Kaydet
a- | +A

Kırıkkale, Ankara''nın bir "parçası" iken, adeta sanayileşmeye mahkum edilmiş bir fabrika havzası idi. 1990 yılında şehri ilk ziyaret ettiğimde, merkezin yoğunluğuna rağmen gelişmemiş bir kasaba havasıyla karşılaşmıştım. 2-3-4 Haziran tarihleri arasında düzenlenen "Kırıkkale III. Türk Dünyası Şöleni" kapsamında bir panel yönetmek ve şiir şölenine katılmak üzere yola çıkarken, yine aynı manzara ile karşılaşacağımı düşünüyordum, ama yanılmışım. Dört yıldır burada görev yapan Vali Behiç Çelik, son seçimlerde MHP''den Belediye Başkanı seçilen Mustafa Pekdoğan, Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Tahsin Nuri Durlu ve en önemlisi Hoca Ahmet Yesevi Vakfı Başkanı Erdoğan Aslıyüce''nin fedakârane çalışmalarıyla kotarılan bu kültür şöleni, şehrin çehresinin kara yüzlü sanayiden, kültür ve sanatın aydınlığına dönüşmesini sağladı.

Celal Bayar Parkı Kırıkkale, bütün imkanlarıyla yurdun dört bir yanından gelen misafirlerini ağırlamaya çalışırken, bir üniversite şehri olarak da bilime susamışlığını giderdi. Sergiler, konserler, konferanslar, paneller ve şiir okumalarıyla renklenen şehir, Belediye Başkanı Pekdoğan''ın gurur eseri olarak tamamlanmaya çalışılan Celal Bayar Parkı''nı da tanıtmış oldu. Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı Anar, Kazakistan Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi öğretim üyelerinden Folklor Profesörü Rahman Kul Berdibayev, Öncü Gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Yüksel Ercan, Gazi Üniversitesi Rektör Danışmanı Sevginaz Hamevioğlu ve Dil Gazetesi Yayın Yönetmeni Osman Kumandan''ın yanısıra değişik Türk topraklarından Kırıkkale''ye gelen misafirler de şölene ayrı bir anlam kattı.

Dil meselelerimiz Bünyamin Aksungur, kendisi gibi usta bir sanatçı olma yolunda önemli adımlar atan kızı Kırgız''ı da yanına alıp verdiği konser, Kemal Çapraz Türk dünyası slayt gösterisi, Hoca Ahmet Yesevi Vakfı sanatçılarının Kültür Merkezi Salonu''nda açtığı sergi ile katkı sağladıkları şölenin ikinci günü oldukça yoğun geçti. Prof.Dr. Tahsin Nuri Durlu''nun yönettiği "Türk Dünyasının Dil Meselesi" konulu panelin ilk oturumunda Türk Dil Kurumu Başkanı Prof.Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Prof.Dr. Sadık K. Tural ve Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Şerif Aktaş, Türk dünyasında yaşanan dil kirlenmesi, yabancılaşma ve alınması gerekenler üzerinde durdular. Aynı gün, öğleden sonra benim yönettiğim ve konuşmacı olarak gazeteci dostlarımız Arslan Bulut, Dr. Muhsin Kadıoğlu ve Ahmet Özdemir''in katıldığı panel, akademisyenler kadar gençler tarafından da büyük ilgi gördü.

YORDAM: Parasını kaybeden insan, çok şey kaybetmiştir. Bir dostunu kaybeden insan, daha çok şey kaybetmiştir. İnancını kaybeden insan, her şeyini kaybetmiştir. E. Roosevelt

ARKA KAPAK: Doğu-Batı Divanı Goethe, yıllardır "Faust" ve "Genç Werther''in Acıları" ile Türkçe''de yüzlerce baskı yapmış ve binlerce okurun yüreğini heyecanlandırmıştı. Almanlar''ın bu usta yazarı şimdi de en büyük eseri sayılan "Doğu-Batı Divanı" ile aramızda. Goethe''nin "Doğu-Batı Divanı" dünya edebiyatının şaheserlerinden olmasının yanısıra, adeta iki dünyanın kavşağıdır da. Batı''nın Doğu''ya ilgi duyan şairleri, düşünürleri, seyyah ve bilimadamlarının içinde Goethe''nin apayrı bir duruşu vardır. O, sadece ilgi duymakla kalmamış, divanın gösterdiği gibi Batı''dan Doğu''ya ruhen bir yolculuk gerçekleştirmiştir. Bu yolculuğun meyveleri "Divan''ın satırları arasında, Züleyha''nın, Hatim''in, Hafız''ın seslerinde, hasret, acı, serzeniş, mutluluk ve hazza doğru durmadan değişen rengarenk bir duygular kuşağında gizlidir. (Doğu-Batı Divanı, J.W. von Goethe, İyiadam Yay., 0 212 549 52 52)

ALKIŞ: Radyolu günlerimiz Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi, çok ilginç bir sergiye ev sahipliği yaptı. "Radyo Günleri, İstanbul Radyosu: Anılar, Yaşantılar..." başlığıyla açılan sergi, 6 Mayıs 1927''de, Türk Telsiz Anonim Şirketi adıyla gerçekleştirilen ve çeşitli aralıklardan sonra 1949''dan itibaren yayın hayatını kesintisiz sürdüren İstanbul Radyosu''nun kuruluş yıldönümü dolayısıyla ziyarete açıldı. Türkiye''nin radyo ile tanışması ve radyolu günleri önemli bir araştırma konusu olarak bir kenarda duruyor. Yapı Kredi''nin TRT işbirliği ile gerçekleştirdiği bu sergi, "nostaljik" bir tad taşımasının yanında, radyoculuğun bugün geldiği akıl almaz teknolojik durumu da anlamamızı kolaylaştırdı. Sergide, İstanbul Radyosu''ndan Ankara Radyosu''na, diğer il ve bölge redyolarına, Radyo 1, Radyo 2, Radyo 3 dönemlerine, Türkiye''nin Sesi''ne ve nihayet özel radyolar ile TRT FM''e geçişi fotoğraflar ve objeler eşliğinde anlatılırken, fotoğraflara radyo sesleri de eşlik etti. Radyonun parlayıp sönen yıldızı, Mesut Cemil''den Eşref Akdik''e, Halit Kıvanç''tan Orhan Boran''a, Altan Karındaş''tan Yıldız Kenter''e, Metin Akpınar''dan Zeki Alasya''ya kadar pek çok tanıdık ismin radyodaki günlerine dair dokümanlar, çok sıcak birer belge olarak çıktı karşımıza. Türkiye''nin iletişim alanındaki gelişimini gözler önüne seren bu çarpıcı serginin, ülkemizin değişik illerinde de tekrarlanması gerekiyor.