Türkiye Gazetesi E-Gazete
Arama
Kaydet
a- | +A
Bir de bize, nahak yere, ''sabırsız'' derler. Öyle olsaydı, ne olduklarını her defasında keşfetmemize hiç gerek olmayan Rumlarla, 1968-2000 arasında, tam otuz iki yıl görüşmeleri sürdürür müydük? Avrupa''da Otuz Yıl savaşlarını öğrendiğimiz çağlarda, bunu çok yadırgadık. Otuz yıl biteviye savaş olur muydu? Otuz iki yıl sabırla görüşülür müydü? İlginçtir. Rumlarla 1968 yılı Haziranında başlatılan ilk toplumlararası görüşmelerin tarafları, yine şimdiki gibi, Glafkos Klerides ile Rauf Denktaş''tı. Sayın Denktaş''ı kutlamak ve takdir etmek için, herşeyi bir tarafa koysak bile, bu otuz iki yıllık sabrı yetmez mi? Rumların Adada, 1967 yılı Kasım ayında Boğaziçi ve Geçitkale''de başlattıkları saldırılar, hem kendilerine ve hem de onları yönlendiren Yunanistan''a pahalıya mal olmuştur. Cunta, Adaya, zaman içinde, gayri meşru yollardan soktuğu ve Rum Milli Muhafız Güçleriyle adeta entegre ettiği kuvvetlerini, Türkiye''den zoru görünce, başını önüne eğerek, çekmişti. Makarios ortada kalmıştı. Zaman kazanmak için Türklerle masaya oturmaktan gayrı çıkar yol yoktu. Görüşmeler, havanda su döğercesine, yıllarca sürmüş, ancak, bilinen emeller değişmemişti. O kadar ki, Atina''daki Cuntacılar, işi, Kıbrıs''ta darbe yapmaya ve Enosisi gerçekleştirmeye kadar götürdüler. Bununla, karşılarında, önce birinci Barış Harekatını gördüler. Ancak, Barış Harekatı, anlaşılan, Yunanlıların başlarına akıl koymalarına yetmedi. Hâlâ zaman kazanmak istiyorlardı. 25-30 Temmuz 1974 tarihlerinde yapılan birinci Cenevre Konferansında, Yunanistan adına hareket eden, zamanın Dışişleri Bakanı Mavros, bir hafta boyunca, Konferansı sabote etti. Amerika''dan, Türkiye''yi engeller diye, medet umdu. Yunanistan ve Rumlar, 8-14 Ağustos 1974 tarihlerinde yapılan ikinci Cenevre Konferansında da, aynı tutumu sürdürdüler. Sonunda, ikinci Barış Harekatıyla, akılları başlarına geldi. Adanın %36''sı Türk hakimiyetine geçti. Böylece, bugünkü düzenin ilk yapı taşları atılmış oldu. Rumların değişmeyen tutumu, Türkleri, 13 Şubat 1975 tarihinde, bugünkü KKTC''yi hazırlayan Kıbrıs Türk Federe Devletini (KTFD) ilan etmeye mecbur bıraktı. Yani görüşmelerden bir sonuç alınamıyordu, ama, neticede yine biz kârlıydık. Rumlar, bir süre de, Amerikan ambargosuna ve Amerika''nın Türkiye üzerinde olabilecek baskılarına umut bağladılar. Bundan da sonuç alamadılar. Nisan 1975''te başlayıp, aralıklarla, Ağustos 1975''e kadar süren Viyana görüşmeleri sonunda, Rumlar, Adada, Kuzey-Güney ahali mübadelesine evet demek zorunda kaldılar. Kilometre taşı niteliğindeki bu gelişmeden sonra, Makarios, 1977 yılında, Denktaş''la dört temel ilke üzerinde anlaşmayı kabul etti. Bunlar içinde, en önemlisi, Kıbrıs''ın, iki toplumlu federal bir Cumhuriyet olacağı ilkesi idi. Makarios''tan sonra gelen Kyprianou da, 1979''da, bu ilkeleri teyit etti. Ancak, aynı Kyprianou, 1981''de Atina''da, Anderas Papandreou''nun liderliğindeki PASOK''un iktidara gelmesiyle, yeniden hayallere kapıldı ve bu defa, hem içeride, Kıbrıs''ta ve hem de uluslararası arenada, Türkleri ve Türkiye''yi köşeye sıkıştırmayı hedef alan faaliyete başladı, Birleşmiş Milletlerden, daha önce hem kendisinin ve hem de Makarios''un kabul ettiği ilkeleri inkar eden kararlar çıkarttı. Sonuçta, Türkleri, 15 Kasım 1985''te, bugünkü KKTC''yi ilan etmeye mecbur etti...
ÖNE ÇIKANLAR