Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Boğaziçi Festivali, ilk iki yıla göre daha canlı, daha heyecanlı ve daha kapsamlı programlarla geçti. 28. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali ile çakışmasına rağmen, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, Cemal Reşit Rey Konser Salonu ve Yıldız Sarayı, hangi etkinliği neden izlemesi gerektiğine inanan sanatseverlerle doldu. Bu başarıda, festival organizasyonu ile basın kanadını bilgi ve belge olarak doyuran büronun etkisi de gözardı edilmemeli. Klasik Türk Müziği''nin dev ismi Ahmet Özhan''ın öncülüğünde ilk gece sahne alan "Hoşgörü İmparatorluğu" isimli muhteşem gösteri/konserden sonra Gloria Gaynor, Sawt el Atlas ve Maryam Mursel, Fahir Atakoğlu, Keziah Jones, Selma Agat, Salih Nour, Salamat ve Mahmud Fadl, Marwan Zoueini gibi uluslararası alanda önemli başarılara imza atan sanatçılar, yaklaşık onbeş gün boyunca, özellikle Akdeniz''in ritmini, müzik birikimini sesleri ve sazları ile nakşettiler beyinlere...
Ritm, ses, ahenk Balkan gecesi ve Men At Work konserlerinden önce sahne alan "Mayumana" topluluğu hakkında birkaç şey söylemek istiyorum bu yazıda... Şaşırtıcı ve oldukça renkli bir gösteri sunan İsrail''in dünyaca ünlü grubu Mayumana, performansının ismini "İsrail''in Ritmi" olarak belirlese bile, ünlü Beat grubu "Stomp"tan, "oryantal" sound''a kadar, müziğin değişik ritm, ahenk ve ses efektini sahneye taşıdı. Sadece bir konser izlemedi seyirciler; mizah, hareket ve sürprizlerle geçen gösteri boyunca, gel-gitlere yaslanan, kaoslarla bütünleşen, zaman zaman rahatsız edici tonlara kadar çıkan ses doğaçlamaları ile farklı bir programın içine dahil oldular. İsrail Kültür Ateşesi Zali de Toledo''nun desteğiyle festivale katılan "Mayumana" grubu, kendi halkı ile 1998 yılında Uluslararası İsrail Festivali kapsamında buluşabilmiş. İbranice "yetenek, ustalık ve profesyonellik" anlamı taşıyan "mayumana" kelimesini kendilerine isim olarak seçen topluluk, sürekli değişen görsel efektlerle izleyiciyi olduğu durumdan başka dünyalara götürmeyi başarıyor. Basitlik ve karmaşa, uyum ve düzensizlik, modern ile eski, Doğu ile Batı, kaos ve sistemi Akdeniz kültürü çerçevesinde birleştirerek sunuyor.
Müzikal bütünlük Günlük hayatta kullandığımız her cismin, Mayumana''ya göre bir müzikal karşılığı bulunuyor. Paletler, çöp bidonları, yağ tenekeleri, borular, variller, masalar, eller, ayaklar, kulaklar vb... aklımıza gelen her nesne mutlaka bir nota olarak çıkıyor onların gösterisinde. Zaman zaman komedi unsurlara da yönelen sanatçılar, çok az sesli diyaloğa geçiyorlar ama bu konuşmaların mantıklı bir karşılığının olması da gerekmiyor; çünkü bütün hareketler müzikal bir bütünlük içinde kendini ortaya koyuyor. Türk izleyicileri düşünerek Türkçe bir bölümü de performanslarına ekleyen topluluk, bu hoş sürpriz ile daha da heyecanlandırdı açıkhavaya toplananları... Mayumana, her ne kadar Stomp''un bir kopyası gibi görünse de farklı ve değişik bir ses olarak yerleşiyor coğrafyamızın müzik birikimine...
KUTLAMA: Beşinci yıl kutlaması Haldun Dormen, Türk tiyatrosunun üreten ve yaptığı işe yüreğini koyan önemli isimlerinden biri. Hem kendi oyunları, hem de başka oyunlara yaptığı katkılarla dikkati çeken sanatçı, her yıl gelenek haline gelen ve Halk Sigorta''nın desteğinde gerçekleştirilen konservatuar oyunlarının beşincisini Dormen Tiyatrosu adına genç sanatçılara sahneletti. Phillip King''in "Papaz Kaçtı" oyunuyla, Amerikan Robert Koleji''nde sahne alan genç oyuncuları usta oyuncular da ayakta alkışladı. Erol Günaydın, Ayfer Feray, Metin Serezli ve Nisa Serezli gibi sonradan Türk tiyatrosunun devleri arasına giren sanatçıların adını da profesyonel anlamda geniş kesimlere duyuran iki perdelik komedi, Leyla Turnier''in tercümesi ile sahneye taşındı. Genç oyuncular Ayşegül Taştan (Ida), Esra Kızıldoğan (Bayan Skillon), Atılgan Gümüş (Lionel Toop), Ayça Mutlugil (Penelope), Engin Hepileri (Clive), Kadim Yaşar (Lax Piskoposu), Okan Yalabık (Adam), Cenk Tunalı (Humprey) ve Bülent Düzgünoğlu (İnzibat Çavuşu) tarafından sahnelenen oyunun sonunda, daha önce bu oyunda rol alan sanatçılara birer "teşekkür çiçeği" sunulması, salonda bulunanlara duygulu anlar yaşattı. Türk tiyatrosunun gelecekte başarılı oyuncularla hayatını sürdüreceği, "Papaz Kaçtı"daki rollerini başarıyla canlandıran genç sanatçıların performansıyla bir kere daha isbat edildi; umarız, Haldun Dormen gibi ustaların sayısı artar ve tiyatromuz daha nice genç sanatçılar kazanır.
YORDAM: Başarıdan korkarım. Başarıya ulaşmak, kişinin dünya üzerindeki hayatının bitmesidir... Sürekli devam etmeyi severim ben. Önünde bir hedef ve arkada hiçbir şeyle!...
G.Bernard Shaw
ALKIŞ: Kuma yazmak "Sonunda çocuğu deşifre edebilmek için bir bilimsel disiplin kurduk" diyor dost insan Selçuk Küpçük; "Kum Yazıları" isimli fotokopi/derginin üçüncü sayısını sunarken, çocuk dünyasının usta ismi Mustafa Ruhi Şirin''in "Çemberi Kim Çevirir?" şiirini de okuyucularla buluşturuyor... Artık sekiz sayfa olarak selamlıyor okuyucularını "Kum Yazıları". Mustafa Uçurum "Nakkaş", Bünyamin Atıcı "Alaca Renkler Sunuyor Akşam", İbrahim Yolalan "Arpa Tepede Aydınlığı Beklerken Devletin Çelenginden Kopan Yıldızlara Yazılan Anti Pas Şiir", Muammer Yavaş "Edebiyatın Çocuk Kardeşi-II", Muhammet Eloğlu "Ebeb(-iyat) ve Çocuk", Cevat Akkanat "Gazel", kadîm dost Gökhan Akçiçek ise "Solan Güne Şarkı" (gün ışır birazdan penceremize/ tut elimden/ yürüyelim anne/ bir çınar kuşlara dönen yüzüyle/ yapraklar döksün kalbimize..) ile yer alıyor dergide. Kum Yazıları''ndaki yazı ve şiirler, kuma yazılmış değil; hepsi dergi bütünlüğüne kuvvet veren birer payanda. Ordu''dan seslenen dostlarla yazışmak için P.K. 6, Ordu adresini kullanabilirsiniz.
EZBER: Ne içindeyim zamanın Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında, Bir garip rûya rengiyle Uyumuş gibi her şekil, Rüzgârda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil. Başım sükûtu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen; İçim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;
Koku bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim. Ahmet Hamdi Tanpınar
ARKA KAPAK: Akengin''in ''Sarkaç''ı Yahya Akengin, şair kimliğiyle bilinir en çok... İstesen, Akşamla Gelen, Çağ Sürgünü, Saatler ve Çehreler, Ötelerden, Kimselere Anlatmadım, Sözümüz Var kitaplarındaki şiirler demeti, onun Özlem Yokuşları, Dönüş Acıları, Yaralı Dağlar, Oğuz Dede isimli romanlarını çoktan geride bıraktı. Tiyatro eserleri ve radyo oyunları ile olduğu kadar, uzun yıllar İlim, Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği''nde (İLESAM) yaptığı başkanlık göreviyle de çok yakından tanınan Akengin, şimdi "Sarkaç" isimli yeni romanıyla karşımızda... Halen, Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRSAK) başkanlığı görevini yürüten yazar/şairimiz, edebiyat dünyasındaki ünü kadar, teşkilatçılığı ve siyasetçi kimliği (Siyasetname Ya da Bir Seçim Hikayesi isimli hatıra kitabına müracaat edilebilir) ile de farklı bir portre çiziyor. "Sarkaç", eksiler istikametinde yol aldıkça, bedenin bileşkesindeki en cıvık, en yapışkan ve bataklık ürünü toprak damarının egemenliğini ortaya çıkarıyor. Artılar istikametinde yol alıp da öbür uç noktaya gidildiğinde toprak türünün baskısını hissettiren sıcak bir roman "Sarkaç"... Son dönemlerde, okuyucu gerçeğini düşünerek yerli bir dilin peşinde koşmaktan uzaklaşan edebiyat dünyasına sağlıklı, yerele bakan bir kaygıyla sunduğu romanında Yahya Akengin, bu tesbiti doğrularcasına şu beyitle bitiriyor romanını: "Bir çift sandığım vardır sırmadan telden/ Bir çift yavrum vardır tomurcuk gülden" (Sarkaç, Yahya Akengin, TÜRDAV, 0 212 511 61 62)

