“Evrensel dîn kardeşliği” ismi altında, gayr-i müslimlere “kardeşlerimiz” demek doğru değildir. Böyle bir düşünce, Kur’ân-ı kerîmi yalanlamak olur.
Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîminde (Hucurât sûresi, 10. âyette) “Ancak mü’minler kardeştirler” buyurmuştur. Yüce Allah böyle buyururken, mü’min olmayanları, gayr-i müslimleri kardeş bilmek, bu âyet-i kerîmeye aykırıdır. “Evrensel dîn kardeşliği” ismi altında, gayr-i müslimlere “kardeşlerimiz” demek doğru değildir. Böyle bir düşünce, Kur’ân-ı kerîmi yalanlamak olur. Dînimiz, kâfirlerle de iyi geçinmeyi emreder, fakat iyi geçinmek ayrı, onları dost ve kardeş bilmek ayrıdır.
Mü’min, İslâmiyet’e inanan Müslümân demektir. Istılâhî ma’nâda, Müslümân olmayan herkes kâfirdir; nelere inanırsa inansın, kâfirlere mü’min [Müslümân] denemez. Ehl-i kitâba da mü’min [Müslümân] denmez. Kâfirlerin birçok kısımları var: Mürted, müşrik, mülhid, zındîk ve münâfık gibi. Kâinâttaki bütün insanlar 2 kısımdır: Müminler, kâfirler (Münâfıklar, kâfirlere dâhildirler, çünkü zâhiren Müslümân görünseler de kalpleri kâfirdir.)
Bir hadîs-i şerîfte, “İbâdetin efdali, Müslümânı Müslümân olduğu için sevmek, kâfiri kâfir olduğu için sevmemektir” buyuruldu. Allahü teâlânın düşmânlarını, meselâ Ebû Cehil'i sevenin, “Allah’ı da seviyorum” demesi yalan olur. Allah’ın sevdiklerini sevmeyen de, Allahü teâlâyı sevmiş olamaz. Meselâ Hıristiyânlar, Peygamber Efendimizi sevmedikleri için, “Allah’ı ve Hazret-i Îsâ'yı seviyoruz” deseler de, faydası olmaz. Yahûdîler de, Hazret-i Îsâ'yı sevmedikleri için, “Hazret-i Mûsâ'yı seviyoruz” deseler de, kıymetsizdir.
Allahü teâlâyı ve Onun Peygamberini sevmek, emirlerini yapıp, yasak ettiklerinden kaçmak demektir. Allahü teâlâyı sevmenin alâmeti, dostlarını sevmek, düşmânlarına düşmânlık etmektir...
Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik hazretleri buyurmuştur ki: Müslümânları, “İnsan, dünyâda kimi seviyorsa, âhirette onun yanında olacaktır” hadîs-i şerîfinin sevindirdiği kadar, hiçbir şey sevindirmemiştir. Müslümânları seven, Müslümânlarla birlikte Cennete; kâfirleri seven ise, kâfirlerle birlikte Cehenneme gidecektir. (Hâdimî, Berîka)
Bir kimse, Peygamber Efendimize, “Kıyâmet ne zaman kopacaktır?” diye sordu. Ona cevâben, “Kıyâmet için ne hâzırladın?” buyurdu. O kimse, “Fazla ibâdetim yok. Fakat Allah ve Resûlünü seviyorum” dedi. O kimseye, “Herkes sevdiği ile berâber olacaktır. Sen de, âhirette sevdiğinle berâber olacaksın” buyurdu. (Buhârî)
Âlimler, “Kişi sevdiği ile berâber olur” hadîs-i şerîfini şöyle açıklıyorlar:
Bir kimse, sâlih bir mü’mini sever, onun gibi i’tikâda sâhip olup onun gibi amel işlemeye gayret eder, Allah dostlarını dost, Allah düşmânlarını da düşmân bilirse, âhirette sevdiği kimse ile birlikte Cennette olur.
Bir kimse de hem Müslümânları, hem de gayr-i müslimleri sever, gayr-i müslimlerin i’tikâdlarını beğenirse, gayr-i müslimlerle birlikte Cehenneme gider. “Kişi sevdiği ile birlikte olur” demek, sevdiği kimsenin derecesine kavuşur demek değildir. Fakat iyileri sevdiği için, Cennette onlarla birlikte olur. Herkes îmânının parlaklığına, kuvvetine göre farklı derecelerde bulunur. (Mektûbât-ı Rabbâniyye, Hadîka)

