Bundan kısa bir süre önce, bir basın mensubunun suali üzerine, Sayın Başbakan, örgüt üyesi olarak, NATO''nun bağlayıcı kararlarına uymak zorunluluğunda olduğumuzu ifade ettiler. Konu, NATO karargâhının, Kosova''daki harekât için, Balıkesir, Bandırma ve Çorlu gibi üslerden yararlandırılması ve üslerin kullanılması idi.
Hiç şüphe yok ki, bizim için NATO''nun bağlayıcı kararı, katıldığımız, olumlu oy kullandığımız bir karardır. Yoksa, katılmadığımız bir kararın, buna rağmen, bağlayıcı olması herhalde düşünülemez. Nitekim, Yunanistan gibi, bazı kararlara katılmayan üyeler için, yaptırım niteliğinde bir işlemin yapıldığı veya zorlanıldığı bilinmemektedir.
Askerî harekât siyasi amaçlar için yapılmaktadır. Böyle olunca, denklemde, askerî harekât, siyasetin bir fonksiyonu haline gelmiş oluyor. Halbuki, siyasi arenadaki gelişmeler çok daha hızlı bir değişim göstermektedir. Dolayısiyle, askeri harekât içinde yer alırken, bir gözümüzün de, siyasi gelişmeler üzerinde gezinmesi gerekir. Siyasi planda ibre, son zamanlarda iyice diplomasiye kaymış gözüküyor. Belgrad''daki Çin Büyükelçiliği binasının, yanlışlıkla bombalanmasının oluşturduğu ve halen geçmek üzere olduğu anlaşılan sarsıntı hariç, başta Amerika olmak üzere, NATO''nun tüm çabası, Rusya''yı bu egzersizin içine almak ve Rusya yoluyla, Miloşeviç''e, NATO ağırlıklı uluslararası bir gücün Kosova''da konuşlandırılmasını kabul ettirmekti. Bu meyanda, bombardımana da elbette ara verilmesi veya hızının azaltılması da düşünülmüyordu. Bu strateji içinde, bombardımana, sonuç almak bakımından, bir yandan zaman tanımak, diğer taraftan da, diplomasinin girebileceği tüm yolları kullanmak düşüncesi yer alıyordu.
Şimdi, diplomatik alanda mevcut olabilecek bütün opsiyonlara fırsat ve şans tanınmadan, bombardımanı genişletmek ve cepheleri yaymak bizim tercihimiz olabilir mi? Askeri ve uzmanlık yanı ağır basan bir soru. Ancak buna, siyasi takdiri de eklemek herhalde yerinde olur ve beklenir.
Hava sahalarını kullandırmak bakımdan, Bulgaristan ve Romanya pek hahişkâr davranıyorlar. Bu ülkelerin hesapları, anlaşılmayacak gibi değildir. Her ikisi de, bir an evvel, hem NATO''ya ve hem de Avrupa Birliği''ne girmeye can atıyorlar. İyi not alma peşindeler. Yeni üyelerden Macaristan da hevesliler arasında. Bu ülkelerin tutumlarını bir dereceye kadar anlamaya çalışsak bile, bizim için teşvik edici emsaller olamazlar. Zira, ne Amerika''ya ve ne de Avrupa''ya hoş görünmek bize göredir. İyi not, iyi karne illa da şart ise, Türkiyemiz bu uğraşın içinde, mültecilere, geniş sayıda ve kapsamda yardımla birlikte, askeri alanda da, üstüne düşenden fazlasını zaten yapmaktadır. Kendimizi, ilâve fedakârlıklarla, ayrıca kanıtlamamıza gerek yoktur. Çıkış stratejisi (exit strategy) aramaya yöneldiği anlaşılan NATO''yu, şu sırada iyi takip, maksada yeter.

