Çıkardığım okul gazetelerinden sonra mesleğe ilk girişim ağabeyimin ortağı olduğu matbaada başladı.
Yerel basında 8 gazete vardı.
Bunların çoğu resmi ilânlara açılan avuç idiler. İlâna dayalı gazetelerdi.
Evet, heves çıkarmak, yerini gazete çıkarmaya bırakmıştı. Öyle de olmalıydı. 1946 seçimlerine "çakı gibi" gazeteci tavrıyla girdik. Öğrenmiştik; Sakarya artık bize yetmiyordu. Karar verdik, İstanbul''a taşındık. Hiç de zorluk çekmeden Hürriyet''e girdim.
Hem de sınavı birinci bitirerek.
Hürriyet''te 22 yıl çalıştım. Emekli oldum.
O sıralarda yayınlanmak üzere hazırlığını yapan Güneş Gazetesi büyük iddialar ve transferlerle yokuşta yerini almaya başladı; benim de 7 yılımı götürdüler.
İki taraf için de iyi oldu doğrusu; iyi yönetilmiyordu, besbelliydi. Ne olacak, battı gitti.
Milliyet''e girdim... 12 yılım renkli geçti bu gazetede.
Ünlü isimlerle birlikteydim.
Daha önce de bir yılım Sabah''ta geçmişti.
Sebepsiz basit bir kapris yüzünden bıraktım gazeteyi.
Yanlışlığın fazlası bende olmalıydı.
Milliyet''e Sabah''ta geçirdiğim bir yıldan sonra başladım.
Milliyet''ten de ayrıldım.
Yorgun düştüğümün farkındaydım.
Bu yorgunluğumun ne olduğunu sorumluluğun altına girenler bilir.
Milliyet''ten ayrıldıktan sonra 3 gazeteden teklif aldım.
Ben eve gelmeden teklifler geldi.
Önce Fanatik''ten, daha sonraları Şafak''tan, şimdi de Türkiye''den... Eh, artık eski dostlarla yeni gazetede buluşuyoruz.
Hepimize mutlu olsun.
Eski sabırsız okuyucularımın da gözleri aydın olsun.

