Kaydet
a- | +A

Devlet, kendi tiyatrosunu öldürmek için elinden geleni yapıyor. 1999 yılının eylül ayında başlayan krizin giderek tırmanması, sanatçı duyarlılığı ile bürokratik çarklar arasında ezilen Devlet Tiyatroları''nın itibarını, saygınlığını, her şeyden önemlisi sanat merkezi olma konumunu kaybettirmeye başladı. Eski Genel Müdür Lemi Bilgin''in Avrupa turnesi sırasında görevden alınması üzerine vekaleten DT''nin başına tayin edilen ve daha sonra asaleten bu görevi sürdürmeye başlayan Rahmi Dilligil''i harcamak üzerine kurulu bu tartışmalara sanatçılar kadar, tiyatro çevrelerinin önde gelen isimleri de dahil olmuş durumda.

Kıvılcım ve ateş Sıkıntılı bir tiyatro sezonu geçiren, çalkantılı ve tartışmalı oyunlarla gündeme gelen Devlet Tiyatroları''ndaki gerginliğin önemli ayaklarından biri Kültür Bakanı İstemihan Talay ile Dilligil''in aynı "sosyal kulübe" üye olma iddiası, bir diğeri de buna bağlı olarak Dilligil''in tepeden inme bir sanat yönetmeni pozisyonunda bulunması... Sanatçı, yönetmen ve diğer tiyatro elemanlarının üretime dönük bir anlayışla çalışmalarını sürdürmesi gereken bu önemli ve resmî kurumun, küçük hesaplar, çekememezlik ve hatta komplekslere mahkum olmasına, doğrusu gönlümüz razı değil. Her ne olursa olsun, devletin sanata verdiği değeri simgeleyen, yıllarca Türk tiyatro sanatına yüzlerce sanatçı kazandıran, binlerce oyunu yurt içi ve yurt dışında başarıyla sahneleyen ve en önemlisi ülkemizin en ciddi tiyatro kurumu olma özelliğini koruması gereken DT''yi yok etmeye yönelik bu tartışmaların birkaç oyuna indirgenerek büyütülmesi de anlaşılır gibi değil.

Davranış bozukluğu Resmi kurumların tamamında bürokratlarla kurum yöneticileri arasında sürekli bir sürtüşme olmuştur. Bu kavgaların temellendirdiği yaklaşımın da böylesi küçük bir tartışma olduğunu ümit ettiğimiz bugünlerde, durumun hiç de iç açıcı bir kulvara girmemesi her sanatsever gibi bizleri de üzüyor. "Patron"daki rolü dolayısıyla isyan eden Ali Sürmeli''nin davranışı ne kadar şık değilse, Rahmi Dilligil''in önce izin verip sonra vazgeçtiği "Çok Geç Olmadan" isimli oyun hakkındaki kararı da aynı derecede anlaşılmaz bir tutum. Her ne olursa olsun, ekmeğini bu sanattan kazanan, Türk tiyatrosunun ana rahmi durumunda bulunan Devlet Tiyatroları''nın yıpranması, sanatçılarının zarar görmesi ve daha da önemlisi bu kurumun çöküşe doğru itilmesi göz yumulacak bir gelişme değil.

Sahip çıkılmalı Problemlerin en kısa zamanda çözülmesi, sanatçı-yönetici, yönetici-bürokrasi çarkı arasındaki denge/dengesizlik kavramlarının ne kadar zarar gördüğünün farkına varılması en büyük dileğimiz. Meyve veren ağacı taşlamak değil, dibindeki yaban otları bile temizlemek varken, neden bu ağacı kökünden kesmeye çalışırlar anlamak mümkün değil. Kültür Bakanı İstemihan Talay''ın Rahmi Dilligil ve diğer Devlet Tiyatroları sanat yönetmenlerini biraraya toplayıp, bu ve benzeri problemleri medeni çerçeveler içinde çözmesi gerekiyor. Umarız, bu konudaki çabalarla daha fazla insanın zarar görmesi engellenir. Bakanlığın görevi, sanata ve sanatçısına sahip çıkmak değil midir ki zaten?...

ARKA KAPAK; Aşk: Şiir/öykü Adem Özbay''ı tanıyanlar, Birey Yayıncılık''tan çıkan kitabını görünce şaşırmamışlardır. Çünkü kitap, iki taraflı; yani hem şiir (Hayal Libaslı Akşam), hem öykü (Kevakip). Çift taraflı "faydalanılan" eserde, aşk ve onun bütün hallerini görmek mümkün. Kaliteli bir kağıt, duygusal metinler ve alıp götüren dizeler... İşte Adem Özbay''ın kısa özeti. "Sonuna varmayı hayal etmekten üşendiğimiz bir yoldayız. Baharın ılık meltemlerine aldırış etmeden kış aylarının tedirginliğini taşıyoruz üzerimizde.. İstanbul''un ahşap bir binasının hüznü taşsa da dudaklarımızdan, gülüyor ve seviyoruz" diyor şair. Usanmadan ve uslanmadan... Sevgiyi en üstlerde arıyor ve yaşatıyor içinde. Bu sıcak "ürünler"i okuyun, siz de seveceksiniz.

(Birey Yayıncılık, 0 212 511 33 69)

ALKIŞ: Sevginaz''ın Kırım sitesi Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım''da/ Biz duyarız Kırım''ın öldüren feryadını/ Bir büyük destanla birlikte yeniden yazacağız/ Kırım topraklarına Kırım Türk''ünün adını...Yavuz Bülent Bakiler''in şiiri kazınmıştı hafızama... Sevginaz Hamevioğlu''nun hazırladığı internetteki Kırım sitesini gezerken, ruhuma değişik, farklı ve coşkulu çağrışımlar üşüştü. Yıllarca Emel dergisiyle dertlenmiş, Kırım''ı, Kırımlı''yı bu dergiyle anlamaya çalışmış ve acılarıyla acıtmıştık yüreğimizi, Sevginaz hanımın hazırladığı web sitesinde de aynı coşkun duyguyu yaşadım ister istemez. Müftü Noman Çelebi Cihan, İsmail Gaspıralı, Veli İbrahim, Dr.Edige Kırımal, Hamdi Giraybay, Prof.Hasan Sabri Ayaz, Bekir Sıtkı Çobanzade, Cafer Seydahmet Kırımer, Prof. Osman Akçoraklı, Müstecip Ülküsal, Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu ve Cengiz Dağcı çıkıverdi birden karşıma. "Kırım Türkleri milli hareketinin hedefi; bütün Kırım Türkleri''ni, Kırım''a geri toplamak, burada milli muhtar cumhuriyetimizi kurmaktır. Dinimizi, dilimizi ve milli kültürümüzü yeniden öğrenmek ve geliştirmektir" diyerek yola çıkan dostlarımız, Buğra Alp Giray''ın "Paris Akşamları" şiiriyle hüzne boğuyor bizleri. Kemal Çapraz''ın "Sürgünde Yeşeren Vatan: Kırım", Dr. Edige Kırımal''ın "Topyekûn Sürgün ve Katliam", Anton Çehov''un "Kırım Türkleri", Cengiz Dağcı''nın "Nogayların Etnogenezine Dair Bazı Meseleler" gibi eserlerinin de tanıtıldığı site, bütün dünyanın dikkatini çekmek üzere İngilizce olarak da hizmet veriyor. (e-posta: kirim@kirimdernegi.org.tr, sevginaz@sirius.gazi.edu.tr, www.kirimdernegi.org.tr)

NOT: İçinizdeki devi uyandırın! Recep Garip, bir güzel insan. Eminönü Belediyesi''ne tayin olduktan sonra gerçekleştirdiği faaliyetlerle alkışı hak ediyor. Her hafta cumartesi günleri Kadırga Kültür Merkezi''nde düzenlediği birbirinden ilginç etkinlikle, şehrin tam ortasında önemli bir kültür görevi gerçekleştiriyor. Geçen hafta sonu, Hayat Yayınları''nın Özel İstanbul Kardiyoloji Hastanesi işbirliğiyle gerçekleştirdiği "NLP İlkeleriyle İçinizdeki Devi Uyandırın" başlıklı seminere ev sahipliği yapan Garip ve dolayısıyla Kadırga Kültür Merkezi, yüzlerce kişiye interaktif bir hafıza şöleni yaşattı. Feyzullah Çırak''ın skeçlerle katkıda bulunduğu programın önemli kişisi hiç şüphesiz, bu konuda kendini oldukça geliştirmiş olan NLP uzmanı Oğuz Saygın''dı. Saygın, "Benim hedef kitlem, düşüncelerine rotalar belirlemek isteyenlerdir. Değişimin kendine özgü kurallar sistemi vardır. Bunlar, çeşitli gruplara ayrılır. İlk gruptakilere 4İ kuralı diyoruz: İhtiyaç, İstek, İnanç ve İtimat. Değişime ihtiyaç duymalı ve istemelisin. Değişeceğine inanmalı ve bizleri değiştirecek sisteme itimat etmeliyiz. 4D Kuralı: Durum, düşünce, duygu ve davranış. Hedeflerinizi ve hayallerinizi yazın. Ne istediğinizi biliyor musunuz? Anahtar kelime özgüven. Kişinin özgüveni yoksa başarıyı yakalaması mümkün değildir. Öğrenmede 4K Kuralı: Kitap, kağıt, kalem ve kafa... Geminin rotasını kaptan belirler; hayatınızın rotasını da düşünceleriniz. Düşüncelerinizin rotasını ise yalnızca siz" diyerek görüşlerini özetleyen Saygın''ı takip etmeyi sürdürüyoruz; sizin de takip etmenizi istiyoruz. Göreceksiniz, hayatınızda bazı şeyler kendiliğinden değişmeye başlayacak.

(0 216 365 47 97)

YORDAM: "İç lisanımızı anlatmaya mecali yok tedavüldeki kelimelerin" diyoruz ve susuyoruz çoğu zaman, "Söyleyenler bilmez, bilenler söylemez" diyor içimizden biri... Kalpten kalbe giden yolda pasaportlar hileli, şifreler çözümsüz. Şükür nedir bilmeyiz biz. Bir lokma, bir hırkayla asla yetinmeyiz! Markalarımızı seviyoruz, etiketlerimiz hep üstümüzde... Bedir Acar

EZBER: Lotusa benzer saçlarının kokusu içime çektikçe tüm fenerlerim söner gözlerin narin bir bakışla donmuş güneşimin tüm buzlarını çözer mesut aşıklar yakalanınca tek bir bakışına aşıklığına kara bir isyan eder. * * * bilinmez gergef gergef ördüğün bu ağa neden sadece uyanık aşıklar düşer... Adem Özbay - (Hayal Libaslı Akşam''dan)