Kaydet
a- | +A

Jardel-Boksiç ikilisinin transferinde gerçekleşme oranı, "Şu andaki duruma göre" yüzde 50-yüzde 50!. Jardel tamam, Boksiç meçhûl!. Mehmet Cansun "Boksiç de gelecek, o iş tamam" dediğinden beri, "Boksiç''in gelmeme ihtimalinin, gelme ihtimalinden çok daha fazla olduğunu" anlamıştım! Fatih Terim için "O bizim çocuğumuz, etle kemik ayrılmaz, bir yere gitmez, gidemez" demişti; Terim gitti! "Aynı" tahmini Hakan için de yaptı; çocuk Milano''dan yönetime "hayır dualı" mesajlar gönderiyor! Bir asbaşkan ki, "ne dese, tersi oluyor!" Nostradamus''un kulakları çınlasın! Bizimki, "Terstradamus!" Neyse, "Boksiç-Cansun" derken, yazacağımız "asıl şeyi unutuyorduk!." Galatasaray, bu sezon da "Türk-Brezilyalı-Romen karması" gibi oynayacak!. Öyle bir karma ki, "bir başka pencereden bakınca", bakın nasıl görünüyor?. Bir takımda "akıl olmalı, beceri olmalı, güç olmalı!." İşte "ağırlıklı olarak" aklı temsil edenler! Romenler; Lucescu-Hagi-Popescu! İşte "ağırlıklı olarak" beceriyi temsil edenler! Brezilyalılar; Jardel-Taffarel-Marcio-Capone! İşet "ağırlıklı olarak" gücü temsil edenler! Türkler; Başta Suat -Okan-Emre-K.Hakan-Ümit olmak üzere Türk oyuncuların büyük çoğunluğu!. Fatih Terim "ayrı dünyaların insanları olan" futbolcularını "Galatasaray potasında" yeterince erittiği ve kaynaştırdığı için çok başarılı oldu! "Akıl-Beceri-Güç dengesini" çok iyi kurdu! Kimi maçlarda "akıl ağır bastı!" Rakipler ona göreydi! Kimi maçlarda "beceri ağır bastı!." Rakipler ona göreydi! Kimi maçlarda "güç ağır bastı!" Rakipler ona göreydi! Şimdi "aynı başarıyı" Lucescu gösterebilecek mi? "Ben Galatasaray''a uyarım!." "Transferleri ben değil yönetim yapıyor!" Bu sözler, "bana göre" iyiye alâmet değil!. "Eyyamcılık" kokuları geliyor, gibi! Terim''in "yanına bile uğratmadığı," çıkarcılık kokan bir huy! İnşallah yanılırız! Zira, Şampiyonlar Ligi, "eyyamcılık kaldırmaz!" Orada "çatır çatır gerçekler vardır!" "Ben Galatasaray''a uyarım," ne demek? Hele hele "Transferleri yönetim yapıyor, benim fikrimi bile sormuyorlar" sözü ne anlama geliyor? Adama sorarlar; "Sen bostan korkuluğu musun? "Bu havayı verdin mi," UEFA Kupası''nı kazanmış, "Jardel takviyeli" kadro, senin arkana "teneke bağlar!" "Memur teknik adam" zihniyetinin kötü örneklerini "Ali Şen döneminde Fenerbahçe''de yaşadık!" Hiç bir kulübe, hele hele adı "büyüğe çıkmışlara" hiç yakışmaz! Sen sen ol, "derhal dizginleri ele al!" Bana göre, "geç bile kaldın!" Haberin olsun!..

Doğru hangisi? Geçen haftaki Uluçmarket''te, "spor sayfalarımızdaki haberlerle ilgili olarak" bir yazı yazmıştım!. "Ben bile inanmıyorum, ya okuyucular?" başlığını taşıyordu! İşte "yeni örnek!." İki-üç gündür açın "en büyüklerin" spor sayfalarını! Bakın "Boksiç''le ilgili haberlere!" Hatta Biscan ile ilgili haberlere!. Sonra da "inanın bakalım", spor sayfalarındaki haberlere? O yazımdan sonra, yazımda geçen haberlerden birini yazan genç bir meslektaşım telefon etti ve dedi ki: "Figo kırmızı kart görmedi! Gördü diye yazanlar hatalı! Figo kırmızı kart görmediği halde, çekip gitti!" Hımm!. Gerisini bir yana bıraktım; İki büyük gazete, "Figo''nun kırmızı kart gördüğünü", iki büyük gazete de "görmediğini" yazıyor! Avrupa Şampiyonası gibi bir organizasyonda "turnuvanın en büyük yıldızlarından birinin kırmızı kart görüp görmediğini bile", Türk insanına "doğru" olarak aktaramıyoruz! İşte, "trilyonlar harcanan spor servislerimizin ve sayfalarının acıklı durumu!." Söyleyin bakalım bana; "Figo kırmızı kart gördü mü, görmedi mi?" Biz "yazılarımızda" herhangi bir meslekdaşımızı hedef alıp, onu "aşağılamak, küçümsemek istemiyoruz!" Böyle bir şey aklımızın ucundan geçmez! "Aynı sayfalarda yazan, aynı ekranlarda görünen" gazetecilerin, spor yazarlarının, futbol yorumcularının "birbirleri için son derece sert ve acımasız sıfatlar kullanmasından" da fevkalade rahatsızız! Ama, "bu rahatsızlık", çuvaldızı başkalarına batırırken, "iğneyi kendimize batırmamız gerektiği doğrusuna hiç de ters düşmez!" "Öz eleştiri" sorumluluğumuzu her zaman yerine getireceğiz! Açıkça yazıyorum: "Doğru" habere susadık! "Tarafsız" araştırmalara hasretiz! "Hür" yorumları bulmak için "çok seçici olmamız gerekiyor!" Bilmem ki, ne yapacağız?

3-5-2!.. Galatasaray teknik direktörü Lucescu demiş ki: "Galatasaray''ın kadrosunda bulunan oyunculara göre, en uygun sistem 3-5-2!." Doğru mu? Tartışılacak bir düşünce!. Böyle olacaksa, Terim''in 4 yılda "Galatasaray''a yerleştirdiği ve UEFA Kupasına kadar koştuğu sistem tamamen değişecek" demektir! Böyle olacaksa, "adam markajı bakımından Türkiye''nin en iyi stoperlerinin başında gelen Bülent ile Fatih''e gün doğdu" demektir! Popescu, "asıl yerine" yani, "sarkık liberoluğa dönüyor", demektir! "Orta sahadaki 5''li için", müthiş bir mücadelenin başlayacağına işarettir! "İleride", Boksiç-Jardel ikilisi düşünüldüğüne göre, geriye kalan "5 orta saha yeri için" bakın kimler savaşacak: Emre-Suat-Okan-Ümit-K.Hakan-Ergün-Menmet Yozgatlı ve de... Hagi!. İstanbulspor''dan gelen Emre ile Brezilyalı Capone''yi de katarsak doğrusu ya, hem gerideki 3''lü, hem orta alandaki 5''li tam "mahşer yeri" olacak! Çalışan, koşan, en az hata yapan, Hoca''nın gözüne giren takıma, ötekiler kulübeye!. Terim''in çok iyi kullandığı ve organize ettiği "rekabet yarışını" Lucescu devam ettirebilecek mi? Yoksa, "kulübeye çekilen", mesela Arif gibi küsecek mi? Lucescu''nun işi zor! Romen Hoca, kışın soğuğunda bile çok terleyecek!.

Tehlike nerede? Mustafa Denizli "risk almayı sever!." Gerçi "Avrupa Şampiyonası''nda taaa elemelerden başlayarak" finallerdeki son maça kadar "rakiplerden korkan bir teknik adam görüntüsü" verdi ama, bu "risk sevmesiyle" çelişen bir durum değildi! Denizli "kurduğu kadro" ile "çok büyük riskleri göze almıştı!" Ama, ne yazık ki, "kimsenin güvenmediği, ama onun çok güvendiği" adamlar, ona ihanet ettiler! Görüldü ki, "hem Türk Milli Takımı''nı, hem de teknik direktörlük kariyerini," bu "hayırsızlar için" riske etmesine değmemişti! Şimdi, Fenerbahçe Teknik Direktörlüğü''nde de büyük bir risk alıyor! Yıllar yılı "Türkiye''yi bıktıran" Balkan pazarına, ondan da öteye "eski Yugoslavya pazarına," ne hikmettir bilinmez, "mal bulmuş magribi gibi" dalıverdi! Anlaşılıyor ki, "daha dün gibi kısa bir süre önce," Yugoslavya''da "birbirini yok etmek istercesine savaş yapanları," Denizli "Fenerbahçe''de kaynaştırmak istiyor!" Birleşmiş Milletler''in yapamadığını yapmaya soyundu! Bir yanda Sırp''lar.. Öte yanda Boşnak''lar.. Beri yanda Hırvat''lar... Ve nihayet bir yanda da Türkler... Zor bir tablo!.. Fenerbahçe ve Fenerbahçeliler adına "temenni edelim" ki, Denizli, "böyle zor bir tablodan" uyumlu ve şampiyonluğa oynayan bir takım çıkarsın!. Aslında temennimiz, Türk futbolu adına da!. Zira "Fenerbahçe''nin gerilere düştüğü" bir şampiyonluk yarışı, pek fazla tad vermiyor! Gönül 4''lü, hatta "5''li-6''lı" bir yarış istiyor! Bu zor görüntüye rağmen, diyoruz ki; "Denizli''nin bir bildiği vardır!." Hatta trübünlerden gelebilecek tepkilere rağmen!..

Ah şu logo!.. Göreve geldiğinden beri, "birleştirici olması gerekirken", aksine "camiayı parça parça bölen" bir Başkan için, Galatasaraylıların "artık fazla söyleyecekleri bir şey kalmadı!" Kulübün "en âlî menfaatleri için bile" bir araya gelemeyecek "kişiler ve gruplar ordusu" ortaya çıkardı, Süren!.

Süren, "Galatasaray''daki bütün manevi değerleri erozyona uğrattı!" "Karşılıklı" sevgi ve saygı asgari düzeyin bile altına indi! Kulüp tam bir kaosun içinde ve "fısıltı gazetesiyle" karma karışık olmaya devam ediyor! "Logo" olayı bile, "bu yönetimin camiayı ve kulübü hangi noktaya getirdiğini" ortaya koyuyor! Korkarım "o güzelim ve tarihi logo", çekiştirile çekiştirile, parça parça olacak! Her parçası bir gurbun elinde kalacak! Yazık değil mi? "Güven bunalımına düşmüş" bir camiada "güven duyulmayan" bir yönetimin "inatla görevi sürdürmeye devam etmesi", bilmem ki hangi sebebe dayanıyor? "Stad" meselesi, fiyasko! "Finans" Olayı, skandal! Yönetimin, hele hele "ünvanlı" yöneticilerin söylediklerine inanmayanların sayısı, inananlardan çok ama çok fazla! Böyle bir tablodan, "Galatasaray''daki maddi ve manevi erozyonun durdurulması ve sarı-kırmızılı kulübün eski değerlerine kavuşturulması ümidi" çıkıyor mu? Yazık!. "Rüzgar ektiler!" Fırtına biçiyorlar!. Biçmeye de devam edecekler! Üstelik "şimdi" koruyucu melekleri Fatih Terim de yok!

İş bilenin... Beşiktaş''ta görüntü o ki, "Bu sezon işler tıkır tıkır yürüyecek!." Zira kulübün başında "neyi, nasıl yapacağını ve yaptığını bilen" bir yönetim, takımın başında da "kurt" bir hoca var! Scala''nın "aldırdığı" yabancı oyunculara dikkat ediniz!. Forvete, orta sahaya ve defansa "öyle oyuncular geldi" ki, Beşiktaş belki de tarihinde "ilk defa" yabancı konusunda hüsrana uğramayacak!. Türkiye içinden yapılan transferler de, Beşiktaş''ı "bu sezon" çok başka bir takım olarak seyretmemize, büyük ölçüde katkıda bulunacak!

Yeter ki, Scala "unu-şekeri-yağı çok iyi karıştırsın" ve "yakmadan" helvayı yapsın! Bazı meslekdaşlarımın kulaklarını çınlatacağım! "Ertuğrul''u gönderen" Scala, Toshack gibi düşündüğünü ortaya koydu! "Ertuğrul için" Toshack''ı yerden yere vuranlar, şimdi Scala''ya acaba neden "seslerini çıkarmıyorlar?" Yarım ağızla bir-iki "vefa" cümleciği, işte o kadar!. Biz, medya olarak "Ahmet yaparsa kötü" olan şeyi, "Mehmet yaparsa iyi" diyecek kadar "çifte standartlı olursak", acaba "bu mesleğe ihanet etmiş olmuyor muyuz?" Mehmet, dikkat!. Scala, "jokerim" diyerek, Karhan''ı getirdi! Benim bildiğim, Beşiktaş''ın jokeri sendin! "Şampiyonlar Ligi''nde oynayacak bir takımda" iki tane joker olmaz! Mevsim başından sonuna kadar, "Şifo Mehmet gibi olmaya ve oynamaya mecbursun!" "Son senem" diyorsun! Veda sezonunun, senin için de, Beşiktaş için de "muhteşem olması" en samimi dileğimiz! Beşiktaş, lige renk katacak! Şampiyonluğun da "en büyük iki adayından biri!." Öteki mi? Elbette ki, oturmuş kadrosu ile "beşinci kupanın peşinde olacak olan" Galatasaray!. Fenerbahçe ligin "plasesi!." Trabzonspor da "sürprizi!." UEFA''ya katılacak Gaziantepspor''dan çok ümitli idim! Ama "transfer ayında" elinden kaçırdıklarının yerlerini doldurabildiler mi, bilmiyorum! Sezon başlasın, göreceğiz!

ÖNE ÇIKANLAR