Kahkahalarla gülüyorum!.
Mustafa Denizli "gerçekten" çok zeki bir adam!.
Cin gibi!..
Onun için "Bitti" denildiği an "küllerinden yeniden doğuyor!."
Tıpkı, mitolojideki "Phoenix" gibi!..
Her dostuna "açık açık söylediği gibi", tam "bir ay", Milli Takım''a "hazırlık maçları yaptırmamış" ama "kafasındaki sanal maçlarda İtalya''yla belki de onlarca defa" karşı karşıya gelmişti!.
Üstelik "bu sanal maçların sonuncularında" hep İtalya''yı yenmişti!.
İşte bu yüzden, "Finallerde 16 takımdan biriyiz, her takımı yenecek güce sahibiz. İtalya''yı yenerek, gruptan da lider çıkacağız" diyor, başka bir şey söylemiyordu!
Hakem "İtalya maçının son düdüğünü çaldığında" yıkılmıştı!.
İlk defa "bittiğini" gösteriyordu!
"Çok güvendiği" dağlara kar yağmıştı!.
Rüştü ortadaydı... Sergen ortadaydı... Abdullah ortadaydı... Tayfur ortadaydı... Hakan ortadaydı... Takım ortadaydı...
"Bu havada, bu ortamda, bu takımla" grupta bundan sonra nelerin olabileceğini hessediyor; "nerede yanlış yaptığını anlamaya çalışıyordu!."
Gece oteldeki odasında "yanlışını aramanın ve bulmanın hiç bir şeye yaramayacağını" anlamış, kendisine ve takımına "bir sihirli değneğin gerektiğine" karar vermişti!.
Neydi bu sihir ve nasıl gelecekti?
Birdenbire "uzandığı" yatağından fırladı: "Buldum... Buldum..."
TV ekranlarına takılan gözleri ve kulakları, "ona havayı da, ortamı da tamamen değiştirecek sihirin yolunu gösteriyordu!."
Medyanın başlattığı eleştirileri, "ortamı, havayı ve herşeyi değiştirmek için" kullanmak!.
"Türk futbolunun Arşimed''i", kendisini de, takımını da "kaldıracak" kaldıracı oturtacağı "destek noktasını bulmuştu!."
Hatta, "İsrail ya da Arnavutluk özel maçlarından sonra yapılan eleştirilerin dozuna bile ulaşmayan" eleştirileri (Tabii bir - iki fazla kaçan ve kişilik kokan yorum hariç), sanki "kendisine, Milli Takım''a ve oyunculara savaş açılmışcasına göstermekti" bu "kaldıraçın destek noktası!."
Ertesi gün, "Arşimed harekete geçti!."
Her zamanki gibi "bir çok da destekçi buldu!"
Hem medyadan, hem futbolculardan!.
"Gerginleştirdiği hava", medyayı geriletirken, futbolcuların, bitmiş, tükenmiş oyuncuların "motivasyonunda doping tesiri yaptı!."
Ve "Phoenix küllerinden yeniden doğdu!."
Bir - iki "işin iç yüzünü iyi bilen" ve olayları "doğru analiz eden" yorumcu hariç, kimse de çıkıp demedi ki:
"Ey Denizli, sen mesela Fevzi''yi ya da Şifo Mehmet''i milli kadroya çağırmadığın zaman bile bundan daha ağır eleştiriliyordun! Grupta başa güreşirken de, hatta final yolunu açarken de bundan ağır eleştirilere uğramıştın? Bu ne şiddet, bu ne celal? Yoksa bu işin içinde senin cinliğin mi var?"
Ve "gene" bir -iki yorumcu hariç, kimse de çıkıp, "İtalya ve İsveç maçlarından sonra, Mustafa Denizli''ye karşı "en ağır eleştiriyi" bizzat Hakan Şükür''ün yaptığının altını çizmiyordu!
"Türk Milli Takımı''nın yanlış tertiplerle, yanlış oynatıldığını ve bu yüzden de ileride yapayalnız kalarak kötü oynadığı eleştirileriyle karşı karşıya bırakıldığını" söyleyen Hakan Şükür''ü "duymamış" göründü Denizli!
"Medyanın takımını kurdu, beni oynatmadı" diyen Sergen''i takıma almamıştı!
"Tozluklarını kendisine fırlatan" Tugay''ı İstanbul''a göndermişti!
Ama, "duymamış göründüğü" Hakan''ı "çok iyi duymuştu" ki, gereğini yaptı!
Aslında, "Hakan''ın eleştirisi ve sızlanmaları", ne acı bir çelişkidir ki Hakan''ın "vatan hainleri" diye nitelendirdiği "doğruları yazan 3 - 5 yorumcunun" Denizli''ye yönelttiği eleştirilerle tıpatıp benzeşiyordu!
Belçika maçında "doğrular büyük ölçüde bulunmuş", Türk futbolunun Arşimed''i Denizli de "çok kızmış göründüğü" medyanın verdiği silâhla "futbolcularını motive ederek", doğruya yakın tertibin, doğruya yakın taktiğin ve "doğru" mücadelenin meyvesini toplamıştı!
Şimdi sırada Portekiz var!
"Belçika''yı örnek gösteren" ama "Portekiz''i örnek göstermeyen" Denizli''nin "doğru düşünüp düşünmediğini" ortaya koyacak bir rakip!
Portekiz, finallerden önce "çok hazırlık maçı yaptı!."
Üstelik teknik direktörü, "Denizli''nin aksine", inandığı ve güvendiği futbolcularının sayısını "bir - iki yedeğiyle 13 - 14 kişilik dar bir kadroyla sınırlandırmadığını", Almanya gibi bir devi "8 yeni oyuncuyu" sahaya sürüp perişan ederek göstermişti!.
"Kadro içi rekabetin, hazırlık maçları kadar gerekli olduğunu" düşünen bir teknik adama karşı, "tersini düşünen ve yapan" Denizli!.
Şimdi karşı karşıyalar!
"Hangisi doğru" sorusunun cevabı işte "bu 90 dakika sonunda verilecek!"
Hadi bakalım sevgili Arşimed''im, göster kendini!.

