"Ben" diye başlıyor sözlerine... "Ben, 30 milyarlık cipe binen ama şehrine hiçbir yatırım yapmayan insanların, o arabaya binmeye haklarının olmadığını düşünüyorum!" Ülke ekonomisi haritasında ciddi sanayi yatırımları olmayan, kendi iç kaynakları ile ayakta durmaya çalışan Ordu''nun gönlü ve kalbi insan sevgisi, kültüre yatırım, geleceği kurma idealiyle yanıp tutuşan sanayicilerinden biri Ergin Karlıbel... Bildiğimiz işadamı portresinden farklı, mütevazı, heyecanlı ve kusurlarının farkında olan mükemmelliyetçi bir kimlikle karşımızda duran Karlıbel, bir dönem başkanlığını yaptığı Orduspor''u, Ordu''da faaliyet gösteren sanayicileri, yöre halkını, yöneticileri ve en önemlisi topyekûn bir şehri eleştirmekten geri kalmıyor. Gözlerini çirkinliğe kapatmak istemeyen, gelecekte adının iyi işlerle anılmasını bekleyen işadamı, 1962''den bu yana Ordu''ya hizmet ettiğini gururla söylüyor.
Eğitime yatırım "Tam 25 yıldır bu şehre hizmet ediyorum ben. Ben de kaçmasını bilirdim buralardan. Fabrikam var, param var ama benim için önemli olan bu şehirde yaşayarak şehiri değiştirmek. 1964 yılında at sırtında köylere gezici kütüphaneler götürerek başladığımız kültür hizmetimizi unutamıyorum; çünkü o kitapları çocuklar, kadınlar, öğretmenler, yaşlılar dört gözle bekliyordu. Babamın adını taşıyan Adil Karlıbel Özürlüler Okulu, kardeşimin adını taşıyan Ahmet Karlıbel Yeşilyurt İlköğretim Okulu, annemin adını taşıyan Fatma Karlıbel Akşam Sanat Okulu ve Perşembe''deki Fen Edebiyat Fakültesi''ne yaptırdığım 25 bin ciltlik kütüphane, benim Ordu''ya aşkımın birer isbatıdır" diyor Ergin Karlıbel. Kazandığını eğitim ve kültür kurumlarına yatırmayı seviyor ve bunu gocunmadan, vatandaşlık ve hemşehrilik şuuruyla yaptığını da hissettirerek haklı bir tonda anlatıyor.
250 yıllık konak Karlıbel''in son yıllardaki gururu ise İkizevler Hotel olarak hizmet veren bina. Sadece bir otel ve dinlenme merkezi olarak düşünülmemesi gereken bina, 250 yıllık Ordu evinin, kapı kulbundan eliböğründelere, döşemelerden merdivenlere kadar bütün özelliklerini taşıyor. Sırtını Eski Kilise''ye (şu anda çok amaçlı kültür merkezi olarak hizmet veriyor) dayayan ve Ordu''ya tepeden bakan bu tarihi konak, Ordu''ya gelip de kendini otantik bir atmosferde dinlendirmek isteyenler için ideal bir mekan. Açılışını KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Ordu Valisi Kemal Yazıcıoğlu''nun yaptığı konak, ticari bir amaçtan çok, kültürel bir tanıtım fonksiyonu icra ediyor. Konağa bağlı olarak restore edilen ancak daha çok kültür ve sanat aktiviteleri için düşünülen ikinci bina da dikkat çekici. Galeri, sanat merkezi, konferans ve ziyafet salonu, pastanesi ile herkesin hizmetinde olan binada bir de Ordu Araştırma Kütüphanesi kuruluyor. Ordu hakkındaki bütün yazılı materyalin yer alacağı kütüphane için çalışmalar son hızla devam ediyor.
Üniversite şart! Bütün bu hizmetlerinin bir karşılığı olmadığını söylüyor Ergin Karlıbel. Düşündüğü tek şey, bu şehrin çok daha güzel binalara ve hizmetlere layık olduğu. İşadamlarına çok görev düşüyor, ona göre. Kendi mekanlarında 26 kişinin çalıştığını, eğer buna benzer 10 tesis açılırsa toplam çalışan sayısının 260''a çıkacağını ve belki de işsizliğin böylece önemli ölçüde azalacağının hesabını yapıyor. Bu şehirde emek/yoğun işlere yatırım yapılmasının tek kurtuluş yolu olduğunun ve üniversite için acele edilmesi gerektiğinin de farkında... Ordu''nun tabiatı bozulmadan çok güzel işlere imza atılabileceği müjdesini verirken, herkesin bu konuda görev ve sorumuluk sahibi olması gerektiğini hatırlatıyor. Turizm ve kültüre katkının bu şehri kurtaracağını ifade eden başarılı işadamı, "Beni pek sevmezler, çünkü her zaman bir şeyler yapmak için kavga ederim. Üye olduğum sosyal kulüpler, TSK Ordu Vakfı Başkanı olarak icra ettiğim görevi bir kenara bırakıp, bir vatandaş olarak, bu topraklardan para kazanan bir Ordulu olarak kendimi sorumlu hissediyorum. Benim ne zorum var da, yüz milyarlarımı bu binalara yatırıyorum; Erzurum''dan, İspir''den taş ustaları getiriyorum? Herkesin bu bilinçle hareket etmesini isteme hakkını kendimde görüyorum" diyor. Dilerim, Karlıbel gibi işadamlarımızın sayısı artar ülkemiz baştan başa kendi değerlerini koruyan mekanlarla dolup taşar.
YORDAM: Aşk... Öyle ummansın ki... Herkes seni anladığını sanıyor. Ama derinliklerinde ve açıklarında öyle bilinmezler var ki... Herkes açılabildiği, dalabildiği kadar yaşıyor seni. Ve herkes seni anlatıyor. Bırak sahilinde dolaşmayı, uzaktan seyredenler bile... Aşk... Murat Başaran
ARKA KAPAK: Birey''den şiir atağı Birey Yayıncılık, şiir kitaplarına ilgisini yayımladığı birbirinden güzel kitaplarla sürdürüyor. Kitapların teknik dizaynı kadar şairler de, şiirler de güzel... Uzun zamandın ortalıkta "şair" olarak görünmeyen başarılı isim Ferman Karaçam (Karanfil) ile görevini halen Harran Üniversitesi''nde sürdüren Hasan Akçay''ın (Gül Şafaklı Bir Özlem) kitapları çok güzel ve özel şiir kitapları okuyucuyu selamladı. Karaçam''ın daha çok duygusal şiirlerinin yer aldığı "Karanfil"de, "yoluma düştün/ kan kırmızısı karanfil/ işte bu yüzden her şey bir anda oldu/ feahsenbesen yatağında öldürüldü/ kara kız/ ebediyyen lanetlendi ve saçlarından asıldı darağacına/ nietsche çıldırdı/ spinoza canına kıydı/ ve gözlerin denizi içti bitirdi/ sahi/ ben şimdi ne yapacağım deniz olmadan/ karanfil/ yoluma düştün/ kan kırmızısı karanfil" üslubunda şiirler de yer alıyor. Hasan Akçay''ın, "Eylül''ün Kırdığı Gül"den bu yana yeni kitabını görememiştik ama dergilerde yayımlanan şiirleri bir kitap müjdesini veriyordu. Naif, yürekli, duygusal ve değişik tadlar bırakan şair, serbest söyleyişte de en az ölçülüde olduğu kadar başarılı. Sevgi şiirlerinin ağırlıklı olarak yer aldığı "Gül Şafaklı Bir Özlem"i de yaz sıcaklarını şiir serinliğiyle geçirmek isteyen okuyucularıma tavsiye ediyorum. İşte Akçay''dan birkaç mısra: "Öyle bir efsun sundu gözlerin gözlerime/ Anladım yıllar yılı aradığım sensin, ey yar!/ Ay doğdu çalkalandı bir coştu ki denizler/ Bilinmez ülkelerden ülkeme gelensin yar/ Kaybolmuş sevgilerin rastladım izlerine/ Sen gönülden gönüllü kalmayı bilensin yar..." (Birey Yayıncılık, 0 212 511 33 69)
ALKIŞ: Aspendos da bitti! Uluslararası İstanbul Caz Festivali sona erdi. Birbirinden önemli sanatçıları dört değişik mekanda cazseverle buluşturan bu önemli ve başarılı etkinlik için İstanbul kültür ve Sanat Vakfı''nı kutluyorum. *** Yaz aylarının en önemli ve ses getiren sanat hareketlerinden biri olan Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali, özel bir geceyle sona erdi. Kültür Bakanı İstemihan Talay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü gibi devletin üst kademesindeki isimlerin de katılımıyla gerçekleştirilen son gece gösterisinde, dünyanın en ünlü sanat topluluklarından Devlet Akademik Bolşoy Tiyatrosu, repertuarında bulunan gösterilerin en güzellerini sundu. 250 kişilik kadrosu ile tam üç buçuk saat sahnede kalan sanatçılar, Antalya''nın kavurucu gece sıcağına rağmen izleyenlere görsel bir şölen sundu. Gösteriler öncesi düzenlenen toplantıda konuşan Kültür Bakanı İstemihan Talay, üç yıldır uluslararası bir kimlikle gerçekleştirilen Aspendos Opera ve Bale Festivali''ne, dünyanın önde gelen sanatçılarının katıldığını, bundan sonra daha geniş kesimlerin takip edebileceği programların hazırlanması için desteklerinin süreceğini söyledi. Festival yetkilileri ise, bu yıl bin 721 sanatçının katılımıyla son derece coşkulu geçen festivali 80 bin sanatseverin izlediğini belirtiyorlar ve festivale ilginin her geçen yıl artmasının kendilerine kuvvet verdiğini ifade ediyorlar. Dilerim, sıcak yaz aylarını serinleten bu tür etkinlikler yurdumuzun diğer bölgelerine de yayılır ve insanların çağdaş sanatlarla buluşması sağlanır.

