Kaydet
a- | +A

Yontmalardan taş baskılara, hiyerogliften el yazmalarına, daktilodan basit matbaa makinelerine, bilgisayardan dijital baskı ortamına geçiş sürecinde kalem, insanlık tarihinin vazgeçilmez yardımcı elementlerinden biri... Şekli, üretim malzemesi ve kullanma alanları farklı zamanlarda değişiklikler gösterse de kalem, yüce kitabımızdaki birkaç ayetle de "rehin-i tasdik" olmuştur. Necip Asım Yazıksız, o eşsiz eseri "Kitap"ta, "...Yazı vasıtalarının yegânesi olmak dolayısıyla kâtip, münşi, muharrir vs. adlarla anılan kültür adamları, eshab-ı kalem başlığı altında birleşirler (...) Bizim kalemlerin yazarken kâtipten tarafa gelen kısmına ''ens'', diğerine ''vahş'' denir" diyerek, kalemin bütün dünya medeniyetleri için ne anlama geldiğini anlatır.

Kalem, kamış mı? Tüyden demire, çelikten mürekkebe kalemi tamamlayan değişik unsurlar, bir sanayi haline gelen bu alanda teknolojinin son model imkanlarıyla sunuluyor artık. "Frenkler Osmanlı yazarları için de demir kalemin kesilmesini uydurmaya çalışmış iseler de, hüsn-i hatt erbabının arzusuna uygun olmadığı görülmüş ve hattatlar ile nâsihlerimizin daha çok zaman kamış kalem kullanma mecburiyetinde bulunacakları tahmin edilmekte bulunmuştur" diye başlayan nefis tarifini, her ne kadar "Bir de bir tür yazı makinesinden bahsediliyorsa da henüz harcıâlem olacak bir şey olmadığından, yalnız bedayi-i sınaiyeden bir şey olmak üzere telakki edilmektedir" cümleleriyle bitirse bile, bugün kalem ve dolayısıyla yazının geldiği nokta, akıl almaz bir maceranın sonucudur. Araplar''ın "kalem", Romalılar''ın "kalamos", Rumlar''ın "kalamis" diye isim taktıkları ve bizde de "kalem" olarak yerleşen kavramın aslında "kamış"tan çıktığının altını çiziyor Yazıksız...

Grafitten altına 1800''lü yıllarda İngilizler ve Fransızlar arasındaki rekabetten sıyrılan ve bugün dünyanın sayılı kalem üreticileri arasında yer alan Almanlar''ın Kaspar Faber kalem fabrikası (1761), ilk altıgen kurşun kalemleri ürettiği için uluslararası bir marka olmayı başarmıştı. 1898 yılındaki aile evliliğinden sonra Faber-Castell adını alan şirketin, Fransa, ABD, Avusturya, Avustralya, Peru, Malezya, Japonya gibi ülkelerde fabrikalar açarak kalemi yaygınlaştırmaya çalışması, bu maceranın en dikkat çekici zirvelerinden biri oldu. İnce bir grafit ucunu ağaçtan bir gövdenin içine yerleştirmekle başlayan kalemin öyküsü ilgi çekici. Amerikalı yazar Owen Edwards, kalemi, zihnin müziğini çalabileceğimiz bir enstrüman olarak tarif ediyor. Bilgisayar teknolojisi, rodyum, altın ve gümüş kullanılarek yeni bir mecraya giren kalemin yerini aldı gibi görünse de, kalemlerin o sıcak ve yaşayan havasını söndüremeyecek gibi... Çünkü eğer kalem ölürse, fikir de yaşayamaz...

Kurşun kalemi Bu tür kalemler yazı için kullanılıyorsa da, çizgi ve resimde kullanmaya mahsustur. Vaktiyle tirşe üzerine işaret için ucu sivri bir maden kalem kullanılırken, kâğıdın ortaya çıkışı dolayısıyla kurşun kaleme gerek görüldü. Her nasılsa, kurşun kalemi dediğimiz bu resim aleti, biri oluklu ve diğeri kapak olmak ve her ikisi bir üstüvane teşkil etmek üzere, iki tahta parçası içine toprak, taş veya maden maddeleri doldurmakla hâsıl olmuştur. M. onuncu yüzyılda İtalya''da, Fransa''da vs.''de kurşun kalem kullanılmaya başlandı. Birçok türü ve çeşitli renklisi vardır. Pek çok kullanılanı 1790 senesi imâl edilen ve yapanın adıyla ünlenen (Konte) kalemleridir ki, gayet halis kil ile plumbajinden oluşur. Bununla birlikte plumbajin kalemlerinin ortaya çıkışı M. ondördüncü yüzyıldan önce İngiltere''de başlamıştır. Renkli kalemlerin esası yine kil toprağı olup renk maddeleri olarak Prusya mavisi, kaya koruğu, üstübeç, zencefil vs.''dir. Beyaz kalemler, yıkanarak ayıklanmış, dövülüp hamur haline konulduktan sonra özel şekle konmuş tebeşirden ibarettir. Dülgerlerin kullandıkları kalemler, şist türlerinden bir miktar kömürü içeren Anpeise adlı taştır. Renkli kalemlerin çoğu, aşı toprağı türlerinden olan renkli topraklardan yapılır. (Necip Asım Yazıksız, Kitap, İletişim Yay.)

YORDAM Ne bunlar, nedir etrafımızdakiler? Yazı mı, konuşma mı, san''at mı, ilim mi, düşünce mi, uzmanlık mı ne? Kaldırın örtüsünü görünsün her şey. Vurun ölçüye, dökülsün yaldızlar. Çekin desteğini yıkılsın kuklalar. Aydınlatın yolları kaçışsın cüceler... O zaman yaşadığımız hayat biçim olacak, biz biz olacağız; ilim ilim gibi, düşünce düşünce gibi, san''at san''at gibi olacak. Kavramlar da yerini bulacak, değer ölçüleri de... Ahmet Selim

EZBER: Gözlerim Başımı kaldırıp baksam göklere Düşer hayretlere donar gözlerim Yoğun mavilikte bir kapı arar Ürperir kendine döner gözlerim. ... Nazar etsem bir örümcek ağına Aklım uçar gider vahiy çağına Şehidin kanına gül yaprağına Baktıkça vurulur kanar gözlerim. ... En derin ummana girmek üzere Eşyanın sırrına ermek üzere Başka alemleri görmek üzere Gün gelir kapanır söner gözlerim. Dilaver Cebeci - (Asra Yemin Olsun ki''den)