Marmara Grubu Straetjik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından 5, 6, 7 Ekim tarihlerinde, İstanbul''da, Feshane Festival Sarayında düzenlenen, 2''nci Avrasya Ekonomi Zirvesi toplantılarının önemli bir kısmına katıldım.
Hemen belirtmek gerekir ki, Avrasya ve özellikle Orta Asya ile ilgili faaliyete, bir süreden beri ara verildiği şu sıralarda, Vakfın, böylesine bir toplantıya ön ayak olması, çok yerinde ve sevindiricidir.
Her ne kadar, basılı kağıtlarda, zirveye konan ad ile ilgili olarak, bir karışıklık, ilk nazarda dikkati çekiyor ise de, amaç yönünden bu girişimi desteklememek mümkün değildir. Bazı belgelerde, "Türk Devletleri 2. Ekonomik Zirvesi" olarak adlandırılan toplantıyı düzenleyen deneyimli idareciler de biliyorlar ki, üst düzeyde davet edilen Orta Asya Cumhuriyetleri ve Azerbaycan, köken itibariyle, Türk oldukları halde, henüz Cumhuriyetlerinde "Türk" adını kullanmamaktadırlar. Bunda, alınacak ve şikayet edilecek bir taraf, şahsen göremiyorum. Bu ülkeler, zamanı geldiğinde, bu evrimi de gerçekleştireceklerdir. Şu sırada, tarih ve kültür açısından, yetmiş seneyi aşkın bir süre zarfında zorla sovyetize edilen bu kardeşlerimiz, gerçek köklerini bulmanın çabası içindedirler. Bize düşen, kendilerine bu yolda, referans temin etmek, ortak tarih ve kültür değerlerini ortaya çıkarmak bakımından, yardımcı olmaktır. Kendilerini, şimdilik, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan Cumhuriyetleri olarak tanımlayan bu yönetimlere, bizim ad takmakta acele etmemize gerek yoktur.
Oturumlarda, önemli konuşmacıları dinledik. Konferansı düzenleyenler belli bir gündem tesbiti üzerinde durmadıklarından ötürü olacak, herkes, söylemek istediğini söyledi. Bunlar arasında, kanımca, isabetli teşhiste bulunan İstanbul Sanayi Odası Başkanı Hüsamettin Kavi ile, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yıldırım, Orta Asya ile ilişkilerimizde gözetilmesi gereken parametreleri iyi belirlediler. Orta Asya ile ilişkilerde, akrabalıktan hareketle, duygusallığı bir tarafa bırakıp, bu ülkeleri, Türkiye için önemli ve vazgeçilmez ekonomik partner olarak görmek gerektiğini
vurguladılar. Öte yandan, bahsi geçen konuşmacılar, Orta Asya''da, siyasi bağımsızlığın, ekonomik bağımsızlık ve istikrara dönüşebilmesi için, Türkiye''nin deneyim ve olanaklarını paylaşmaya arzetmesini, ancak bundan önce de, Türkiye''nin arkasından gidilecek nitelikte, göz kamaştırıcı örnekler ortaya koymak durumunda olduğunu belirttiler. Konuşmacılar, özellikle, ilişkilerde ortak çıkarlara hizmetin esas kriter alınması lüzumu üzerinde durarak, Türkiye''nin her alanda Orta Asya''da, diğer rakipleri yanında, kompetitiv olmak durumunda bulunduğuna işaret ettiler. Kanımca, gerçekçilik, bu görüşlerde saklıdır. Yoksa, Orta Asya artık bizden sorulur dedikçe, hem muhataplarımızı ürkütüyor, hem de güçlü yatırımlarla tutamadığımız yerleri, buraları sürekli tarassut altında bulunduran Batılı rakiplerimize kaptırıyoruz.
Herşeye rağmen, yararlı ve istifadeli geçen bu defaki oturumun bir benzerini ileride tekrarlamak imkanı olursa, ben olsam, şahsen, şöyle bir sistematikten hareket ederim:
Önce, Cumhuriyetleri dolaşarak, yetkililerle görüşür, onların, ilişkilerimizin seyri hakkındaki ön görüşlerini alır, bunları, kendi özel ve resmi sektör çevrelerimizin görüşleriyle karşılaştırarak, gündemin belli başlı konularını (topics) ortaya çıkarır ve sekreterya olarak bu konularda, katılımcıların bilgileri için, ayrıntılı belgeler (documents) hazırlar ve dağıtırım.
- Avrasya gibi bir çerçeve kullanacaksam, bu tarife uygun olarak, Avrasya''ya giren diğer ülkeleri de, ezcümle, Rusya''yı da çağırırım.
- Orta Asya ve Kafkasya ile sınırlı kalacaksam, buna göre duyuru ve düzenleme yaparım.
- Orta Asya ile ilişkilerde, Rusya faktörünü dikkate alırım.
Cumhuriyetlerin, elan da, siyasi, iktisadi, sosyal ve özellikle askeri bakımdan, Rusya ile işbirliğine devam etmek zorunda oldukları keyfiyetini mutlaka gözönünde bulundururum.
- Orta Asya''da ve Kafkasya''da Cumhuriyetleri birlikte ilgilendiren ve Rusya''nın da işin içinde olduğu, bizim de öbür ucunda yer aldığımız petrol ve doğal gaz boru hatları ile, ortak ulaşım projelerini, incelenmek ve irdelenmek üzere, ayrı sempozyumlar konusu yaparım.
- Her halde, benzeri sempozyumlara, olabilecek katkıları açısından, Üniversiteleri, Devlet Planlama Teşkilatını, Hazineyi ve TİKA''yı sponsor olarak, ortak ederim.

