Kaydet
a- | +A

Beykoz Konakları Pazarlama ve Satış Müdürü Leyla Üstel Çağatay, tam 18 aydır bıkmadan usanmadan ve artık gittikçe profesyonel bir dergiye bürünmeye başlayan "Beykoz Konakları"nı çıkarmaya devam ediyor. Bütün bir yıl boyunca Beykoz ve çevresinin kültür, edebiyat ve tarih birikimini gözler önüne sunmaya çalışan derginin yeni sayısı 2000 için özel olarak Beykoz''a ayrılmış. Bu sayıda neler yok ki?... Beykoz bir şenliktir başlığı altında Beykoz, aslında Boğaziçi''dir temasıyla, yalılar, kayıklar, Göksu Deresi, Anadoluhisarı, Anadolukavağı, Yuşa Tepesi, Polonezköy hatırlatılıyor. Paçası, kaymağı, kalkan balığı, cevizi, memba suları, dalyanları, Beykoz işi olarak anılan cam eşyaları ve her biri sanat eseri değeri taşıyan bastonlarıyla, sadece İstanbul''da değil, bütün Türkiye''de, hatta dünyada farklı bir üne sahiptir burası. Ya Beykoz tutkunu şair Orhan Veli''ye ne demeli? O''nun bir Beykozlu olduğunu bilmeyen var mı? "Kırk beygir gücündeki yazı makinesi" Ahmet Mithat Efendi şöyle dememiş miydi: "Dünyada İstanbul''u, İstanbul''da Boğaziçi''ni, Boğaziçi''nde Beykoz''u, Beykoz''da da yalımın bulunduğu yeri başka hiçbir yere değişmem!"

POLONEZKÖYLÜ DİVA Polonezköy doğumlu dünyaca ünlü sopranomuz Leyla Gencer''i de unutmamamız gerek. İlk gençlik dönemi, Beykoz''un 19 köyünden biri olan Polonezköy''de geçen sanatçının yanısıra, 1935 yılında bu köyü ziyaret eden Atatürk de bir anlamda Beykozlu idi. Macar besteci Franz Lizst, yazar Gustave Flaubert, Polonya Cumhurbaşkanı Lech Walesa, Polonyalı şair Adam Mickiewiz''in de Polonezköy''e geldiklerini unutmamalı. Cemal Süreya mı daha Beykozlu (Beykoz''a gittiğimde kahvelerde birçok kez babamın az ilerdeki masada oturduğunu görürdüm. Çayını içiyor, az sonra kalkıp gidiyordu), Ercüment Uçarı mı (Beykoz''dayım uyanmışım ilk vapura/ Pırıl pırıl balıkların pulları çevre/ Bir yalının o dökük boyası/ Yavaştan bir ud alemine götürür beni)?... Samipaşazade Sezai, Tanzimat dönemi yazarlarımızdan en ünlüsü. Göksu Mezarlığı''nda çok sevdiği dostu Recaizade Ekrem''in yanında yatıyor. O, Göksu ki, pırıl pırıl suyuyla, bir zamanların güzelliği dillere destan mesire yeri idi. Evliya Çelebi, "ninni söyleyerek çağıldardı" diyor Göksu için. Faruk Nafiz Çamlıbel ise "Gönlüm ne zaman Göksu''da isterse dolaşmak/ Kaplar hemen etrafı hayalimdeki bahçe/ Akşam görünür güller uzaktan bana yaşamak/ Hülyalı söğüt dalları meşlahla ferace, diyor bir şiirinde.

KANLICA''DA OLMAK İstiklal Marşı şairimiz Mehmed Akif Ersoy, Nigar Hanım, Mehmet Rauf, Neyzen Tevfik ve daha niceleri Beykoz sevdalısı idi; bunu biliyoruz. Peki, Sultan Abdülaziz''in Beykoz''a hayran olduğunu söylersek... Boğaziçi''nin kâgir ve yeni üslupta inşa edilen ilk yapısı sayılan Beykoz Kasrı''nı hatırlayalım isterseniz. Ya da Fransa İmparatoriçesi Eugenie için bu kasırda, manolyalar, çamlar ve ıhlamurlar altında verdiği ziyafeti... Sembolist şiirin önemli temsilcisi Cenap Şehabettin''e kulak vermeye ne dersiniz? Bir geceye bir ömür verilir Kanlıca''da/ İstanbul''un sırrına erişilir Kanlıca''da/ Mehtap oynar su ile ışıklar gelir dile/ Geçmiş sevdalar bile dirilir Kanlıca''da... Fevzi Çakmak''ın, Kurtuluş Savaşı''nın başladığı yıllarda Beykoz''daki bir evden yola çıktığını, sadece Beykoz Gençlik Kulübü''nün değil, Türk futbol tarihinin en önemli kahramanları arasında yer alan Beykozlu Kelle İbrahim''i, Beykoz''u mesken tutan iki bestecimiz Dr. Suphi Ziya Ezgi ve Cevdet Çağla''yı, Türk Sanat Musıkisi''nin değerli sesi Zeki Müren''in de sık sık Beykoz''u ziyaret ettiğini unutmamız gerekiyor.

TARİH VE TABİAT Ben de, eğitimin bir bölümünü Paşabahçe''de geçirmiş Beykozsever olarak, bu pek hatırlanmayan ve köşede "gibi" duran şirin ilçemizin mutlaka görülmesi gerektiğine inananlardanım. Eğer Beykoz''a giderseniz, Amcazade Yalısı, İsmail Ağa Kahvesi, Ulagay Yalısı, Saip Paşazade Molla Yalısı, On Çeşmeler, Ali Bey Köşkü, Av Köşkü, Abraham Paşa Korusu, Beykoz Fidanlığı, Sultaniye Çayırı''nı mutlaka görmeye çalışın... Beykoz Konakları''nı da unutmamak gerekiyor. Geçmişten geleceğe, gelenekselden çağdaşa uzanan bir yelpazede farklı ve çok özel bir hayat tarzı sunmaya aday yapılar, unutulan bütün değerleri, tarih ve yemyeşil bir tabiatla kaynaştırarak sunuyor insanlara...

Yeni yüzyıla girerken Türkiye''de dergicilik artık tamamen kişisel çabalar ve fedakârlıklarla yürüyor. Değişik alanlarda çıkan yüzlerce derginin birçoğu kendini tekrarlama, benzerlerinden farklı olamama gibi olumsuzluklarla okuyucunun önüne geliyor. Çok ciddi maddi yatırım yapılanlar veya iyi bir ekip tarafından çıkartılan dergiler ise bazen farkında olmadan gündeme oturuveriyorlar. Geçen sayısı "Hedef: 100 bin satış" sloganıyla çıkan ve sayısında, Rus zulmü altında hürriyet mücadelesi veren Çeçenler''e geniş yer ayıran Eğitim Bilim Dergisi, Doç.Dr. Ahmet Yıldızhan''ın, Kafkas Dağları''nın hürriyet güneşi Çeçenler hakkında kaleme aldığı başyazısıyla yayımlanmıştı. Prof.Dr. Oktay Sinanoğlu, Hilmi Yavuz, Prof.Dr. Ali Alparslan, Özdemir Erdoğan, Yıldırım Gürses, Durmuş Hocaoğlu, geçen ayki sayıda önemli konulara temas ederek Türkiye gündemine yerleşmeyi başarmışlardı. Üç yıldır Türkiye''nin bilim nabzını tutmaya çalışan Eğitim Bilim Dergisi, yeni sayısıyla artık uluslararası bir hüviyet kazanıyor. 5 kıtada birden satılmaya başlanan dergide yer alan önemli yazı ve değerlendirmeler İngilizce olarak da sunuluyor. Yıldızhan''ın "Üçüncü Bin Yılda Neler Olacak?" başlığı altında ele aldığı, yeni binyıl değerlendirmesinin yanısıra, muhteva ve fizikî olarak da yenilikleri bünyesinde harmanlayan dergi, Mehmet Öner''in dinlemek ve anlamak üzerine bir yazısı, Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu''nun bilimsel değerlendirmeleri işlediği bir incelemesi, Hüseyin Kutlu ile hat sanatı üzerine yapılmış bir röportaj, Çeçen şair Apti Bisultanov''un "Dağıstan" başlıklı şiiri, ayın şairi olarak seçilen Bahtiyar Vahapzade''den şiir örnekleri, Abdülkadir Akgündüz''ün "3. Bin''e Girerken Türkçe''nin Gözyaşları", Durmuş Hocaoğlu''nun birikim dolu bir araştırması dikkatle okunması gereken çalışmalar arasında. Eğitim Bilim Dergisi, iddialı bir ekibin hiç de kenarda tutulmaması gereken bir ürünü. Son yıllarda, kaliteli ve okunması gereken dolu dolu dergi özleyenler için...

(0 212 534 38 43-45)

HAFIZA Nev''izade Atayi (10 Ocak 1635) Mahmut Şükrü Akkaya (10 Ocak 1971) Nurullah Berk (10 Ocak 1982) A. Velid Ebuzziya (12 Ocak 1945) Reşit Enis Aygen (12 Ocak 1984) Sebahattin Eyüboğlu (13 Ocak 1973) Mehmet Emin Yurdakul (14 Ocak 1944) Enver Naci Gökşen (14 Ocak 1986) Ergin Günçe (16 Ocak 1983)

EZBER Vurgun Sevdalısı orman gölgelikleri düşer bana ben başı göğe ermeyen çocuk oysa aklıma düştü düşeli vurgun yemek yelken açarım kendime -yelkenler pupa Mehmet Solak (Aşka Yüzüm Var''dan, Hece Yay.)

KUTLAMA Sevinç ve neşe günleri olan bayramlardan biri Ramazan Bayramı... Bu anlamlı ve güzel bayramın bütün okuyucularımıza hayır ve huzur kapısı açmasını temenni ediyorum.