Hatıra ve biyografi kitaplarına oldum olası büyük değer veririm; çünkü, bu kitaplar, bazı hayatların etkilediği çevreleri veya bazı çevrelerin şekillendirdiği ilginç hayatların ipuçlarını sunar okuyucusuna. Çoğunda kişisel bilgiler yer alır ama olsun, bu bilgilerle yaşanılan döneme ait gelgitler yaşarım hayal dünyamda. Uzun zamandır elimde olan ve bir türlü değerlendirme fırsatı bulamadığım Leyla Neyzi''nin "Küçük Hanım''dan ''Rubu Asırlık Adam''a" (Sel Yay., 0 212 0 511 10 05) ile Nihal Yeğinobalı''nın "Cumhuriyet Çocuğu" (Can Yay., 0 212 252 56 75) isimli iki kitap, birer dönem tahlili olarak çıktı karşıma. Yıl 1946''dır. İkinci Dünya Savaşı yeni bitmiştir. Kişiler arasındaki iletişim ancak mektuplarla sağlanabilir. Nezihe Neyzi de Amerika''da okuyan oğlu ile ancak mektuplaşarak haberleşebilir. Yıllar sonra bu mektupların kırk yıl önceki günlük hayat, aile ilişkileri, komşuluk gibi kavramlar ile daha da önemlisi dönemin Kızıltoprak ve civarı hakkında bir belgesel olduğu görülür. Sel Yayıncılık, Nezihe Neyzi''nin mektuplarını yayımlamakla bir tarihi görevi de üstlenmiş oldu. Osmanlı döneminde yetişmiş, Cumhuriyet döneminde çocuklarını yetiştirmiş bir kadının İkinci Dünya Savaşı sonrası geçiş dönemindeki ruh halini de yansıtıyor mektuplar. Eskiye özlemle yeninin heyecanı arasında gidip geliyor Nezihe Hanım''ın kalbi. Türkiye''nin kendisi gibi bu küçük hanım da olgunlaşmakta zorlanıyor sanki. Albüm sayfalarından çıkarılıp okuyucunun gözleri önüne serilen bir ayna Nezihe Neyzi''nin mektup ve fotoğrafları. Geçmiş birkaç önemli kuşakla geleceği buluşturmayı başaran Sel Yayıncılık''ı (bu seride daha önce Liz Behmoaras''ın "Kimsin Jak Samanon", Orhan Türker''in "Tatavla-Osmanlı İstanbulu''ndan Bir Köşe" ve "Mega Revma''dan Arnavutköy''e-Bir Boğaziçi Hikayesi" isimli eserler de yayımlanmıştı) tarihe yaptığı önemli katkıdan dolayı tebrik ediyorum.
''Sitem''den bugüne Nihal Yeğinobalı''yı, 1988 yılında yayımlanan "Mazi Kalbimde Bir Yaradır" isimli romanıyla hatırlıyorum. Aslında o, "Sitem" ve yaptığı tercümelerle de adını duyurmuştu ama benim kitaplığıma bahsini ettiğim eseriyle girdi. Yeğinobalı''nın "Cumhuriyet Çocuğu" isimli romanını neden hatıralar dizisine aldığımı ben de bilmiyorum ancak roman, tarihin akışını ders kitaplarından çıkarıp, gerçek kişiler üzerinde yoğunlaştırması bakımından ilgimi çekti. Yazar, bu hatıralarında, Cumhuriyet''in ilk yıllarının coşkulu ve benzersiz ortamını, Manisa''da geçen çocukuğunun acı-tatlı, gülünç-hazin, duygusal-irkiltici hatıralarıyla yeniden yaşayıp, okuyucuları da bu ortama çekiyor. Sessiz sedasız ikinci baskıya ulaşan roman, son yıllarda kitap raflarını dolduran, çoğunluğu İstanbul''u, İstanbul''un köşk ve yalılarını anlatan hatıra ve biyografi kitaplarından oldukça farklı. Kitap, okuyanları, bir Anadolu kasabasına götürüyor ve özellikle Anadolu kadınının Cumhuriyet öncesi ve sonrasındaki hayatını çarpıcı portrelerle çiziyor. Cumhuriyet döneminin ilk kadın çevirmenlerinden olan Nihal Yeğinobalı, henüz yirmi yaşındayken kaleme aldığı "Genç Kızlar" isimli romanını Vincent Ewing müstearıyla ve en önemlisi bir tercüme olarak yayımlamış, şair Cemal Süreya tarafından "kendi romanının çevirmeni!" olarak tanımlanmıştı. 1930''lu yılların başında olup bitenleri, Manisa''da yaşayan bir Cumhuriyet Çocuğu''nun gözünden sunan roman, objektif bir değerlendirmeyle okunursa, farklı bilgilere götürebilir okuyucuyu...
ALKIŞ: ''Bamteli''ne dokunmak Aydil Erol... Bir güzel insan... Bab-ı Ali''de birçok önemli işe imza atmış ama en önemlisi, kuyumcu titizliği kotardığı eserlerinde ortaya çıkmış dikkatli bir kalem. Genel bilgisiyle, bütün konulara ironik ve hatta alaycı yaklaşım/yorum getirmesiyle tanınan Erol''un, Türk kültüründe isim geleneğini cem eden "Adlarımız" isimli eserini nasıl görmezden gelebiliriz ki! Bu usta kalem/usta ''düzeltici'', birçok gazetenin can simidi olmuştur. Meslek hayatının önemli bir bölümünü basın-yayın kuruluşlarında geçirmiş olması, onu mürekkep -eskiden olsa da- kokusuyla kardeş yapmıştır. O, yenilen bir pehlivan değil ama minderi her fırsatta terk edip, yeniden ve yeniden güreşe başlayan bir gönül güreşçisi. Şimdiki durağı ise haftalık bağımsız ''Azat'' gazetesi... 3 Mayıs''ta, Nazmiye Bıçakçı''nın imtiyaz sahipliğinde yayın hayatına giren gazetede "Bamteli"ne dokunmaya devam eden ve bu arada Genel Koordinatör olarak künyede yer bulan Aydil Erol farkı, başlıklardan "iğne"lere, resimaltlarından köşe yazılarına kadar hissediliyor. "Azat", güzel bir dergi/gazete. İrtibat kurmak isterseniz telefon numarası şöyle:
0 212 415 62 56
SEYİRLİK: İtici ve çekici Kuruluşunun 40. yılını kutlayan İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Fransızlar''ın ünlü bestecisi C.Saint-Seans''ın "Samson ve Dalila"sını, Weimar''daki ilk sahneleşinin üzerinden 123 yıl geçmesine rağmen operaseverlere sundu. Librettosunu Ferdinan Lemair''in yaptığı bu üç perdelik performans, binyıllar önce yaşanan bir aşkı sahneye taşıyor. Savaş kahramanı Samson''un, Dalila''ya duyduğu aşk sonucu, güç kaynağı saydığı saçlarının kesilmesiyle ihanete uğramasını anlatan opera, ilk perdede ağır aksak gitmesine rağmen, güçlü kurgusu ve oyuncuların katkısıyla diğer perdelerde kendini toparlıyor. Operayı sahneye koyan İDOB Genel Sanat Yönetmeni Yekta Kara''ya göre bir iktidar mücadelesinde gelişen tutku ve ihanet öyküsünü işleyen "Samson ve Dalila" projesi, uluslararası üne sahip dört önemli ismi de İstanbul''a getirdi. Orkestra şefi Lucas Karytinos, koreograf Youri Vamos, ışık direktörü Wolfgang Zoubek ve koro şefi Fausta Regis... Atatürk Kültür Merkezi''nde 5 temsil veren "Samson ve Dalila"nın başlıca rollerini Bülent Külekçi, Jaklin Çarkçı, Efe Kışlalı, Aylin Ateş, Mete Uğur, Ali İhsan Onat gibi sanatçılar paylaşıyor.
EZBER: İltica Kurşun benizli bulutlar gelir ufuklardan Sıkar üstümüze gömleklerini Çılgın sağnak vurur bahçemin güllerini Arsız böcekler iri yapraklara sığınır Ben sana... ... Güneş kanlar içinde yavaş yavaş boğulur Karanlık kuşanır pusatlarını Titretir bozkırların başıboş atlarını Yıldızlar uzaklarda kehkeşanlara sığınır Ben sana... ... Dilaver Cebeci (Asra Yemin Olsun ki''den)
YORDAM: Başarı tutkularınızı aşağılayan insanlardan uzak durun. Küçük insanlar bunu her zaman yapar ama gerçekten büyük olanlar, sizin de büyük olabileceğinizi hissettirir. Mark Twain

