Kaydet
a- | +A

Kosova''da savaşı NATO yürüttü. Ancak, örgütlenme, sivil yönetim, imar ve rehabilitasyon ve yardımların koordinasyonu işi, Birleşmiş Milletler''e ve Avrupa Birliği''ne bırakıldı. Nitekim, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, son defa, Kosova''daki BM misyonunun, bir bakıma, sivil geçici yönetimin başına, Fransız Sağlık Bakanı Bernard Kouchner''i tayin etti. Mültecilerin yerlerine dönüşleri, Kosova''da tahrip edilen sivil müesseselerin yeniden kurulması ve Dünya Bankasıyla, Avrupa Birliği''nin öncülük edecekleri yeniden imar hizmetleri, ayrı ayrı birimler halinde, Özel Temsilci Bernard Kouchner''e bağlı olarak faaliyet göstereceklerdir. Kofi Annan, bu görevlere de, çoğunluk itibariyle, yine Avrupa Birliği üyesi ülkelerden atamalar yapmıştır.

Bu düzenlemeye ilâve olarak, Almanlar''ın ön ayak oldukları, keza, Avrupa Birliği üyesi ülkelerle, bir kısım Güneydoğu Avrupa ülkesinin içinde yer alacağı, Balkan İstikrar Paktı (Balkan Stability Pact) adı verilen örgüt de, belli ölçüde faaliyete geçirilmiş ve koordinasyon göreviyle, Alman Şansölyesi Schröder''in, bir nevi kurmay başkanlığını yapmakta olan Bodo Hombach atanmıştır. Bodo Hombach''a bağlı olmak üzere, geniş kapsamlı ve uzun vadeli yardım ve imar amaçlı, Avrupa İmar Ajansı''nın (European Agency for Reconstruction) merkezinin bulunacağı yer de kararlaştırılmıştır. Başlangıçta, Üsküp''te kurulması beklenen ajansın merkezi, bu defa, Selanik''e alınmıştır.

Halen, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği''nin inisiyatifinde, Kosova''da acil ihtiyaçları tesbit amacıyla, bir araştırma ve inceleme (survey) yapılmaktadır. Bu incelemenin sonuçları, temmuz ayı sonlarında Saraybosna''da yapılacak "Kosova''ya Yardım" konferansında ele alınacaktır. Konferansta, ilgili her ülke, müşterek yardım fonuna ne kadar katkıda bulunabileceğini belirleyecektir.

Şimdiden yapılan tahminlere göre, Kosova''nın, üç yıl süreyle, yıllık imar ve rehabilitasyon ihtiyacı, 1 milyar 550 milyon dolar civarında olacaktır. Bu meblağın yarısına yakın kısmını, Avrupa Birliği tek başına karşılayacaktır.

Türkiyemizin, konferansa katılarak, önemli düzeyde katkıda bulunacağını taahhüt etmesi, herhalde vacip hale gelmiştir. Zira, Bosna misalinde görüldüğü gibi, kıt kanaat katkıyla, etkili olmak sağlanamıyor.

Yine, Bosna misalini hatırlarsak, Priştine''de ve belki de Prizren''de açılabilecek resmi irtibat büroları yanında, diğer birçok ülkenin yaptıkları gibi, hükûmet dışı kuruluşları (NGO) Kosova''da yer almak üzere, teşvik etmeliyiz. Esasen, böylesine bir uygulamayı pek geliştirmiş olduğumuz da söylenemez. Sadece Saraybosna''da, vaktiyle, sayıları yüzlere varan NGO''lar, hem, özel kanallardan yardımların toplanmasında ve hem de, fonların, çeşitli amaçlarla kullanılmasında, mensup oldukları ülkelere önemli payların aktarılmasında etkin olmuşlardı. Bu defa, Kosova''da da aynı tertip herhalde sergilenecektir.

Kosova''da, hükûmet dışı varlık oluşturulmasına öncülük etmek bakımından, hatıra, ilk nazarda, Uluslararası Müteahhitler Birliği, Odalar Birliği, İstanbul, Ankara ve İzmir Ticaret ve Sanayi Odaları gelmektedir. İlk günlerin acil ihtiyacına bakıldığında, çok büyük hacim tutmayabilecek imar ve iskan işleri, önemsiz görülmemelidir. Balkan İstikrar Paktı, öngörülen hedefler doğrultusunda hayata geçirilebildiği takdirde, Kosova''dan sonra veya eş zamanlı olarak, komşu Arnavutluk ve Makedonya''da ele alınacak ve hatta bunları, Bulgaristan ve Romanya bile takip edebilecektir. Çerçevesi, daha savaş sırasında tayin edilen uzun vadeli politikaya göre, Balkanlar''da yangınları, parça parça söndürmek yeterli değildir. Bölgenin ve Avrupa''nın istikrarı, Balkanları, her bakımdan, Avrupa''ya entegre etmekten geçmektedir. Bu da geniş kaynak ve yatırım demektir. Türkiyemiz, Bosna''da olduğu gibi, bu arenadan, çekingenlik göstererek, uzak durmamalıdır.