem dikkat çekilmeyecek hem de dışarıdan dinleme yoluyla yapılacak müdahalelerin önüne geçilebilecekti.
Alkin kardeşlerle aynı savunma
Adalet Bakanı Akın Gürlek, SPK’ya 2025 yılında yazdığı ilk yazıda Pusula Portföy’ün Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ile babası Celal Yarız’ın Çan2 Termik ve Vakıf Finans hisselerindeki işlem yasaklarına dikkat çekti. 2026 yılında gönderilen ikinci bir resmî yazı ile alınması gereken tedbirler hatırlatılarak ek tedbirler alınması istendi. Harekete geçen SPK kapalı tutulan ve manipülasyon yapılan fonların açılmasına karar verdi. Büyük oyunda sona gelinmişti. Nakit sıkıntısı çeken Pusula Portföy, Tera Yatırım’ın kapısını çalarak birleşme teklifinde bulundu. Piyasadaki dedikodular üzerine yatırımcılar paralarını çekmek isteyince şirketler birer birer batma riskiyle karşı karşıya kaldı. Finans kuruluşlarına ve gayrimenkullere el koyan savcılık çok sayıda kişiyi tutuklayarak cezaevine gönderdi. Gözaltına alınanlardan biri de İ.E. idi. Ancak hazırlıklıydı. Ne bir operasyonda imzası ne de hukuki bir sorumluğu bulunuyordu. Alkin kardeşlerin uyguladığı ‘Bilmiyorum, görmedim, duymadım’ yöntemiyle kendisini savundu. Alkin kardeşler tutuklandı ama İ.E. delil yetersizliğinden ve yurt dışı yasağı ile serbest bırakıldı. Kardeşiyse manipülasyonlarda imzası olduğu gerekçesiyle tutuklandı.

