Kaydet
a- | +A

26-28 Nisan tarihlerinde, Kazakistan''da, Almatı''da yapılan "Avrasya Ekonomik Zirvesi-2000" toplantısında, sahnede etkinlik gösteren oyunculardan, Rusya''dan başlamak gerekirse, bu ülkenin sergilediği tutum ve vermek istediği mesaj hakkında, özetle, şunlar söylenebilir: Rusya, toplantıya, Başbakan Birinci Yardımcısı düzeyinde katılmıştır. Başbakan Yardımcısı Viktor Khristenko''ya göre; -Sovyetler''in dağılmasından sonra yaşanan köklü transformasyonun getirdiği, başta ekonomik olmak üzere, birçok soruna rağmen, Rusya''nın, Avrasya bölgesinde bir realite olduğu yadırganamaz. -Avrasya''daki doğal imkan ve kaynakların ekonomiye dönüştürülmesinde, mevcut, geniş Rus ulaştırma alt yapısı gözardı edilemez. -Rusya, propagandası yapıldığı gibi, bölgede asla koloniyalist ve istismarcı bir anlayışla hareket etmemektedir. Aksine, Rusya, bölgeye, dışarıdan müdahalelere karşıdır. -Rusya, bölge ülkeleriyle, karşılıklı yararlara dengeli biçimde hizmet edecek, eşitlerarası işbirliğinden yanadır. -Rusya''yı dışlayarak, bölge ülkelerini, mevcut şartlara uymayan işbirliğine zorlamak, uzun vadeli ve istikrarlı bir işbirliği ortamının oluşturulmasından çok, gelecekte çözümü zor olabilecek birçok ciddi sorunu hazırlama riskini taşımaktadır. Nitekim, dış müdahaleler, şimdiden, bölgede, barış ve istikrarı tehdit edecek istidadda, terörizm ve milliyetçilik hareketlerini cesaretlendirmiştir. -Hazar''daki ekonomik imkanlar etrafında çok iyimser tahminlere bağlı olarak, spekülatif nitelikli politikalar oluşturuluyor. Halbuki, Hazarın hukuki statüsü, hâlâ önemli bir uyuşmazlık konusu olmaya devam etmektedir. Özetlemek gerekirse, Rusya, toplantıda barış ve işbirliğinden yana bir kapak altında da olsa, yine de, aba altından sopa göstermekten de geri kalmamıştır. Diğer önemli bir aktör de, Çin olmuştur. Çin, konferansa, Bakanlığın da üstünde, Devlet Ekonomi ve Ticaret Komisyonu Başkanı düzeyinde katılmıştır. Komisyon Başkanı Sheng Huaren''e göre; -Çin, Avrasya''nın, Doğu kanadını oluşturmaktadır ve bu hüviyetiyle de, bölgenin ayrılmaz bir cüz''üdür. -Çin, özellikle, 1978''den itibaren, mevcut sosyalist düzeni reforme etmek suretiyle, tedricen dünyaya açılmış ve gelişmiş bir ekonomi düzeyini büyük ölçüde yakalamıştır. -Sadece 1999''da % 7.1 oranında bir büyüme sağlayan Çin ekonomisinde sanayi üretimindeki artış oranı % 8.5''e çıkmıştır. Sanayi tesisleri, kârlarını % 52 oranında artırmışlardır. -Çin, şimdiye kadar, 150 milyar dolar mertebesindeki yabancı sermayenin 45 milyar dolarını ülkeye çekmeyi başarmıştır. -Çin, eldeki 150 milyar dolarlık rezerv sayesinde, istikrarlı bir kur politikası izleyebilmektedir. -Çin''in dış ticaret hacmi, halen, yaklaşık % 3.5 ile, dünyada 9''uncu sırayı işgal etmektedir 2005 yılında, Çin''in kümülatif ithalat hacmi, 1.300 milyar doları bulacaktır. -Çin, ekonomik boyutlarıyla orantılı biçimde, Avrasya bölgesinde her türlü işbirliğine hazırdır. -Özetle, Çin, bölgede, korkulacak bir kuvvet olmaktan çok, barış ve istikrara hizmet edecek nitelikte, işbirliğinden yana olduğunu, dikkati çekecek derecede yumuşak bir üslupla anlatmaya çalışmıştır. Konferansta, dikkati çeken, esas oyuncu İran''dı. İran, hem iddialı ve hem de agresivdi. İran, Konferansa, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Hassan Habibi başkanlığında, yaklaşık otuz kişilik bir heyetle katılmıştır. -Habibi, ülkesinin ekonomide kaydettiği başarıları anlatmaktan çok, İran''ın bölgede haiz olduğunu iddia ettiği, sözde, üstün konumunu pazarlamaya ağırlık vermiştir. -Habibi, yaptığı ve etraflı bir etüd sonucu olduğu izlenimini veren konuşmasında, bir bakıma, üstü kapalı olarak, Türkiye''yi ve Türkiye''nin takip etmekte olduğu Bakü-Ceyhan boru hattını hedef alan bir strateji izlemiştir. -Habibi''ye göre, Bakü-Ceyhan hattının, Amerika''nın önderliğinde, siyasi desteği haiz olması, bu projenin ekonomik olduğu anlamına gelmemektedir. Konferansta ekonomi konuşulduğuna göre, parametreler de ekonomik olmak zorundadır. Dışarıdan müdahalelere yer olmamak gerekir. Dış müdahaleler olsa olsa, yöre ülkelerinin, haklı olarak, çok hassas oldukları bağımsızlıklarını tehlikeye sokabilir. -Önce, bölgesel işbirliği geliştirilecekse, merkezi Tahran''da bulunan ve Orta Asya ülkelerinin de taraf oldukları Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO), hazır mekanizma olarak ortada duruyor. Bu imkânı kullanmalıyız. -Habibi, böylece, Türkiye''nin ötedenberi daha etkin olduğu ve Orta Asyalıların da üyeliğe alınmalarını sağladığı ECO içindeki yerine de el atmış oluyor. -İran, ta 1996''da tamamladığı, Türkmenistan-İran demiryolu iltisakiyle, Orta Asya''yı, Güney''den, dünyaya esasen bağlamış bulunmaktadır. Bu düşünce, boru hatları için de geçerli olabildiği takdirde, İran, güney''deki terminalleri vasıtasıyle, günde 2 milyon varil Orta Asya petrolünün pazarlara taşınmasına vasıta olabilecek ve böylesine bir proje, birçok bakımdan, emsallerine kıyasla, hem ucuz ve hem de güvenilir olacaktır. Esasen halen, Kuzey Hazar''daki limanlardan alınan, gündelik 1 milyon varillik Kazak petrolü, swap yapılarak, Güney''den pazarlanmaktadır.

Türkiye Türkiyemiz adına, Sayın Başbakan yerine, konferansa katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cumhur Ersümer, Bakü-Ceyhan boru hattıyla ilgili görüşlerimizi anlatmış ve Devlet Bakanı Sayın Prof. A. Çay da, Orta Asya ile ilgili, TİKA''nın geçmiş faaliyeti üzerinde durmuşlardır. Ev sahibi ülke Kazakistan''ın konumu ile, Konferansta ortaya çıkan diğer belli başlı sonuçları ayrıca sunacağım.