Güzel işler, ayakta alkışlananlardır. Öyleyse, Türkiye''de güzel işler oluyor... Üzerindeki hüzün perdesini atmaya çalışan ülkemizin hemen her köşesi kültür ve sanat faaliyetleri ile yeniden canlanıyor ve adeta Anadolu coğrafyasını bir kültür atlası haline getiriyor. Dinamik gösteriler, akademik toplantılar, sergiler, şovlar, edebi tartışmalarla yeni binyıla girecek olan ülkemiz, sadece üniversiteleriyle değil, özel ve resmi kurum/kuruluşlarıyla sanat gündemi oluşturmaya çalışıyor.
DEPREMİN ETKİSİ İstanbul ve diğer büyük şehirler bu anlamda biraz daha farklı ve şanslı. Uluslararası etkinliklerin çoğu, bir kültür ve sanat merkezi haline gelmiş olan büyük şehirlerde yapılıyor. Son birkaç ay içinde yaşadığımız depremler, hem kültür-sanat, hem de sosyal ve ekonomik hayata değişik açılımlar kazandırdı. Taraflı tarafsız bütün sanat çevrelerinin depremzedelere yardım etmek için yarıştığı bugünlerde önemli ve etkili faaliyetlerin yapılmış olması alkışlanacak türden. Son olarak Beymen''in düzenlediği tasarım sergisi de önemli bir proje idi... Sadece depremzedeler yararına yapılanlar değil, İstanbul''un değişik mekanlarında gerçekleştirilen rutin sanat programları da ilgiyle takip ediliyor.
MÜZİKAL VE OPERA Yekta Kara yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü de güzel projeler sunuyor bugünlerde. Federico Fellini''nin hem acı, hem tatlı yanları olan "Cabiria Geceleri" filminden Neil Simon tarafından sahneye konulan "Tatlı Charity", izlerken ağlatan, ağlatırken güldüren iki perdelik bir müzikal. Broadway''in tanınmış isimlerinden Bob Fosse''nin karısı Gwen Verdon için sahnelediği müzikal, Atatürk Kültür Merkezi''nde Tony Stevans yönetiminde izleyici karşısına çıkıyor. Charity rolünde, Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Ruhsar Öcal ile Müjgan Özçay''ın sahne aldığı oyunda, bütün karakterler çok başarıyla canlandırılıyor... Mozart''ın çok beğenilen ve ülkemizde de ilgiyle izlenen "Saraydan Kız Kaçırma" operası da aynı sahnede izleniyor. 17. yüzyılda, özellikle Avusturya''da "Türkomonya" adıyla bilinen akımın en belirgin örneklerinden olan opera, Belmonte ve Canstanze''nin trajik hikayesi. Komediyle dramın içiçe girdiği eserde, Mozart, sanatının bütün inceliklerini kullanırken, Türk müziği motiflerini de hayranlıkla işlemiş operasında. Michael Heinicke tarafından sahneye konulan "Saraydan Kız Kaçırma", orijinal dilinde, yani Almanca olarak sunuluyor. Projenin yapımına, Demir Sigorta''nın katkısı da unutulmamalı.
REKORA DOĞRU Amerikan tiyatro tarihinin en uzun süre sahnede kalan oyunlarından biri olan ve Tiyatrokare tarafından sahnelenen "Şen Makas" da ilgiyle izleniyor. Oyunun beğenilmesinin en önemli sebebi, Şafak Sezer, Çiçek Dilligil Öztoprak ve Yosi Mizrahi gibi Türk tiyatrosunun genç ve başarılı isimlerinin aynı projede buluşmuş olması. Son bir yıl içinde 300 defa sahneye çıkan sanatçılar, 150 bin tiyatrosever tarafından ayakta alkışlandı. Nedim Saban''ın sahneye koyduğu oyun, girift bir olayı çözmeye çalışan polislerle, onlara yardım etmek isteyen "Şen Makas" berber dükkanının elemanları arasında gelişiyor. İzleyicilerin katılımıyla interaktif bir özelliğe bürünen oyun, turneye çıktığı diğer illerde de ayakta alkışlandı. "Şen Makas", İsviçre Sigorta sponsorluğunda sahneleniyor.
HAFIZA Sait Halim Paşa (6 Aralık 1921) Leyla Hanım (6 Aralık 1930) Samet Ağaoğlu (6 Aralık 1982) Reşat Nuri Güntekin
(7 Aralık 1956) M.Necmüddin Deliorman (7 Aralık 1973) Cavit Orhan Tütengil
(7 Aralık 1979) Berke Vardar
(8 Aralık 1989) Aydın Oy (9 Aralık 1997) Sedat Simavi
(11 Aralık 1953) Asım Us (11 Aralık 1967) Nihal Atsız (11 Aralık 1975) Nüzhet Selim Gerçek (12 Aralık 1945)
İĞNE Emeğe saygı yok mu? Eskiden bir Yeşilçam vardı ve çocukluğumuzda biz onu, yemyeşil çamların bulunduğu bir alan olarak tasvir ederdik. Yeşilçam''ın, Türk sinemasının kalbi olduğunu yıllar sonra anlamıştık. Tam 85 yıl boyunca önemli ustaların uluslararası başarılara imza attığı, Türk sinemasının çok değerli aktör ve aktrislerinin kendilerini isbat etmek için aynı anda birkaç film setinde oyunculuk yapmaya çalıştığı dönemden bugüne, köprünün altından çok sular aktı. Oksijensiz kalan ve eski kimliğinden tamamen uzaklaşan -bunun siyasi, kültürel ve ekonomik sebepleri tartışılabilir- Yeşilçam''ı hatırlatmak isteyen Beyoğlu Belediyesi, geçen haftalarda önemli bir etkinlik düzenledi. Birkaç gazete ve televizyon haberi olmanın ötesine geçemeyen bu programda, Türk sinemasına yarım asıra yakın bir zamandır emek verenler ödüllendirildi. Her biri kendi çizgisinde hayatını güçlükle sürdürmeye çalışan birçok sinema emekçisi, kendilerine gösterilen bu zarif davranıştan dolayı mutlu olmuşlardı ama yıllar önce, küçük bir söyleşi yapabilmek için peşlerinden koşan medyaya da sitem etmekten kendilerini alamıyorlardı. Nevin Aypar, Yılmaz Duru, Selahattin Fırat, Orhan Elmas''la birlikte, yılların sanatçısı Ziya Özanlar da ödüllendirildi. Fakat Özanlar''a, "Yılın Öğretmeni" olarak özel bir emek ödülü daha verildi. Halen "Mahallenin Muhtarları, "Marziye", "Deli Yürek", "Ana Kuzusu", "Acı Günlerim" isimli dizilerde rol alan sanatçı, "Menekşe Gözler" isimli şiir kitabıyla da adından söz ettiriyor. Yeşilçam daha çok yaşasın, her türlü vefasızlığa, kadirbilmezliğe rağmen...
ARKA KAPAK Sadi Özdemir, velût bir kalem... Gazetemizin Ekonomi Servisi''ndeki başarılı çalışmalarla vizyonunu ortaya koyan Özdemir''in yeni kitabı "Atatürk ve Üçüncü Yol" ismini taşıyor. Mustafa Kemal Atatürk, daha çok devlet adamlığı ve askeri dehasıyla tanınıyor, tanıtılıyor. Atatürkçülük adına süregiden tartışmalarda da çoğu kez Atatürk''ü belirli siyasal eksenlerde görme, gösterme çabası gizli. Kitapta, Atatürk''e bir ideolojik kalıp yakıştırma çabası görülmüyor. Eser, Atatürk''ün önceden oluşturup, 1923-1938 yılları arasında uyguladığı ve Türkiye ekonomisini "take off"a getiren ekonomi politikalarını başka bir açıdan ele alıyor. Tam sosyalist veya tam liberal olmadığı için genellikle özgün bulunmayan ve "karma ekonomi", "devletçi ekonomi" gibi alt tanımlarla anlatılan Atatürk''ün ekonomi uygulamalarının, günümüzde, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve ABD Başkanı Bill Clinton tarafından yeniden seslendirilen ve 21. yüzyıl için çözüm olarak teklif edilen "Üçüncü Yol" ile genel olarak benzeştiği vurgulanıyor. (Yayınevi Yayıncılık, 0 212 243 69 79)
EZBER Doldurdum binbir günlük çilemi Ejderhalarımı öldürdüm. Yol ver, Yol ver çıkayım artık Yastığımı öperek. Penceremden bakınca Karşımda yağmur yüklü
bulutlar; Acemiyim, çaresizim Davetinize efendim Geç kalabilirim. Adem Turan
YORDAM Öfkenin icabını yerine getirmeye gücü yeterken, onu yenen ve önleyen kimsenin kalbini Allah, emniyet ve imanla doldurur. Hadis-i Şerif

