Avrasya bölgesinin pilotluğu misyonunu fazlasiyle benimsemiş olan Kazakistan''ın, bağımsızlıktan bu yana geçen süre zarfında, komşu ve emsallerine kıyasla, önemli sayılacak merhaleler katetmeyi başarmış olmasına rağmen, hâlâ IMF ve Dünya Bankasının ısrarlı olduğu, temel makro dengeleri tutturamamış olduğu gözlenmiştir.
Taahhüt sektörünün ilgisi açısından, Kazakistan, ulaşım ve benzeri alt yapı projeleri için, öz kaynak ayıracak durumda değildir. Kazakistan''ın, uluslararası kuruluşlardan kredi temin edilebilmesinin de, beklenen reformları yapmasına ve bu reformların da kabul edilmesine bağlı olduğu bilinmektedir.
Kazakistan, yabancı sermayeye de, hesapları arasında, önemli bir yer ayırmaktadır. Ancak, Kazakistan, son yıllarda, ortalama bir milyar dolardan fazla sermaye çekememiştir. Bu düzey, projelerin kapsamı muvacehesinde, yeterli değildir.
Bununla beraber, Kazakistan, hâlâ, sahip olduğu, petrol ve madenler gibi, geniş doğal kaynakların, yabancı sermaye için vazgeçilmez cazibe unsuru oluşturduğu anlayışını muhafaza etmekte ve bir bakıma, kendinden emin görünmektedir.
Kazakistan''ın bu yaklaşımı, biraz da, başından bu yana, Cumhurbaşkanı Nazarbayev''in, ekonominin kontrolünü, doğrudan kendi elinde bulundurmuş olmasından ileri gelmektedir. Ancak, bu trendin de değişmekte olduğu müşahede edilmiştir. Şöyle ki, Cumhurbaşkanı, kurumsallaşma ve yeni otonom örgütler kurma adına, kontrolü elden çıkarmışa benziyor. Görünen dağınıklığın sebebi, böyle izah ediliyor.
Kazakistan''ın Rusya''yı kollama önceliği, herşeyin başında geliyor. Nitekim, Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Zirvede yaptığı konuşmasında, petrol boru hatları konusuna değinirken, halen, Rusya topraklarından geçip Karadenize açılan taşıma sisteminin, yılda 65 milyon tonluk bir kapasiteyi ortaya koyduğunu, Kazakistan''ın halihazır üretiminin de, henüz 30 milyon tonu bile bulmadığını, ileride, 2005 veya 2010''lara doğru, üretim, 80 milyon tona çıktığında, ancak o zaman alternatif yollar üzerinde durulabileceğini, açıkça ifade etmiştir. Bu da, Kazakistan''ın, Bakü-Ceyhan hattına nasıl baktığını gösteriyor.
Cumhurbaşkanı, konuşmasını tamamlarken, kendisine göre, bir gerçeği daha vurgulamak istedi. ''Biz, bölgede, aynı battaniye altında yatmakla beraber, farklı rüyalar gören insanlarız'' dedi. Bu da, doğrusu, samimi bir itiraftı.
Konferansta, Amerika''nın bölgeyle ilgili politikasında da, bazı değişiklik emarelerinin konuşulmaya başlandığı gözlenmiştir. Ezcümle, öteden beri, bölgede, Rusya''yı ve İran''ı devre dışı tutmayı hedef alan ve başlıca bu nedenle de, Bakü-Ceyhan hatı projesine kuvvetli siyasi destek veren Amerika''nın, İran''la, sınırlı da olsa, bir yakınlaşma denemesine girmek istediği, konuşma ve temaslardan anlaşılmıştır.
İkinci önemli faktör, Amerika''nın, Yeltsin sonrası Rusya için düşündükleridir. Tüm uyarılara rağmen, Çeçenistan''da şahin politikası izleyen Putin''in, Orta Asya''da da, kontrolü, tedricen ele geçirmeye çalışacağına hükmeden Amerika, Putin''e sert yapmaktansa, onu, işbirliğinin içine çekmeyi tercih edebilir. Böylesine global bir yaklaşım da, bölgede alışılmış bir çok parametreyi tümden değiştirebilir.

