Kaydet
a- | +A

Bazı ölümler vardır, doğumlar kadar bereketli ve anlamlı... O ölümlerden geriye kalan tortular değildir sadece bu anlamı bize hatırlatan; eserler, sözler ve eylemlerdir asıl olan... Yahya Kemal Beyatlı da, gerçek mekana (1 Kasım 1958) giderken, gidişiyle boşalamayacak bir değerler manzumesi bırakmıştı. "Aziz İstanbul"un tepelerinde yankılanan Yahya Kemal şiirlerinde, hâlâ kendimizi, gönlümüzü ve musıkimizin engin zevkini hissediyoruz. O''nu Türk şiirinin en önemli temsilcilerinden biri olarak görmek abartı değil elbette; ahenk ve dil musıkisinin zirvesinde, şiir dilini, şiir kelimesini buluncaya kadar -yıllarca- beklemesi bunun isbatı... Milli varlığın ortaya çıkışını, coğrafya ile bağlantı kurarak şiirleştiren ve bu arada kendine has bir tarz geliştiren Yahya Kemal''le ilgili olarak, Dr. Arslan Tekin, "Edebiyatımızda İsimler ve Terimler" kitabında şu önemli tesbitleri sıralıyor: "Yahya Kemal''in şiirlerinde tarih önemli bir yer tutar. Doğduğu ve büyüdüğü Balkan şehirlerinin kaybı, onda dindirilmesi imkansız bir acı ve hasret doğurmuştur. Tarihe bakış tarzında bu duyguların büyük tesiri vardır. Şair, Balkan şehirlerine bağlı kaybolan çocuk saadetinin Osmanlı tarihi ile onun en güzel ve muhteşem tecellisi saydığı İstanbul''da arar. Şiirlerinin çoğunda Türk tarihini, Türk zaferlerini, sanat eserlerini verir..." (s.112). HASRET... YİNE HASRET "Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;/ Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum." diyor şair, bu sözleri tasdik edercesine... Bana göre, "Süleymaniye''de Bayram Sabahı", "Açık Deniz", "Itrî", "Bir Başka Tepeden","Hayal Beste", "Eski Musıki", "Koca Mustâpaşa", "Hayal Şehir", "Sessiz Gemi", "Endülüs''te Raks", "Eylül Sonu" ve "Rindlerin Ölümü" Türk şiirinin zirve eserleri arasında anılması gerekenlerden sadece birkaçı. "Aziz İstanbul", "Edebiyata Dair", "Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebî Hatıralarım" ise mutlaka okunması gereken nesir kitapları arasında yer alıyor. Şiirlerinin efsunlu ve tarih arkaplanlı atmosferindeki başarısını düz yazılarında da tekrarlayan ve belki de aşan Yahya Kemal''in "Aziz İstanbul"undaki yazıları, bir medeniyetin değişimini bütün sosyo-kültürel açıklığıyla gözler önüne seriyor: "Kendi kendime diyorum ki: Şişli, Kadıköy, Moda gibi semtlerde doğan, büyüyen, oynıyan Türk çocukları milliyetlerinden tam bir derecede nasıl alabiliyorlar mı? O semtlerdeki minareler görülmez, ezanlar işitilmez, Ramazan ve kandil günleri hissedilmez. Çocuklar müslümanlığın çocukluk rû''yâsı nasıl görürler?... Biz ki, minareler ve ağaçlar arasında ezan seslerini işiterek büyüdük. O mübârek muhitten çok sonra ayrıldık, biz böyle bir sabah namazında anne millete tekrar dönebiliriz; fakat minaresiz ve ezansız semtlerde doğan, frenk terbiyesi ile yetişen Türk çocukları dönecekleri yeri hatırlıyamayacaklar..." (s.121-123) Kim ne derse desin, Yahya Kemal bütün çekilmezliği, lükse düşkünlüğü, yalnızlığı ve megalomanlığı ile hatırlansa da, Türk edebiyatının zirvelerinden biridir. Öyle olmasa idi, fikirce pek uyuştuğu söylenemeyen Yakup Kadri Karaosmanoğlu''na ölümünden sonra şunları söyletebilir miydi: "Yahya Kemal aramızdan ayrılıp giderken bize öyle geldi ki, İstanbul''un bütün renklerini ve şekillerini de beraberinde alıp götürdü. Yahut da bütün İstanbul panoraması ışığı sönmüş bir renkli fenerin üstündeki resimler gibi silindi gitti. Bizim için ne Boğaziçi''nin mehtaplarını onun gözüyle görmek, ne saz seslerini onun kulağıyla dinlemek, ne ücra mahallelerin ıssızlığında ona açılan hikmetin derinliğine ermek, ne de virânelerinden bir haşmetli saltanat çıkarmak mümkün olacaktır..." Bu dünyadan Yahya Kemal de geçmişti; geçip gitmişti 41 yıl önce... Arkasında bir yığın şiir, bir o kadar nesir, bir o kadar hatıra ve bir o kadar da hoş sada bırakarak. Şimdi geriye dönüp baktığımızda edebiyatımızın parlayan yıldızları arasında onun yerini görebilmek hiç de zor değil; ancak bugün... Ya yarın?... ... İKİ GÜZEL ESER Ramazan Bakkal''ın Avrasya Bir Vakfı Yayınları arasında çıkan "Tanıtamadığımız Yahya Kemal" isimli eserini herkese tavsiye ediyorum. Bu eser, sadece biyografik bir kitap olmaktan çok, bütün yönleriyle Yahya Kemal''i tanıtmaya yönelik bir albüm niteliği taşıyor. Bilinmeyen fotoğraflar, en güzel Yahya Kemal şiirleri, büyük şair hakkında söylenmiş sözler ve yapılmış değerlendirmeler, nesirlerinden örneklerin yer aldığı "Tanıtamadığımız Yahya Kemal", Türk edebiyatı kadar, fikir dünyamızın da mihenk taşlarından olan şairi anlamamıza yardımcı oluyor (0 212 642 03 27). ... Yusuf Ömürlü''nün hazırladığı "Yahya Kemal''in Bestelenmiş Şiirleri" isimli kitap da önemli bir boşluğu dolduracak kıratta... İstanbul Fetih Cemiyeti''nce yayımlanan eser, şairin bestelenmiş şiirlerini notalarıyla birlikte sunuyor. Muharrem Kürşat Çakır, Nihat Öztürk ve Yılmaz Pamukçu gibi sanatçılar tarafından notaları yazılan 107 bestenin, ilgi duyan herkese kaynak olacağını söyleyebilirim. (0 212 517 41 68)

YORDAM Sahip olduğunuz tek alet çekiç ise, her şeyi çivi olarak görmeye başlarsınız. Moslow

HAFIZA Yahya Kemal Beyatlı

(1 Kasım 1958) Refiî Cevad Ulunay (4 Kasım 1968) Burhan Felek

(4 Kasım 1982) Doğan Avcıoğlu (4 Kasım 1983) Ümit Yaşar Oğuzcan

(4 Kasım 1984) Aka Gündüz

(7 Kasım 1958) Hakkı Süha Gezgin

(7 Kasım 1963)

ALKIŞ Cumhuriyet konseri Türk pop müziğinin genç ve başarılı isimlerinden Mustafa Sandal, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı''nda sevenlerinin karşısına çıktı. Tatilya Eğlence Merkezi''ndeki konseri bilet bulabilen 5 binin üzerinde "Sandalsever" izleyebilirken, sahne gerisinde önemli anlar yaşandı. Mustafa Sandal, emsalleri içinde farklı bir imaj ve sanat kaygısı taşıması bakımından dikkat çekiyor. Sadece kendi sanatıyla, kendi müziğiyle ilgilendiğini söyleyen genç şarkıcı, "Kimin ne yaptığını önemsemiyorum. Benim için aslolan kendi yaptıklarım ve dinleyenlerimin beklentilerini karşılayabilmek" diyor. İlk albümünden sonuncuya kadar geçirdiği müzik serüveninini en iyi şarkılarıyla dile getirdiği konserinde görüldü ki, sadece gençler değil, orta yaş ve hatta daha üzerindeki hayranları da onunla deşarj oluyor. Mustafa Sandal, yeni çıkacak albümünde yer alacak "Haydi Hep Beraber" isimli şarkısı, ocak ayında vizyona girecek bir Türk filmine hazırladığı besteleri ve Avrupa''daki müzik çalışmaları hakkında da zaman zaman bilgiler verdiği konserinde, oldukça mutlu görünüyordu, çünkü bu konser Cumhuriyet''in 76. yılına ithaf edilmişti... Diğer sanatçıların da böylesine önemli davranışlarda bulunması gerekmiyor mu?

EZBER Sessiz gemi Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. Bîçâre gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu! Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin herbiri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı