Bundan bir süre evvel, Kırgızistan''ın başkenti Bişkek''te, önemli bir zirve toplantısı yapıldı. Toplantı, bizim gazetelerin iç sahifelerinde, bir iki kısa haber olmaktan öteye, değerlendirilmedi. Halbuki, Zirveye, Rusya Devlet Başkanı Yeltsin ile birlikte, bu defa, alışılmıştan farklı olarak, Çin Devlet Başkanı Zemin de katıldı. Orta Asya''dan, ev sahibi Devlet Başkanı''nın yanında, Kazakistan ve Tacikistan Devlet Başkanları da vardı.
Zirve toplantısı, bildiğimiz kurumsal bir toplantı değildi. Duyulan ihtiyaç üzerine tertiplenmişti. Kırgızistan''da yönetime yönelik hareketlerin, epey zamandan beri ivme kazandığı biliniyordu. Aynı şey, bir bakıma, Tacikistan için de geçerliydi. Ancak Kazakistan''da, öteden beri büyütülen Uygur milliyetçiliği, şimdilik derunlarda olmanın ötesinde, bir sorun olacak boyutlara ulaşmaktan çok uzaklarda. Zira, yönetim, Uygurlar''a nefes bile aldırmamaktadır. Çin de, malum, Urumçi merkezli Sinkiyang (Sincan) üzerinde durmaktadır.
Geriye Rusya kalıyor. Daha Çeçenistan''ı bile hale yola koyamayan Rusya, bu defa Dağıstan''da çetin cevizlerle karşı karşıyadır. Köktendinci olarak tanımlanan Dağıstanlı mücahitlerin başlattıkları yangının, çevreyi sarmasından endişe edilmektedir. Rusya, başlıca bu temayı ele alarak, Orta Asya cumhuriyetlerini, sözde kendilerini bekleyen tehlikelere, dinsel uyanışlara karşı uyarma gibi, bir görevi üstlenmiş gözüküyor.
Aslında, Rusya''nın Çeçenistan''da ve Dağıstan''da ciddi sorunları vardır ve belki daha da olacaktır. Ancak, kendine çare bulamayan Rusya, Orta Asya''daki dinci akımları bahane ederek, anlaşılıyor ki, buralarda, kaybetmeye yüz tuttuğu zemini yeniden kazanma çabası içine girmiştir.
Sovyetler dağıldıktan ve Orta Asya''da bağımsız cumhuriyetler kurulduktan sonra, Rusya ilk aşamada, yeni cumhuriyetlerin yaşadıkları olağanüstü zor koşullardan da yararlanarak, aşikâre siyasi ve askeri baskıyla, BDT''yi kurdu ve tabiatiyle başına geçti. BDT''ye girmekte direnenleri de, çeşitli yöntemlerle yola getirmeye çalıştı. Sık sık Moskova''da Zirve toplantıları tertipledi. Yeni kurumlar ortaya çıkardı, Gümrük Birliği düzenlemelerine benzer tertipleri başlattı. Ancak bu çabalar, beklenen sonuçları vermedi. Cumhuriyetler, ellerindeki geniş imkan ve kaynakları pazarlama fırsatı bulabildikleri ölçüde, Batı ile ilişki kurdular ve sermaye ve teknoloji çekmeye başladılar ve zamanla, BDT Zirvelerine, Orta Asyalı Devlet Başkanları mazeretleri (!) nedeniyle gitmez oldular. Şimdi Rusya, Cumhuriyetlerin ilgisini yeniden toparlayabilmek için, buralardaki dinci (!) hareketleri ortak bir tehlike olarak göstermeye yönelmiştir. Aslında, böylesine bir senaryo, Cumhuriyetlerdeki yönetimlerin de işine gelmektedir. Köktendincilikten en çok şikayet eden Özbekistan her ne kadar, Bişkek Zirvesinden uzak durdu ise de, diğer katılımcı, örneğin Kazakistan için, böyle bir gündem, aranıp da bulunamayan bir fırsattı. Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, referandumlarla, iktidarını, şimdiden, 2000''li yılların ötesine taşımış ve güvenceye almış ise de, yine de, ülkede olabilecek dini uyanışlara şöyle bir gözdağı vermeyi de faydasız görmüyor. Halbuki, Orta Asya''da, değil fanatizm, normal İslamiyet bile, araya giren katı, müsamahasız rejimler nedeniyle, çok uzaklarda ve yaşayan tek tük eski nesilde kalmıştır. İslamiyet, buralarda o kadar bilinmiyor ki, ne ibadethaneler var, ne de halka yol gösterecek kadrolar. Her şey daha yeni ve sıkı denetim altında başlıyor. Tehlike nerede? bilen söylesin.
Bişkek Zirvesinin, Rusya''nın, sekreteryasını yaptığı gündemi bir tarafa, bize hatırlattığı çok önemli bir şey vardır; Orta Asya''da zirve denince. Türk zirveleri akla gelirdi. Bu düzeydeki toplantılar, yılların özenli ve bilinçli uğraşısıyle kurumsallaştırılmıştı. Türk dünyasının birlik ve beraberliği, bu Zirveler vasıtasıyle, ortak değerlerin araştırılması ve geliştirilmesi suretiyle, kültür ve eğitim bazına oturtuluyor, yeni nesillere, yabancılaştıkları kökleri hatırlatılıyor ve anlatılıyordu. Bu amaçla, kapsamlı eylem plan ve programları oluşturuluyordu. İki yıldan fazla bir zamandır, bu egzersiz, adeta bir tarafa bırakılmıştır. Bizim için Orta Asya''da neredeyse, artık yaprak kıpırdamıyor. Sonuçta, bizim zirvelerin yerini, Rusya''nın başını çektiği Bişkek zirveleri alıyor.

