O, benim çocukluğumun en güzel sürprizlerinden biri idi. Yayın tarihi 1960''ları gösteriyordu belki de. Ortaokul öğretmenimin çalışma masasının üstünde duruyordu. Roman ebadında, kûşe kâğıda basılı siyah beyaz fotoğrafları, küçük puntolarla (hurufat) basılmış yazıları ile beni kendine çekmişti. İçinde neler yoktu ki!... Sanat, bilim, güzel söz, karikatür, fıkra, röportaj, edebiyat alanında en popüler yayını yapıyordu. Şevket Rado imzası ilk gözüme ilişenler arasındaydı o yıllarda. Şartlar bizi başka yerlere savurdu. Ben İstanbul''a geldim fakat "Bütün Dünya", benim için hep vardı. Sadece ona kavuşabilmek için olmasa da, Sahaflar ''a -Sahaflar''ın tadı daha ekşimemişti!- her gittiğimde ilk göz ağrım dergiyi aramayı sürdürdüm. Küçük fakat eski kitaplarla dolu bir dükkanda, dergileri karıştırırken buldum sonunda... Buldum bulmasına da, kapağı kopartılmış, içindeki bir çok yazısı kesilmiş, oynaması için çocukların eline verilmiş olan bu küçük dergiler bana müthiş mutluluğumu da getirdi.
Akyol farkıyla... Üçüncü hamur kâğıda basılmış olmasına rağmen, kendine has kokusu ile hâlâ çok farklı olan "Bizim Dünya"yla ikinci tanışmam böyle oldu. Yıllar geçti aradan... Bir gün, gelen postaları karıştırırken "Bütün Dünya" başlığıyla karşılaştım. Şaşırmıştım. Ebadı aynı, bazı karekterleri değişmemiş olan bu dergi yeniden mi çıkıyor, yoksa bir dostumuz beni sevindirmek için hediye mi gönderiyor diye düşünürken, bir yandan da derginin içinde bulunduğu poşeti açmaya çalışıyordum. İlk düşüncemin doğru olduğunu görünce mutluluğum bir kat daha arttı. İşte, "Bütün Dünya" yeniden yayımlanmaya başlamıştı. Eski formatını koruyarak, yine meraklı dosyalar sunarak, hem de Başkent Üniversitesi''nin kültür yayını olarak ve en önemlisi de Mete Akyol gibi usta bir gazeteciye genel sanat yönetmenliğini teslim ederek. Yaklaşık üç yıldır yayımlandığı belirtilen derginin bize yeni ulaşmış olması şaşırtıcı olsa da, onunla yeniden buluşmanın verdiği keyifle onuncu sayısını kucakladım onun. "Bütün Dünya" adına yakışır bir hamle de gerçekleştirmiş bu arada... Web sitesi açarak "www.butundunya.com" adresiyle dünyanın her yerinden takip edilebilecek şekilde kendini yenileyen derginin yayın kurulunda, ülkemizin önde gelen fikir ve sanat adamlarının adını görüyoruz. Yeryüzünün Türkçe konuşan insanları, ünlülerin tablolarında kırmızı göz hastalığı, Anadolu ve İstanbul''un bulunan eski haritaları, Türkiye''ye bilimde milenyum madalyası, üniversite Avrupa''da bin bizde yüz yaşında, ilk kadın polis 90 yaşında, Mösyö Eyfel ve kulesinin ilginç öyküsü, bir Türkiye var orada uzakta taa Japonya''da gibi dosya başlıklarına bakıldığında, derginin ilgi çekici özelliğinin devam ettiğini görüyoruz. İyi ki geldin... Hoşgeldin "Bütün Dünya"... (0 216 456 27 27-28)
YORDAM: Yaşadığımız sürece şu ya da bu şekilde, açıkça farkında olsak da olmasak da hayattaki hedeflerimizi hep düşünürüz. Yine de hedeflerimizi düşünmek, bunları yazıya dökmekten farklı bir tecrübedir. Yazılmayan hedefler çoğunlukla "seyahat etmek" veya "milyoner olmak" gibi net olmayan ve ütopik hayaller olarak kalırlar. Hedeflerin yazılması onları daha elle tutulur hale getirir ve onları daha yakından inceleyebileceğimiz için yeni ve değerli bir bakış açısı kazanabiliriz. Muhsin Abay
EZBER: Gece olsa Gece olsa o utangaç cümbüşü çıksa karanlığın koynundan gökyüzünün esrarlı bahçesi firar etse sulardan.
Gece olsa kırlara çıksak mavi saçlı bir ateş yaksak bir kıvılcım bir yıldız gibi şu karaderyada boy atsak.
Gece olsa gece olsa bedenimizi sarsa o siyah büyü gölgelerimiz ta Venüs''e vursa umut konuşsa yeniden.
Faruk Uysal (Kayıp Konuşmacı''dan)
ALKIŞ: Beyoğlu Müzesi''ne doğru Beyoğlu, İstanbul coğrafyasının önemli kesişme noktalarından biri. İki hançer yarası gibi hareket eder ve Galatasaray''da kavuşur. Sokakları, binaları, pasajları ve avluları ile başka bir dünyanın kapıları açılır Beyoğlu''nda. Her gün ve her gece yeni bir masalla çarpar bu yorgun ve biraz bakımsız ilçenin pencereleri... Bugünlerde, Yapı Kredi''nin Beyoğlu Belediyesi işbirliğinde gerçekleştirdiği güzel projelerle adından söz ettiriyor Beyoğlu... Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, hizmete başladığı yıldan itibaren işini bilir duruşu ile alkışı hak ediyor. Sadece kitap yayıncılığındaki ciddiyeti değil, sanat galerileri, İstanbul kültürünü yaşatmak için hazırladığı projeleri, sohbet toplantıları vb. ile İstanbul''un kültür haritasını belirginleştirmek ve bir iz üzerinde yürüyüşünü devam ettirmek çabasını takdir ettiğim YKY, şu sıralar Beyoğlu üzerinde yoğunlaştı. "Bir Efsanenin Monografisi" sergisi ile Beyoğlu''nun baştan başa bir açık hava sergi salonuna çeviren kuruluş, "Türk Edebiyatında Beyoğlu" kitabı, Beyoğlu merkezli "Salı Toplantıları" ve nihayet "Beyoğlu Müzesi" projesi ile bu yıl dikkatleri üzerine çekecek gibi. Cadde-i Kebir boyunca Aydan Murtezaoğlu, Ayşe Erkmen, Füsun Onur, Gülsün Karamustafa, Nazlı Eda Noyan, Sarkis, Selda Aksel, Murat Germen ve Serkan Özkaya''nın eserleriyle karşılaşan sanatseverler, küçük bir Beyoğlu kitaplığı oluşturabilmek için YKY''nin yayınladığı "Bir Beyoğlu Fotoromanı", "Türk Edebiyatında Beyoğlu", "Beyoğlu Müzesi İçin Öneriler", "Duvarların Arkasında" ve "Bugünkü Program-Gelecek Program" isimli eserleri edinebilirsiniz.

